• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
VAZGEÇİLMEYEN ALIŞKANLIK:MARDİN
Dünü bugün, dünden getirdiklerini gönlünden; geçmişten geleceğe sunan, tarihi tarihle özümsetmek, yaşayıp yaşatabilmek ayrıcalığı nedeniyle, tarihin en eski Hıristiyan topluluğu Süryanilerin köklü kültürü ve çeşitli uygarlıkların izleriyle bezenen Mardin’de engin hoşgörü şehrin ötesine ulaşmaktadır. Ezanların Çanlarla kardeşçe ve birlikte yankılandığı bu medeniyetler şehrini görmek istemez misiniz.

MARDİN TARİHİ
 

Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki bölgede, tarih boyunca pek   çok medeniyet yerleşmiştir. Mezopotamya, Paleolitik ve Neolitik dönemden   itibaren iskan görmüştür. Mardin ili ve civarında yapılan araştırmalarda,   Mezopotamya kültürlerinden Halaf ve Ubeid Dönemlerine (İ.Ö.5500-3500) ait   yerleşmeler tespit edilmiştir. Daha sonraki dönem olan ve kent devletlerinin   kurulduğu; yazının, takvimin ve çarkın ortaya çıktığı Uruk Dönemi (İ.Ö.   3500-3000) Mardin İlinde yapılan Girnavaz Kazısında ve çevre yerleşmelerde açığa   çıkarılmıştır. Mardin ili Dargeçit ilçesinde yapılan yüzey araştırmasında ise   tespit edilen Boncuklu Tarla, önemli bir Neolitik dönem yerleşmesidir. Yazılı   kaynakların ortaya çıkması ile Mardin Bölgesi hakkında bilgiler artmıştır.   Akad Kralı Naramsin’e ait, Diyarbakır Pir Hüseyin’de bulunan yazıta göre;   kral yaptığı seferde, Mardin üzerinden olan ve daha sonra Romalılar   tarafından da kullanılan antik yolu kullanmış olmalıdır. Yukarı Habur   Bölgesi’nde yer alan Tell Brak, Tell Leilan ve Mardin sınırının hemen   güneyinde Mardin’den de görülen Tell Mozan yerleşmelerinde bulunan yazılı   kaynaklar, bu dönemde Mardin Bölgesi hakkında bilgi vermektedir. Bu dönem   için Mardin bölgesi Subartu Ülkesi olarak gösterilmekte ve Hurrili halklar   yaşamaktadır.

Eski Assur-Eski Babil dönemi boyunca Kuzey Mezopotamya’daki Mari   Sarayı’nda bulunmuş olan tabletlerde de Mardin bölgesi anlatılmıştır.   Mardin’in yaklaşık 50 km. güneyindeki Tell Leilan’da açığa çıkan metinlere   göre Şamsi Adad’ın oğulları, Işme-Dagan ve Yasmah-Addu, Ması/Masius-Tur Abdin   kuzeyindeki bölgelerde hareket etmişlerdir. Bu döneme ait buluntular Mardin   Girnavaz kazısından buluntularla desteklenmektedir.

İ.Ö. 1600’lerde kurulan Mitanni Devleti’ne ait buluntular da   Mardin çevresi yerleşmelerde ortaya çıkmıştır. Mitanni Devletinin başkenti   olan Waşukkani’nin yeri henüz tespit edilememiştir ancak bölgemizin içinde   veya çevresinde olduğu düşünülmektedir. Bu dönemde (İ.Ö. 1370) Hititlere ait   Boğazköy metinlerinde de bugün Tur Abdin olarak bilinen dağlar Kaşyari Dağı   olarak ilk kez karşımıza çıkmakta ve bölgenin tarihi coğrafyasını göstermesi   açısından önem taşımaktadır. Daha sonraki Mezopotamya kaynakları da Kaşyari   Dağı hakkında bizleri aydınlatmaktadır ve (İ.Ö. 669-629) Assurbanipal devrine   kadar Kaşyari adının geçtiği belgeler bulunmaktadır.

