• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
    • SADECE EN İYİLER!
    • Nothing Only Hits! Since 2003
    • SADECE YOL GÖSTERMEZ...
    • "Önce Kendini Keşfetmelisin! "
    • REHBERİNİZ KARGA OLMASIN!
    • Her zaman En İyilerle Yola Çıkın, Yolda Kalmayın..
Dilimin Ucunda
Gastronomi ve Gurme Sanatının İnceliklerine Dair Aradığın Herşey burda!
Gezmek Gibisi Yok
Yeni Bir Rota Çiz Kendine; Bırak Değişsin Hayatın..
Dünya Niğmetleri
Yöresel Lezzetler,Sıradışı Tarifler, En İyi Mutfaklar ve Eşsiz Menüler!

ANASAYFA

600 envanterlik eser bulunmaktadır. 5 kültür katmanı keşfettik. En üst yer İslami Çağ, daha sonra Orta Çağ Bizans, onun bir altında Urartular, Demir ve Erken Tunç Çağı'na kadar giden kültür katmanları tespit edildi. Bu kültür katmanları 46 açmada her bir açma 100 metrekare, 4 bin 600 metrekarelik alanda tamamen tabandan başlayarak zemine ininceye kadar devam etti. Arkeologlar marifeti ile en az hasarla müzemize getirildi" diye konuştu.
Alman tüccar ve amatör arkeolog Heinrich Schliemann, Osmanlı Devleti’nin verdiği kazı iznine uymayarak 1870-1873 yılları arasında Troya’da bulduğu hazineleri yurtdışına kaçırmıştı. Soruşturmayı yürüten İzzettin Efendi, Schliemann’ın tam 73 bin 139 eseri çaldığını tespit etmişti. Osmanlı belgelerinde ‘Troya hazinelerini aşıran (soyan)’ diye nitelendirilmesine rağmen Schliemann, 1878’den sonra da Osmanlı Devleti’nden kazı izni almayı başardı. Ancak dönemin Müze-i Humayun (İstanbul Arkeoloji Müzesi) müdürü Anton Dethier, Schliemann’ın her faaliyetini yakından takip ediyordu. 1881’de Dethier’in ölümünü fırsat bilen Schliemann, Troya hazinelerini bağışladığı Berlin Kraliyet Müzesi Müdürü Richard Schöne bir mektup göndererek, Sultanahmet Meydanı’ndaki ‘Yılanlı Sütunu’ Almanya’ya götürmek istediğini yazdı.
Türkiye'nin en sevilenleri belli oldu! Birinci sırada ne döner var ne baklava Dünyanın dört bir yanından yemek tutkunlarının otantik mekanları ve geleneksel tatları öne çıkarmak için bir araya geldikleri içerik sitesi TasteAtlas'ta Türkiye’nin en popüler 100 lezzeti belirlendi. Liste Türk mutfağı meraklıları için çok faydalı bir rehber niteliğinde. İşte puanlarıyla, mekan önerileriyle Türkiye’nin en popüler 100 lezzeti…
Bu araştırma sonucunda elde edilen sonuçlardan biri şu: 4000 yıl önceki bir sulu kuzu eti yemeğinin zaman içinde farklılaşmış ama temelde aynı kalmış çeşidi bugün Irak mutfağında halen yer alıyor. Dahası listede bulunan dört tarif özel amaçlar için de tüketiliyor. Örneğin “paşrutum” (gevşeme, rahatlama anlamına geliyor) isimli pırasalı, soğanlı ve kişnişli yemek soğuk algınlığının tedavisi için içilen bir çorba imiş. Listede bir de yabancı mutfaklardan ödünç alınmış yemekler var. Bunlar da komşu kültürlerin arasındaki temasın bir işareti olarak görülüyor. Sözlerine en başta atıf yaptığım Barjamovic, “Bu 4000 yıllık metinlerde bir ‘mutfak’ kavramı olduğunu, ‘bizim’ olan ve ‘yabancı’ olan yemeklerden bahsedildiğini görüyoruz. Yabancı kötü demek değil; sadece farklı ve bize tarifi verdiklerine bakılırsa pişirmeye değer görülüyor” ifadelerini kullanıyor.
