• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
    • SADECE EN İYİLER!
    • Nothing Only Hits! Since 2003
    • SADECE YOL GÖSTERMEZ...
    • "Önce Kendini Keşfetmelisin! "
    • REHBERİNİZ KARGA OLMASIN!
    • Her zaman En İyilerle Yola Çıkın, Yolda Kalmayın..
Dilimin Ucunda
Gastronomi ve Gurme Sanatının İnceliklerine Dair Aradığın Herşey burda!
Gezmek Gibisi Yok
Yeni Bir Rota Çiz Kendine; Bırak Değişsin Hayatın..
Dünya Niğmetleri
Yöresel Lezzetler,Sıradışı Tarifler, En İyi Mutfaklar ve Eşsiz Menüler!

ANASAYFA

Türkiye’de coğrafî bölge hudutlarının, coğraf­yacılar arasında, öteden beri çok tartışdan bir konu olduğu malûmdur. 1941 yılında Ankara’da toplanan I.Coğrafya Kongresi, bu tartışmaları kısmen bir sonuca bağ­lamak Ve kısmen de coğrafya öğretiminin önemli bir ihtiyacına cevap vermek için memleketimizi yedi esas coğrafî bölgeye ayırmış Ve her bölge içerisinde kolay seçi­lir özellikleriyle birbirinden ayrılan ’’bölüm ” (veya alt bölge)ler tesbit et­miştir. Coğrafya ders kitaplarımızda uygulama alanı bulmasma rağmen, bu bölüm ­lemenin günümüzde de tartışma konusu olduğu bir gerçektir.
Değerli Gezi Severler; Bugün yine çok özel bir programdan bahsedeceğiz.Kısaca biz rehberlerin Kuzey Ege Programı adını verdiği bu programın şablonunu aşşağıda paylaştık.Gezimize Ankaradan yola çıkıyorsanız ilk durağımız Çanakkale olacak şekilde ayarlanır ise sabah erken saatlerde Gelibolu yarımadasına varırsınız.İsterseniz önce genel programımızı burada verelim daha sonra da basamak basamak programımızı sizlere tanıtmaya çalışalım.
Mardin tabağındaki Sembusek belki de diğer yemeklerin suyuyla temas ettiği için çıtırlığını kaybetmiş. Etli ekmek adını verdikleri, Konya etli ekmeği aksine pideyle yakından uzaktan alakası olmayan, etle yoğurulmuş hamurun pişirilmesi ile yapılan yemek ise bence ekmek niyetine yemeğin suyuna banmaya yarıyor sadece. İrok konusunda genel görüşümü değiştirecek bir performans da konmuyor ortaya. Maldun dedikleri patlıcan dolması bu karışık tabağın bana göre kralı. Her zaman sevmişimdir patlıcanı. Güvecin ise yerel bir numarası yok. Gayet lezzetli fakat İzmir’de yediklerimizden pek farkı yok. Kaburga dolması ise bir şaheser, tek başına bunu yemek için bile Mardin’e gelmeye değecek kadar güzel. Tüm yemekleri silip süpürüyoruz, tıka basa doyuyoruz ama kaburga dolmasından aklımızı alamıyoruz. Kibe adlı işkembe dolması da diğer şaheser. İçerisi ciğerli pilavla doldurulmuş, dikişleri açıp ısıra ısıra afiyetle yiyorsunuz. Tıka basa dolmuş midelerimize tatlı (helva) ve çay ikram ediyorlar, hesap toplam 29 lira tutuyor
Suudi Arabistan'da yaşayan kralların ve sultanların özel misafirlerine ikram ettiği ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nin en önemli içeceklerinden biri olan "Mırra" kahvesi nedir, nasıl içilir ve faydaları nelerdir sizler için inceledik. İşte Mırra kahvesi hakkında tüm bilinmeyenler... Yüzyıllardır Arap coğrafyasına özgü olarak bilinen Mırra kahvesi, Türkiye'de özellikle Mardin, Gaziantep ve Şanlıurfa gibi Güney Doğu Anadolu Bölgeler'inde oldukça fazla tüketilen bir kahve çeşitidir. Bu kahveyi diğerlerinden ayıran özelliği ise oldukça acı ve ağır olmasıdır. Kahvenin ismi de aslında buradan gelir. Arapçada “mur” kelimesi “acı” demektir. Mırra kahvesi hepimizin bildiği gibi Türk kahvesi fincanlarında servis edilmez. Acı ve ağır bir tadı olduğundan minik ve özel kulpu olmayan fincanlarda ikram edilir.