Daha sonra ki Assur dönemi metinlerinde de bölge tarihi hakkında   bilgiler vardır. Bunlardan en önemlisi II. Assurnasirpal’in (İ.Ö.884-858)   bölgeye yaptığı seferde, Matiate’yi (bugünkü Midyat) aldığından bahsettiği   metindir. Bu dönemde bölgeye yapılan seferlerde izlenen yolların bir kısmı   Mardin bölgesinden geçmektedir. Bu yollardan bir tanesi Assur’dan çıkıp   Midyat, Savur üzerinden Diyarbakır’a giden yol, diğeri de Assur’dan   Nusaybin’e gelen, buradan ikiye ayrılan yoldur. Bu yoldan biri Çağçağ Nehri   boyunca Midyat’a devam etmekte, diğeri de Nusaybin’den Mardin vadisine devam   edip Savur’a gitmektedir. Assur’dan gelip Nusaybin’den geçen ve Mezopotamya   ovasında devam eden ve bugün İpek Yolu olarak bilinen yol da o dönemde   kullanılmış olmalıdır. Bu dönemi anlatan tabletler Nusaybin ilçesinde   Girnevaz kazısında bulunmuş ve müzemizde sergilenmektedir.

Mardin bölgesi Assur’dan sonra Pers, Hellenistik, Roma, Bizans,   Araplar, Artuklu, Selçuklu, Osmanlı Dönemi'ne ilişkin birçok yapıyı bünyesinde   harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir. Mardin'de Bizanslar 640   yılında Hz.Ömer'in kumandanlarından İlyas Bin Ganem'in işgaline kadar   varlıklarını devam ettirmişlerdir. Mardin ve çevresi, 692'de Emeviler'in,   824'te Halife Memnun zamanında Abbasiler'in hakimiyetine girmiştir. Bu   dönemde İslamiyet hızla yayılmıştır. 885-978 yılları arasında buralarda hüküm   süren Hamdaniler'in kaleyi kesin olarak zapt edişleri 895 yılına rastlar.


  Doğal olan kalenin bazı yerlerine surlar yaptırarak bazı yerlerini de   onararak günümüze kadar dimdik kalmasını sağlamışlardır. 990 yılında ancak   Musul'da tutunabilen Hamdaniler'in topraklarını birer birer ele geçiren   Mervaniler, Mardin'i de zapt ederler. Mardin ve çevresinde çarşılar, camiler   yaparak onarımlarla İpek yolu üzerinde bulunan bu önemli şehri ticari açıdan   canlandırırlar. Mervaniler Devleti, Nusaybin'de 1089'da Selçuklular'a   yenilerek onların hakimiyeti altına girer. Artuklular'dan İl Gazi Bey   Mardin'i 1105'te ele geçirerek devletin başkenti yapar. Bu devletin 304   yıllık egemenliği sürecinde çok sayıda tarihi cami, medrese, hamam ve   kervansaray yapılmış, birçok cami, medrese ve manastır onarılmıştır. Timur,   Artuklular döneminde 1393'te Mardin Kalesini kuşatıp işgal etmeye çalışsa da   başarılı olamaz.16.yüzyılın başında Akkoyunlular'ı egemenliğine alan Şah   İsmail güçlü bir Şii devleti kurmayı başarır. Bu dönemde Anadolu'ya girip   Şiiliği kabul etmeyenleri zalimce öldürmekten geri kalmaz. Bu durumu gören   Mardin hakimi, şehri zulme ve yağmalamaya karşı, halkı korumak için kalenin   anahtarını kan dökmeden Şah İsmail'e teslim eder. Mardin kesin olarak   Osmanlıların eline geçmesi Mısır seferini düzenleyen Yavuz Sultan Selim   zamanındadır. (1517) 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte Mardin il   statüsüne kavuşmuştur.

‘MARDİN ADI’

“Mardin” isminin ortaya çıkışıyla ilgili çok şey anlatır.   Bunların pek çoğu bilimsel tespitlere dayanmasa da halk ağzında ve birçok   metinde farklı hikayelerle karşımıza çıkar. Bunlardan bazıları şu şekildedir;

“…İslam’ın ilk dönemlerinden günümüze kadar pek çok tarih ve   coğrafya kaynaklarında ve sözlüklerde Maridin olarak tespit edilmiş –   “Maridin” kelimesi “Marid” kelimesinin çoğuludur diye kitaplara geçmiş. Marid   ise, edip karşı gelen, çetin manalarına gelir; aynı zamanda Süryani dilinde   de “Kale” manasında kullanılmaktadır. Yakut’un iddiasına göre Mardin adını   almasının hikayesi şöyle: Bu kaleyi inşa eden zat, çok uğraşmasına rağmen ele   geçirmek istediği iki kaleyi ele geçiremeyince şair Zübba:

   “Marid çetin   çıktı, Ablak da izzetli…” demişti. Bu söz, kralın çok hoşuna gitmiş ve   çetinlik, yücelik ve güç ifade eden bu Marid kelimesini, inşa ettiği bütün   kale ve korunaklara vererek “bir tane değil, benim birçok çetin ve alınamaz   kalelerim var” manasında buraya Maridin demişti. İşte bu nedenle o tarihte   eski şehri oluşturan ve çevresinde bulunan iç içe kale ve korunakların   hepsine ayrıca bu isim de kullanılıyordu. Nitekim o zaman Aramice deniyordu,   yani kaleler… Araplar da bu isme işaret olarak o kelimeyi Maridun ve Maridin   şeklinde kullandılar. Aramice Arapça’da kullanılan bu iki kelime, çok eski   zamanlara dayanan ve İslam’dan çok önce de birbirine yakın lehçelerde   kullanılmış. Mesela Augost Dergisinde “Miridé”, Ortlios elyazmasında “Maride”   ve Ptolomée’de “Mardé” şeklinde kullanılmıştır. (Mardin Tarihi, Dr. Hasan   Kamil Şümeysani, sy. 19-20)

“A. Dupre ve J. Von Hammer, Mardin’e MARDE denildiğini, bu Marde   adını eski Yunan coğrafyacılarının da kullandıklarını belirterek, bu   kelimenin orijinin “SAVAŞÇI BİR KAVİM OLAN MARDE”lerle ilgili olduğunu,   Hammer’e göse ise, MARDE’lerin İran hükümdarlarından Arşedir (226-241)   tarafından buraya yerleştirildiklerini anlatır.

Din, adındaki bir İranlı zahidin, Mardin’in bulunduğu dağın   tepesine yerleştiği orada ibadetle vakit geçirdiği, zamanla şöhretinin   Horasan’a ve Doğu’nun diğer ülkelerine yayıldığını, bir gün, Heraklius   tarafından gönderilen bir kumandanın, buraya gelerek zahidle, önce dostluk   kurup, sonra da, onu öldürdüğünü, buraya bir kale inşa ettirdiğini, daha   sonra kızının da bunun karşısına bir kale yaptırdığını “DİN” öldü manasına   gelen Arapça “METE-DİN”den de, Mardin kelimesin türetildiğini ve bunun bir   halk rivayeti olduğunu belirtir.

Onun, Mardin’in kuruluşuna dair naklettiği uzun rivayetin   enteresan bir tarafı da, Mardin ve Kal’ıt Mara kalelerinin birlikte kurulduğu   keyfiyetidir.

Süryani kaynaklarına dayanarak vücuda getirilen diğer bir   makalede, İran’lı Şehzade yerine İ. S. 309’da Mardin’e Şah Buhari adındaki   bir İranlı Kumandan gelir. Oniki sene kadar oturur, bu mahallin imari ile   uğraşır. Onun bu çalışması uzun yıllar devam eder, sonra halk bir veba   salgını neticesinde tamamen ölür. Süryani kaynaklarından faydalanıldığı   belirtilen makalede, İranlı Zahid ve Romalı Kumandan hikayesi bu olaydan   yüzyıl sonra cereyan etmiş gibi gösterilmiştir.

Romalı kumandan burada bir büyük kale yaptırmıştır,   denilmektedir. Her iki rivayet incelendiğinde, bunlardan Mardin’in   Romalılardan önce, İranlılar tarafından iskan edilmiş olduğu ifadesi ortaya   çıkar. Şah Buhari denilen zat, Meşhur Sasani Hükümdarı 2. Şapur (309-379) olmalıdır.   Şapur kelimesi orta Farsça’da ŞAHPUR’dan gelmekte olup “Şehzade” anlamını   taşır. Romalılara karşı giriştiği uzun savaşlar esnasında 2. ŞAPUR, Nusaybin’   ve İmparator 2. Costantinus (337-34) tarafından tahkim ettirilen Amid   (Diyarbakır)’i zaptetmiş, bütün yukarı Mezopotamya’nın doğu, yarısını eline   geçirmiştir. Bu arada Mardin’i de ele geçirmesi tabiidir.

Diğer taraftan VI. Yy. ortalarında Mardin’in Romalı bir kumandan   tarafından tahkim ettirilip burada bir de kale yaptırması, Justinianus   (527-565) zamanında bu havalide girişilen faaliyetlerle ilgili olsa gerektir.  

Yine Süryaniler, Mardin’in halk arasındaki telaffuzunun Merdin   olduğunu, bunun da Süryani dilinde KALE anlamına gelen MARDO’nun çoğulu   olduğunu bildirerek bu havalide bulunan dört meşhur kaleyi sayarlar.   Bunlardan ilk ikisi “MARDİN” ve “KAL’IT-MARA” kaleleri, diğer ikisi de   Mardin’in bir saat kadar güneydoğusundaki DEYR-İLZA’FARAN manastırının   gerisindeki sırtlarda bulunan iki kaledir. Kanaatimizce bu, MARDİN kelimesi   ile ilgili izah tarzlarının en mantıklısı olmalıdır.”