6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nun “Turist Rehberi Ücretleri” başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında “Taban ücret tarifesi, Birlikler ile Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin görüşleri alınarak Bakanlık tarafından net ücret belirlenir ve her yıl 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranından az olmamak kaydıyla artırılarak en geç Aralık ayında, izleyen takvim yılının başından itibaren yürürlüğe girmek üzere Bakanlık tarafından ilan edilir” denilmektedir. 23.12.2019 tarihli ve 30987 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 2020 yılı için geçerli olacak yeniden değerleme oranı %22,58 olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, Bakanlık Makamının 31.12.2019 tarih ve 1090622 sayılı olurları ile turist rehberlerine ait 2020 yılında hizmet grupları itibariyle uygulanacak taban ücretleri aşağıda belirtildiği şekilde uygun görülmüştür:
Konya' nın İlçeleri: Karatay, Meram, Selçuklu, Ahırlı, Akören, Akşehir, Altınekin, Beyşehir, Bozkır, Cihanbeyli, Çeltik, Çumra, Derbent, Derebucak, Doğanhisar, Emirgazi, Ereğli, Güneysınır, Hadım, Kulu, Sarayönü, Seydişehir, Taşkent, Tuzlukçu, Yalıhöyük ve Yunak' tır. Coğrafyası: Anadolu yarımadasının ortasında bulunan kent İç Anadolu Bölgesi' nin güneyinde yer almaktadır. Konya' nın toprakları 38.873 km2 yüzölçümüne sahip olup, büyük bir kısmı iç Anadolu' nun yüksek düzlükleri üzerindedir. Güney ve Güneybatı kesimleri Akdeniz Bölgesine dahildir. Rakım ortalama 1011 m' dir. İklimi: Kara iklimi hüküm süren Konya' da yazlar kuru ve sıcak, kışlar soğuk ve yağışlı olmaktadır.
Çatalhöyük, 9000 yıllık geçmişiyle tarihi ışık tutan en eski yerleşim yerlerinden biridir. Uçsuz bucaksız Konya Ovası'nın Çumra ilçesi sınırlarında içinde kalan bu tarihi yerleşim yeri ilçenin sadece 10 km. kadar doğunda yer almaktadır. Höyüğün çatal ismini alması, farklı yükseklikteki iki tepe düzüne sahip bir tepe şeklinde olmasından gelir. Tarihi yerleşim Çatalhöyük ilk kez 1958 yılında J. Mellaart adlı kişi tarafından keşfedilmiştirNeolitik Dönem yerleşimi olan Çatalhöyük, 2.000 yıl boyunca kesintisiz yerleşimin görüldüğü bir yer olmasıyla, Mezopotamya dışında dönemin en büyük ve en kalabalık yerleşim yerlerinden de biri olarak bilinmektedir. İnanış olarak Çatalhöyük insanları ölümden sonra diğer dünya inancını taşıdıklarını bizlere evlerinde ölülerle yaşamalarıyla göstermektedir. Her konutta en az bir platform bulunuyor ve ölülerini bu platformların altlarına gömüşlerdir. Yani konutlarda ölülerle beraber yaşadıklarını görülmektedir.
5 bin 500 yıllık yerleşik bir medeniyete sahip İran, dinine, kültürüne, tarihine, edebiyatına sıkı sıkıya bağlı. Şiir toplum için yaşam biçimi... Hafız-ı Şirazi'nin Divanı öğretileri gibi. Şair Firdevsi'nin yazdığı 61 bin beyitten oluşan Şahnamesi, İran milletini yeniden diriltti. Mezarları, kabirleri dün gibi korunuyor. 7 günlük gezimde 80 milyon nüfuslu komşumuz İran'ın yönetim biçimini değil, tarihini, kültürünü, edebiyatını sorguladım. Mistik geziye İran'ın en modern ama tarih kokan kenti İsfahan'dan başladım...
Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, British Museum’da açılan ‘Troya: Mit ve Gerçeklik’ sergisi kapsamında düzenlenen ‘Mitolojinin ve Arkeolojinin Kenti: Troya’ isimli konferansta konuştu. Aslan, “Troya’dan kaçırılan, 19’uncu yüzyıldan itibaren dünyanın 44 farklı müze ve koleksiyonuna dağılan eserlerin sergilenmesi gereken yer Troya Müzesi’dir” dedi. Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan da sergi kapsamında düzenlenen ‘Mitolojinin ve Arkeolojinin Kenti: Troya’ (Troy: City of Mythology and Archaeology) isimli konferansa davet edildi. Konferansta Troya antik kentinin mitolojideki yerini, arkeolojik kazıları ve eserlerin Schliemann tarafından nasıl kaçırıldığını anlatan Prof. Dr. Aslan, şunları söyledi:
Sabah saatlerinde Eğirdir Gölü'ne varışımızın ardından Göl'e nazır kahvaltımızı alıyoruz.Kahvaltı sonrası Eğirdir Gölü çevresinde yürüyüşümüzü yapıyoruz. Sonrasında Eğirdir Kalesi, Hızır Bey Camii, Yeşil Ada'yı gezdikten sonra rotamızı Salda Göl'üne hareket ediyoruz. Sabah açık büfe kahvaltı sonrası Hierapolis Antik kenti ile gezimize başlıyoruz. Her noktasında ayrı izler ve özellikler bulunan Antik Kentte sırasıyla Hamam binası, Nekropol alanı, ana cadde üzerinde bulunan Domitian Kapısı ve Latrin binası, Tapınak, Hierapolis Tiyatrosu gezileri ardından antik çağda kutsal olarak bilinen ve birçok hastalığa iyi geldiğine inanılan Sütunlu havuzda kısa bir mola veriyoruz. Ardından bembeyaz dokusuyla kendisine hayran bırakan Travertenlere ulaşıyoruz.
Hierapolis, Pamukkale yakınlarında bulunan bir antik kenttir. Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolisin bir Frigya kenti olduğunu ileri sürülmektedir.Pamukkale Travertenlerin hemen yanında tüm görkemiyle ayakta duran Pamukkale Hierapolis Antik Kentinin kalıntılarının büyük bölümü de bu dönemden. Eşi bulunmaz güzellikteki travertenler ile birlikte bu kalıntılar UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Miras Listesi’nde yer alıyor. Pamukkale’nin hemen ilk görüşte sizi büyüleyeceğine eminiz.
Paris'in anıt kaplı bulvarları, müzeleri, klasik bistroları ve butikleri, yeni bir multimedya galerileri dalgası, yaratıcı şarap barları ile sizi büyüler.göz alıcı cadde des Champs-Élysées'i koruyan geniş Arc de Triomphe, uçan Notre Dame katedrali, Seine ve art nouveau kafelerinin hasır sandalye kaplı teraslarının arasında uzanan lamel köprüleri ile paris sokakları başınızı döndürür. İçten dışa, endüstriyel tarzdaki Centre Pompidou'dan Musée du Quai Branly'yi süsleyen mur végétal'a (dikey bahçeye) kadar çarpıcı modern ve çağdaş simgeler de vardır. Fondation Louis Vuitton'un çağdaş sanat merkezinin cam yelkenleri ve ışıltılı çelik yumurta şeklindeki konser alanı La Seine Musicale çarpıcı bir etkiye kapılmanızı sağlayabilir.
Türkiye Cumhuriyet’inin başkenti olan Ankara kenti topraklarına, çok eski tarihlerde yerleşilmiştir.Bunda en büyük etken, bu topografya koşullarının ve Anadolu yolları üstündeki konumunun, merkez rolü oynayabilecek bir kentin kurulmasına elverişli olmasıdır. Orta Anadolu’da aşağı yukarı bütün kentler bir ova çevresinde, daha doğrusu,bu ovaları çevreleyen dağların yakınında kurulmuştur.Ankara da, ortasından Ankara çayının geçtiği bir ova kenarında yer alır. Bent deresi, İncesu ve Çubuk suyu bu ovada, kente yakın bir noktada birleşirler.Söz konusu ova, öbür Anadolu kentlerinin kurulduğu ovalardan küçük olmakla birlikte,korunmaya elverişli bir yerde olduğu için, çok erken tarihlerde yerleşmeye açılmıştır