Gerçekten bir masal diyarını anımsatan bu kentin geçmişi, tarihi eserleri, dar sokakları kadar lezzetli yemekleri de insanın aklını başından alır. Bu hafta sizi Mardin’de keyifli bir yolculuğa çıkaracağım. Mardin’i masal anlatır gibi anlatmak lazım. Çünkü bir yanında safran kokulu manastır Deyrülzafaran, diğer yanında zarif minaresiyle Ulu Cami, önünde ise ay ışığında denize dönüşen Mezopotamya Ovası, Mardin’i bir masal kentine çevirir. Bu masal kentinde taşlar şiir söyler. Çünkü taştan yapılmış eski evler, aralarına sokulan çirkin komşularına rağmen hálá bir şiir kadar güzel. Bu kentte dinler kardeştir: Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler, güneşe tapan Şemsiler asırlar boyu sarmaş dolaş yaşamıştır. Bu kentte diller akrabadır: Türkçe, Süryanice, Kürtçe, Arapça, İbranice, Ermenice birbirine kelime vermiş, birbirinden kelime almıştır.Yaşı 5 bin yılı aşmıştır Mardin’in. Onun için adının nasıl konulduğu unutulmuştur. Kimileri kentin adını, Nusaybin civarında yaşayan Mardani adlı bir Arap kabilesinden alır.
Baklava hamuru hazırlamak ve doğru şekilde açmak bir sanat, bir gelenektir. Defalarca denemek, yanılmak ve çekirdekten yetişmek bu işin harcında vardır. Olması gereken de budur. İşin profesyonelleri olan baklava ustaları karşısında saygıyla eğilip iyi bir baklavanın püf noktaları üzerinden geçelim. Geçelim ki mümkün olduğunca az hata yapıp kusursuza yakın ev yapımı baklavalar hazırlayabilelim. İşin sırrı unda. Baklava hamuru sert buğday unundan hazırlanacak. Evet yoğrulması daha zor olacak belki, çabucak katılaşacak hamur ama esnete esnete, dinlene dinlene dikkatli bir şekilde açılacak. Tariflere sadık kalmak esas olsa da kullandığınız unun üçte birinden çok az miktarda su, tuz ve ortalama üç adet yumurtayla tutulacak hamur. İçten dışa doğru yoğrulacak. Mümkünse mermer bir tezgah ya da düz tahta bir zemin üzerinde yapılacak bu işlem.
Bir yanda söylenceler, hanlar, çarşılar, diğer yanda peygamberler, camiler, medreseler, bir başka tarafta ise lezzetli yemekler. Yani siz neden hoşlanıyorsanız Urfa size o yüzünü gösterir. Deseler ki, "Urfa’nın adı yok, gelin bir ad koyalım." Cevabınız ne olurdu? Hangi adı uygun görürdünüz? Belki minarelerin çokluğuna bakıp "Buranın adı Camiler Kenti olsun" diyeniniz çıkabilir. Aslında yanlış da değil. Gerçekten de Urfa’da her köşede bir cami var. Kimi asırlar öncesinden kalma, kimi yakın geçmişte yapılma. Buradaki camiler, yapıldığı döneme göre değil de planlarına göre sınıflandırılır: Çok ayaklı camiler, orta kubbenin yana doğru genişlediği camiler, eş değerde çok kubbeli camiler, mihrap önü kubbeli camiler, tek kubbeli kübik camiler, tonozlu camiler, bazilikadan dönüştürülen camiler.
Şanlıurfa, insanlık tarihinin en önemli yerleşim yerlerinden bir tanesi. Cilalı Taş Devri’nden beri burada insanlar yaşamaktadır. Daha da önemlisi, bundan 10 bin yıl önce, Dünya’nın bilinen en eski tapınağı olan Göbeklitepe’nin de bulunduğu yerdir. Bugüne kadar burada Sümerler’den tutun da, Bizans’a kadar pek çok uygarlık görülmüştür. 1094 yılında Büyük Selçuklu, 1516 yılında da Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1. Dünya Savaşı’nda önce İngiliz, sonra da Fransız yönetimine giren şehir, Cumhuriyet sonrasında 1924’te il olmuştur.