 
A-Mardin İlinin Jeolojik Yapısı:

Mardin 8891 km², yüzölçümü ile 36 55 – 38 51 Kuzey Enlemleri ve 39 56 – 42 54 Doğu Boylamları arasında yer alır. Mardin İl topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Mardin’in yüzölçümü 8.891 km², yüksekliği ise 1.082 metredir Dağlar genellikle çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Killi ve kireçli yapılı topraklarda Mardin, Mazıdağı, Derik, Midyat, Savur ve Nusaybin'in yükseklerinde meşe ağaçlarına rastlanır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür.Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır. Mardin'de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.

B-Mardin İlinin İklim Yapısı:

   Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kara/akdeniz iklim türü hâkimdir; doğusu kara ikliminin, batısı ise daha çok akdeniz ikliminin etkisindedir. Yıllık yağış miktarı kuzeyden güneye doğru azalmaktadır. Toros Dağları dış eteklerinde ve yüksek yerlerde yıllık ortalama yağış 1200–1300 mm. iken, alçak bölgelerde 300 mm.ye kadar düşmektedir. Bölgede ortalama buharlaşma 1500–2500 mm. arasında, yıllık ortalama sıcaklık 12º-18º arasında değişmektedir. Nem oranı yaz ve kış ayları arasında büyük farklılık göstermektedir; yıllık ortalama nem oranı % 42’den (Şırnak) % 65’e (Savur) kadar değişmektedir. Yaz ayları ile sınırlı olmayan uzun ve kurak bir dönem vardır, hatta çok nadir de olsa bu süre 10 aya kadar çıkmaktadır. Bölgede en sıcak ay ağustos, en soğuk ay ocak ayıdır.

   Mardin’in iklimi üzerinde kuzeydeki yüksek dağlar etkili olmaktadır, kış döneminde oluşan yüksek basınç alanı kış aylarının soğuk geçmesine yol açmaktadır. Bir yanda güneydeki çöl ikliminin etkisi altında olması diğer yandan kuzeyindeki yüksek dağların serin hava kütlelerinin bölgeye girişini engellemesi nedeniyle Mardin’in kuzeyinde yazlar çok sıcak geçerken karasal iklimin tipik özellikleri görülür. Ancak Derik, Nusaybin ve Savur ilçelerinde pamuk fındık ve zeytin gibi ürünlerin yetişmesi yörede mikro iklim özelliklerinin hüküm sürdüğünü göstermektedir.

   Meteorolojik verilere göre Mardin’de yağışlar en fazla mart ayında düşmektedir; en yüksek sıcaklık ortalama 42,5 ºC ile temmuz ayında, en düşük sıcaklığın ortalama-14,0ºC ile şubat ayında olduğu tespit edilmiştir. En yüksek nem oranı % 76,1 ile ocak ayında ölçülmüştür. Mardin’de yıllık ortalama güneşlenme süresi 3000 saatten fazla olup 3250 saate yaklaşan alanlar bulunmaktadır; yıl boyunca günde 8-9 saat güneşlenme süresi devam etmektedir. Fotosentez için gerekli olan (en az +5 ºC) sıcaklık Mardin’de 294-332 gün arasında değişmektedir; bu durum yılda 2–3 ürün almayı mümkün kılmaktadır.
 
 
Mardin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümü'nde yer alan bir ildir. Suriye ile sınır komşusudur.Mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir. Mardin farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergâhında olup, ilde beş han ve bir kervansaray mevcuttur.
Mardin ismi hakkında değişik rivayetler vardır. Kelimenin Farsça, Yunanca, Arapça veya Süryanice olduğu söylenmektedir.
 
Coğrafya:

Konum:

Mardin ili Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin Dicle Bölümü'nde yer alır. Suriye ile sınır komşusudur. Güneyinde Suriye, batısında Şanlıurfa ili, kuzeyinde Diyarbakır ve Batman illeri, kuzeydoğusunda Siirt ili ve doğusunda Şırnak ili bulunur.
 