Hattuşa 1986 yılından beri, UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası Listesinde”, ayrıca burada bulunan çivi yazılı tablet arşivleri de 2001 yılından itibaren yine UNESCO’nun “Dünya Belleği Listesinde” yer almaktadır. .Mısır, Babil ve Mitanni gibi Eski Doğu’nun büyük güçlerinden biri olan Hititler, yaklaşık M.Ö. 1200 yıllarına kadar Anadolu’nun büyük bir kısmına ve zaman zaman da Kuzey Suriye’ye hükmetmişlerdir. Bu İmparatorluğun başkenti Hattuşa, Çorum’un 80 kilometre güneybatısında, Boğazkale ilçesindedir. Bölge 1988 yılında Tarihi Milli Parklar statüsüne alınmıştır.Hattuşa 1834 yılında Fransız mimar Charles Texier tarafından keşfedilmiştir. Bu sadece Hattuşa’nın keşfi değil, tamamen unutulmuş olan Hititlerin keşfi olarak da algılanabilir. 1893-94’te Ernest Chantre’nin birkaç sondaj yapmasına ve ilk çivi yazılı tabletleri yayınlamasına kadar ki dönemde pek çok bilim adamı ve gezgin Hattuşa’yı ziyaret etmiştir.
Bu haftasonu gerçekten güzel bir yere gitmek ister misiniz. küçük süprizleri sevenlere tavsiye edebileceğim bir yer var .Daha fazla meraklandırmadan hemen sadede gelmek istiyorum.Bugün Amasra’dan bahsedeceğiz. Yani Antik çağdaki adıyla Sesomos adıyla bilinen kraliçe Amastrisin kenti!Fatih Sultan Mehmet’in Çeşm-i Cihan olarak bahsettiği güzellik abidesi Amastris..Hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki, insan nerden başlıyacağını bilemiyor doğrusu.Öyleyse şöyle yapalım, sizleri daha fazla sıkmadan küçük bir girişle başlıyalım, devamı gelir nasıl olsaBuyrun bakalım işte size başdöndürücü Amasra turu! Ruhunuzu doyuracaktır afiyet olsun iyi seyirler diliyorum.(Kemerlerinizi Takmayı Unutmayın)Ayandon fırtınasından kocakarı soğuklarına, kestane karasından pastırma yazına kadar iklim ve coğrafyanın el ele yaşandığı harika bir liman kentidir Amasra.Denize doğru bir kulaç gibi atılmış yarımada ve adaları ile hep doğadan gelecek olan ve ona verilecek olan nimetlerin kalesidir. İki adalı, iki koylu beş tep
Kara lahana, oldukça faydalı bir sebzedir. Türkiye de daha çok Karadeniz bölgesinde yetiştiriciliği yapılan bu sebze çorbadan tutun ki dolmasına kadar yapılmaktadır. İçinde bulunan kalsiyum, magnezyum, potasyum gibi minareller oldukça fazla olduğu için insan için değerli ve önemli bir sebzedir. Doktorlar da sık sık kara lahananın insan sağlığı için önemli olduğu vurgusuna sık sık dikkat çekmektedir. Dünyada da kullanım alanı geniş ve yaygındır. Kara lahana hem pişmiş şekilde hem de çiğ olarak salatanın içinde tüketimi yapılmaktadır. İçinde barındırdığı A, B ve E vitaminleri ile de insan sağlığına çok büyük katkısı ve fayda sı vardır. ama insan için daha önemli C vitaminin asıl kaynağıdır. İnsanda yaşlılık hormonlarını besler ve daha geç yaşlanma sağlar. Kara lahana insandaki hücrelerin yenilenmesini ve yıpranmasını engeller. İnsan için doğal ilaç özelliği taşıyan bu besin kanser hastalıklarının da engellemesine katkıda sağlar.
 1  ...

 

                                              




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam34
Toplam Ziyaret130801
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.93305.9567
Euro6.54256.5687
Hava Durumu
Saat
Takvim
Site Haritası
ZAMANI BOŞA HARCAMAYIN

GÖREVİNİZİ KÖTÜYE KULLANMAYIN

NATIONAL GUIDING SERVİCE

YENİ BİR ROTA ÇİZ KENDİNE