Gaziantep’i artık tüm dünya tanıyor. Neden mi ? 2004 yılında UNESCO Yürütme Kurulu’nun 170. Toplantısında alınan karar doğrultusunda dünyanın farklı ülkelerinden 116 şehrin katılımıyla kurulmuş ve gastronomi dalında bugüne kadar 8 şehri “Yaratıcı Şehirler Ağına” dahil etmişti. Gaziantep, listeye giren 9.şehir oldu.Gaziantep Mutfağı kendi dalında Nobel aldı diyebiliriz. Yani demem o ki, Gaziantep artık tarihi dokusu ve lezzetleriyle marka bir şehir.
Sakarya ilinin eşsiz güzellikte bir manzaraya sahip slan Sapanca İlçesine ulaşıyoruz. Sapanca Gölü kenarında serbest zaman veriyoruz. Burada deniz bisikletine binebilir göl etrafında yürüyüş yapabilir ve sevdiklerinize hediyelik eşyalar alabilirsiniz. Sapanca gölündeki gezimiz sonrasında yeşile doyabileceğiniz şehir gürültüsünden uzak cennet gibi bir yer olan Aşıklar diyarı Maşukiye’ye geçiyoruz ve panoramik olarak Maşukiye Aşıklar Deresini ve şalelerinde serbest zaman veriyoruz. Serbest zaman sonrası Şaleler kenarında huzur dolu yürüyüş yapabilir hediyelik eşyalar alabilir kafelerde vakit geçirebilir fotoğraf çekebilirsiniz. Daha sonra Sapanca Gölünü ile Körfezini net görebileceğimiz manzarasıyla insanı büyüleyen bir noktada vereceğimiz fotoğraf molasının ardından bölgenin en yüksek zirvesi olan Kartepe'ye çıkıyoruz.
Biraz kebap hakkında konuşalım mı? “Kebap” kelimesi farsça olup asıl anlamı “kızartma”dır. Günümüzde “Kebap” bir yemek adı olarak algılanmaktadır, fakat aslında “kebap” bir pişirme yöntemidir. Bu pişirme yöntemi, insanlığın ilk ateşi bulmasından beri var.Kebabı, Arap yemek kültüründen aldığımıza dair yazılı bir kayıt yok. Kıyma kebabının ne zaman çıktığı ile ilgili de tam bir kanıt yok. Bazı 16.-17.yüzyıl Osmanlı kayıtlarında “Köfte Kebab” yazısı geçiyor. Ama formu, sunumu hakkında da bir bilgi yok. Bu yüzden pek “Arap yemek kültüründen” aldık diyemeyiz. Aslında kebap pişirme yöntemi Orta Asya’da çok bilinen ve yaygın olan bir tekniktir ve Türklerin, Araplar ile etkileşiminden önce aslında yemek kültürümüzde yemek pişirme tekniği olarak “kebap”ın olduğunu söyleyebiliriz.
TRABZON – AYASOFYA - ATATÜRK KÖŞKÜ – SÜRMENE - FIRTINA VADİSİ - TİMİSVAT KÖPRÜSÜ – TAR DERESİ – BULUT ŞELALESİ ( GÖKSU )- AYDER YAYLASI – KALEGON – GELİNTÜLÜ ŞELALESİ-ÇAĞLAYAN KÖYÜ – GÜRCİSTAN BATUM – ALTIN POST – AVRUPA MEYDANI - PİAZZA MEYDANI – BATUM BULVARI- PAZAR-ÇAĞLAYAN KÖYÜ – GÜRCİSTAN BATUM – ALTIN POST – AVRUPA MEYDANI - PİAZZA MEYDANI – BATUM BULVARI- PAZAR-UZUNGÖL – KİREMİTLİ KÖPRÜ - SÜMELA MANASTIRI- HAMSİKÖY – ZİGANA - GÜMÜŞHANE-KARACA MAĞARASI - GİRESUN KALESİ – TOPAL OSMAN ANITI - GİRESUN ADASI- ORDU BOZTEPE - SAMSUN-TÜTÜN İSKELESİ – BANDIRMA VAPURU - İLKADIM ANITI – ATATÜRK ANITI – SAMSUN ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİ - AMAZON KÖYÜ – AMASYA – KRAL KAYA MEZARLARI – FERHAT ŞİRİN SU KEMERLERİ – II BEYAZID KÜLLİYESİ – YALI BOYU - ANKARA
 1  ...

 

                                              




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam4
Toplam Ziyaret109464
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.46045.4823
Euro6.19916.2239
Hava Durumu
Anlık
Yarın
7° 3°
Saat
Takvim
Site Haritası
ZAMANI BOŞA HARCAMAYIN

GÖREVİNİZİ KÖTÜYE KULLANMAYIN

NATIONAL GUIDING SERVİCE

YENİ BİR ROTA ÇİZ KENDİNE