 
İklim:

İl genelinde karasal iklim özellikleri görülmektedir. Kış ayları soğuk geçmektedir. Yaz aylarında güneyden gelen çöl iklimi etkisi altında olduğu için kurak geçer.İlde ölçülen en yüksek sıcaklık 42,5 (31 Temmuz 2000) ilde ayrıca Türkiye sıcaklık rekoru kırılmıştır(48,8 Mardin,Kızıltepe) ilde ölçülen en düşük sıcaklık -14,0 (22 şubat 1985) ayrıca bölge ilkbahar yaz gibi çöllerden gelen toz taşınımı etkisi altına girer. Derik, Nusaybin ve Savur ilçelerinde Akdeniz iklimi özellikleri de görülür. Ortalama en yüksek sıcaklık 35.3° derece ile Temmuz ayında, ortalama en düşük sıcaklık 0.7° derece ile Ocak ayında görülür.

MARDİN EVLERİ

    


   Mardin, Güneydoğu Anadolu'nun değişik bir yapılaşma gösteren ilginç yerleşmelerindendir. Kent, Mazı Dağları'nın (Masius) güney yamaçlarında, doğudan batıya 2.500 m uzunluğunda, 500 m genişliğinde bir alana kurulmuştur. Kaleden ve karşıdan bakıldığında, Mardin evleri bir-biri üstüne yığılmış gibidir. Doğal konumdan doğan bu üst üstelik ve sıkışık yapılaşma, kente özgün bir görünüm kazandırmaktadır. Çevrenin ağaçlıklı görünümüyle kale eteğinden başlayarak ovaya doğru teraslar biçiminde inene ak evler, ilginç bir çelişki yaratmaktadır. Ortaçağ mimarisinin günümüzde de sürdüren bu yapılaşma "Kuzey Suriye mimarisine sıkı sıkıya bağlı olan Şanlıurfa ve kuzey etkileriyle karışık Diyarbakır'ın şehircilik strüktüründen (yapısından) tamamıyla farklı olarak, bir kapalı bölge karakteri göstermektedir.

   Mardin, Anadolu ev mimarisinde, Orta Anadolu’nun Niğde, Kayseri şehirlerde daha yaygın olarak da Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde örneklenen, “Kuzey Suriye ile benzeşen” diye tanımlanan taş mimarinin görüldüğü önemli şehirlerden biridir. Gerçekten de bölgede çok sayıda ocağı olan sarı kalker taşı, yapı üretimine egemen olmuş, ahşaba, kapı, pencere, asma kat gibi zorunlu kullanımları dışında yer verilmemiştir. Böylece taş, süslemeden, taşıyıcı sisteme kadar her yapı elemanını belirlemiştir. Bu mimarinin biçimlenmesindeki etkenlerden bir diğeri bölgenin iklimidir. Ayrıca mimaride önemli bir yere sahip eyvan, revak gibi yarı açık mekanlar, özellikle batı güneşine karşı gölgede kalabilecek biçimde yönlendirilmiştir 


   Tarihsel geleneğin günümüze dek sürdürülmesinin bir sonucu olarak özgün mimari karaktere sahip bir yapılaşmayla birlikte anılan Mardin’in, kentle özdeşleşen kagir evleri, gerek plansal özellikleri gerekse malzeme ve bezemeleriyle Anadolu konut mimarisinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptir.

MARDİN EVLERİNDE KULLANILAN MALZEME

   Mardin, Güneydoğu Anadolu’nun değişik bir yapılaşma gösteren yerleşmelerindendir. Kent, Mazı Dağları’nın (Masius) güney eteklerinde doğudan batıya 2.500 m uzunluğunda, 500 m. genişliğinde bir alanda kurulmuştur. Kaleden ve karşıdan bakıldığında, Mardin evleri birbiri üstüne yığılmış gibidir. Doğal konumdan doğan bu üst üste yapılaşma, kente özgün bir görünüm kazandırmakta ve ağaçlıklı görünümüyle kale eteğinden başlayarak ovaya basamak biçiminde inen ak evler, ilginç bir çelişki yaratmaktadır.


   Ortaçağ mimarisini günümüzde sürdüren bu yapılaşma “Kuzey Suriye mimarisine sınır olan Urfa ve Kuzey etkileriyle karışık Diyarbakır’ın şehircilik strüktüründen (yapısında farklı olarak, bir kapalı bölge karakteri göstermektedir”)

   Mardin evlerinde kullanılan malzeme taştır. Ancak kullanılan bu taş normal taştan farklı olarak adlandırılan açık renkli sarımsı yapıdadır. Bu taşların en büyük özelliği kesilebilmesinden dolayı rahat bir şekilde işlenebilir özellikte olması zengin süsleme elde edilmesini sağlamıştır. Kolay işlenen ve ocaktan çıkartılan bir süre sonra sertleşen bu kireçli oluşum Mardin yapılarının her devrinde aynı rahatlıkla halen kullanılmaktadır. Bu evlerde herhangi bir sıva malzemesi kullanılmaz. Belirli zamanda taşların temizlenmesi amacıyla, taş kırıntıları kum haline getirilerek ve bu kum ile duvar temizlenir. Duvarların örülme işleminde ise kireç ile karıştırılan bu kumdan harç elde edilir. Bu harç ile duvar örülür. Mardin’de ahşap malzemenin kullanılmamış olması ağzından değil, Mardinlilerin taşçı geleneğine sıkı sıkıya bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. O kadar yerleşmiştir ki bugün bile beton yapılar yadırganmaktadır .

MARDİN EVLERİNİN MİMARİ PLAN AÇISINDAN İNCELENMESİ

   Mardin evleri kalenin eteklerinden ovaya doğru birbiri üzerine yükselen teraslar halinde, tepenin güney yamacına yerleşmişlerdir. Yeri volkanik bir bölgedir. Tarihsel geleneği günümüzde sürdüren yapılaşma özgün bir mimari gelişmiştir. Mardin’deki tüm yapıların ön avlu cepheye bakmaktadır. Mezopotamya ovasına açılan kapılar tepenin eğimi üzerinde kuruldukları için en az iki katlıdır.

    Hiçbir evin gölgesi birbirinin üzerine düşmemektedir.Güneş ışınlarının aksine düzenlenen daracık sokaklar iklim şartlarına göre yazın kavuruculuğunda gölgede kalıp insanları sıcaktan korur. Bu evlerde kullanılan taşlar sıcak ve soğukta daha da sertleşir. Taşların özelliklerinden dolayı yazları serin kışları sıcak olur. Kat tavanının meydana getirilişinde çapraz tonozlar kullanılır. Tavanlar iki veya dört tonozlu şekilde olur. Daha önce en az iki katlı olduğunu söylemiştik, alt kattan üst kat genellikle günümüzde kullanılmamakla beraber; ahır, alt kiler vb. amaçlarla kullanılmıştır. Giriş kapısından alt katın avlusuna girilir. Alt kattan üst taştan yapılan bir merdiven ile çıkılır.


   Eski Mardin evleri harem ve selamlık denilen iki bölümden oluşur. Erkeğin konuklarını ağırladığı oda vardır. Taş işçiliği açısından bu oda genelde evin özen gösterilmiş odasıdır. Bu bölümde kahve ocağı vardır. Ayrıca ev sakinlerinin ikamet ettikleri yer vardır. Büyük evler genelde olup L tipi olanlar da vardır. Harem bölümünün odalarında işlevsel bir ayrım gözetilmemiştir odalarda yemek yenilip, yatılıp ve oturulabilir durumdadır.


Günümüzde odalardan biri konuk odası düzenlenmiştir. Odalar avluya bakan revaklı yanlarında sıralanmıştır. Yazları kesme taş döşemeli eyvanda oturulur, geceleri yatılır. İklim nedeniyle kapı ve pencereler küçük tutulmuştur. Mardin evlerinde mimariye uygun olarak trabzanlar taşından yapılmaktadır.
       
   

Zinciriye Medresesi

   

    

Medrese Mahallesi’nin kuzeyinde yer almaktadır. 1385 yılında Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırılmıştır. “Sultan İsa Medresesi” adı ile de tanınır. Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa bir süre bu medresede hapsedilmiştir.
Girişindeki taş işlemeler ve dilimli kubbeleriyle dikkat çeken medrese iki avlulu ve iki katlı olup, avluların dışında kalan mekanlar iyice yayılmıştır. Medresede Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabe mevcuttur. Medrese aynı zamanda rasathane olarak kullanılması dolayısıyla yüksekte kurulmuştur. Bu yapı, geçmişte müze olarak da kullanılmıştır.

       
   

Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi

   

    


5. yüzyılda yapılmıştır. Şar Mahallesi’ndedir. Kilise üç giriş kapısı, ince taş işçiliğine sahip mihrapları, dört yüz yıllık ahşap mihrap kapıları, 1500 yıllık kök boyası baskılı perdeleri, geniş avlusu içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan ile dikkat çekmektedir. 1170 yılında kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiştir. Bugün Mardin Metropolitlik Kilisesi’dir.

       
   

Deyrulzafaran Manastırı

   

    


Mardin ilinin 3 km. doğusunda bulunmaktadır. Yukarı Mezopotamya’nın tarihi yapıtlarından ve en tanınmış olanlarından biridir. Süryani Kadim cemaatinin dini merkezidir. Manastır, 4. yüzyılda kurulmuştur. O dönemden kalma mozaikler bugün de görülebilmektedir. Çeşitli devirlere ait üç ibadethane mevcuttur. Canlı bir tarih görünümünde olan manastırın en büyük özelliklerinden biri de içinde 52 Süryani Patriğinin mezarlarının bulunmasıdır.

       
   

Kasımiye Medresesi

   

    


Mardin kentinin güneybatısındaki tepelerin altında yer alan yapının inşasında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Yapının mimari tarzından, Artuklu devrinde yapımına başlandığı ve Akkoyunlular döneminde tamamlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Plan özellikleri, taş işçiliği ve süsleme motifleri, devir özelliklerine uygun olmasa da, bu anıtsal yapının Mardin’deki Artuklu devrinin son eserlerinden birisi olduğunu söylemek mümkündür. İki teras üzerine iki katlı olarak inşa edilmiş medrese, cami ve türbe ile birlikte külliye şeklindedir.

       
   

MARDİN MÜZESİ

   

    


Müze Binası, Mardin Merkez Şar Mahallesi, 1. Cadde Cumhuriyet Meydanı’nın kuzeyinde bir gurup Süryani evinin arasında bulunmaktadır. 1895 yılında Antakya Patriği Behnam Bani tarafından Süryani Katolik Patrikhanesi olarak yaptırılan bina, restore edilerek 1995 yılında müze olarak hizmete açılmıştır. Uzun süre dini amaçlı hizmet veren yapı, askeri garnizon, çeşitli siyasi parti merkezi, kooperatif binası, sağlık ocağı ve polis karakolu olarak da kullanılmıştır. Binayı Süryani Katolik Vakfı'ndan satın alan Kültür Bakanlığı, Mardin Müzesini Zinciriye Medresesinden alarak bu binaya taşımıştır.


   Sarımtırak renkli kalker taşından yapılan çift girişli, üç katlı müze, iç ve dıştaki tonoz, kemer ve sütun başlıklarındaki eşsiz taş süslemeleri ve koleksiyonundaki eserleriyle Türkiye’nin önemli müzelerinden biridir. Binada örtü sistemi olarak çapraz tonoz, yuvarlak beşik tonoz, sivri beşik tonoz ve aynalı çapraz tonoz örneklerini ön plana çıkmaktadır.

   Birinci katta idari bölümler, danışma, konferans salonu, laboratuar, yemekhane; ikinci katta etnografya sergi salonu, kütüphane ve eser depoları; üçüncü katta arkeolojik eserlerin sergilendiği salonlar ve uzman odaları bulunmaktadır.
Girnevaz Höyük kazılarında elde edilen tablet, silindir mühür, seramik, figürin ve takılar, Kuzey Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu kültürlerinin Eski Tunç, Asur, Urartu, Grek, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu ve Osmanlı dönemlerine ait seramik, mühür, kandil, sikke ve cam şişe örnekleri Arkeoloji Salonu’nda sergilenmektedir.

   Etnografya Salonu’nda sergilenen eserler arasında özellikle Midyat İlçesi’nde köklü bir geçmişi olan gümüş işçiliğinden örnekler, yöresel giysiler, kılıçlar, kahve (mırra) takımları, hamam takımları, tespihler, bakır eşyalar yer almaktadır.

       
   

Müzenin     Tarihi

   

    

 

Müze Binası, Mardin Merkez Şar Mahallesi, 1. Cadde Cumhuriyet Meydanı’nın   kuzeyinde bir gurup Süryani evinin arasında bulunmaktadır. 1895 yılında   Antakya Patriği Behnam Bani tarafından Süryani Katolik Patrikhanesi olarak   yaptırılan bina, restore edilerek 1995 yılında müze olarak hizmete   açılmıştır. Uzun süre dini amaçlı hizmet veren yapı, askeri garnizon, çeşitli   siyasi parti merkezi, kooperatif binası, sağlık ocağı ve polis karakolu   olarak da kullanılmıştır. Binayı Süryani Katolik Vakfı'ndan satın alan Kültür   Bakanlığı, Mardin Müzesini Zinciriye Medresesinden alarak bu binaya   taşımıştır.Sarımtırak renkli kalker taşından yapılan çift girişli, üç katlı   müze, iç ve dıştaki tonoz, kemer ve sütun başlıklarındaki eşsiz taş   süslemeleri ve koleksiyonundaki eserleriyle Türkiye’nin önemli müzelerinden   biridir. Binada örtü sistemi olarak çapraz tonoz, yuvarlak beşik tonoz, sivri   beşik tonoz ve aynalı çapraz tonoz örneklerini ön plana çıkmaktadır.Birinci   katta idari bölümler, danışma, konferans salonu, laboratuar, yemekhane;   ikinci katta etnografya sergi salonu, kütüphane ve eser depoları; üçüncü   katta arkeolojik eserlerin sergilendiği salonlar ve uzman odaları   bulunmaktadır.

Girnevaz Höyük kazılarında elde edilen tablet, silindir mühür, seramik,   figürin ve takılar, Kuzey Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu kültürlerinin Eski   Tunç, Asur, Urartu, Grek, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Artuklu   ve Osmanlı dönemlerine ait seramik, mühür, kandil, sikke ve cam şişe   örnekleri Arkeoloji Salonu’nda sergilenmektedir.

Etnografya Salonu’nda sergilenen eserler arasında özellikle Midyat   İlçesi’nde köklü bir geçmişi olan gümüş işçiliğinden örnekler, yöresel   giysiler, kılıçlar, kahve (mırra) takımları, hamam takımları, tespihler,   bakır eşyalar yer almaktadır.


Ekonomi:

Geleneksel ekonomi yapısı tarım, çiftçilik, hayvancılık ve ticarete dayalıdır. 2001 yılına göre ildeki iktisadi faaliyetlerin %66,8'i tarım, çiftçilik ve hayvancılık alanlarında gerçekleşmiştir.[3] Suriye sınırındaki organik tarıma elverişli topraklar mayınlı olması nedeniyle Mardin ekonomisine katkı sağlamamaktadır.[4] Tarımdan sonraki en önemli sektörü devlet hizmetleri oluşturmaktadır.[3] 2001 yılına göre ilde kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla 983 Dolardır.
İlde "Mardin Serbest Bölgesi" ve "Mardin Organize Sanayi Bölgesi" adlarında üretim ve sanayi bölgeleri bulunmaktadır. Bölgenin en önemli projesi olan Güneydoğu Anadolu Projesi'nin tamamlanamaması nedeniyle tarım ürünlerine dayalı sanayi gelişmemiştir. Sanayinin toplam gelir içindeki payı %5,5'tir.[3]İlde kültür turizmi, inanç turizmi imkânları olmasına karşın Mardin ekonomisinde önemli bir yere sahip değildir.

Nüfus

1960'lı yıllarda şehre göç başlamış ve kır nüfusu oran olarak azalmaya başlamıştır. 1990 yılında dört ilçenin komşu illere bağlanmasıyla nüfus %14,4 oranında azalmıştır. 2000 nüfus sayımında ilk defa kır nüfusu, kent nüfusunun gerisinde kalmıştır. Bunda en önemli etkenler ekonomik kaygılar ve 90'lı yıllarda başlayan terör faaliyetleridir. Güvenlik kaygıları nedeniyle hem ildeki kırsal kesimlerden, hem de diğer illerden Mardin şehrine göç hereketleri başlamıştır.Şehir nüfusu oranı %57, kırsal nüfus oranı %43'tür. Nüfusu en yüksek ilçeler sırasıyla Kızıltepe, Merkez, Nusaybin ve Midyat'tır. Genç bir nüfus yapısına sahiptir. 2000 yılına göre 15 yaşın altındaki nüfusun oranı %44,8'dir.

Türkiye'deki en farklılaşmış nüfusa sahip illerinden biridir. İlde Kürtler,Hıristiyan Süryaniler, Sünni Araplar,Türkler, Yezidiler ve Ermeniler yaşamaktadır.[6] Zaman içinde Süryani ve Yezidi nüfusu göçler sebebiyle azalmıştır. Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta Mardin ve Midyat bölgesinde az sayıda Süryani yaşamaktadır. Bölgede birçok Süryani Manastırı ve Kilisesi vardır: Deyrulzafarân Manastırı, Mor Gabriel, Mor Yakub ve Meryem ana Kilisesi.

MARDİN SANAYİSİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Mardin’in ekonomik yapısı içerisindeki sanayisinin geçmişe dayanan uzunca bir geçmişi bulunmaktadır. Esasen şehrin ekonomisine ilişkin ilk bilgiler İslam uygarlıkları dönemine netleşmeye başlar. Halife Ömer döneminde İyaz b. Ganm tarafından fethedilen (640) şehrin sanayisine ilişkin olarak Ergani Bakır ocaklarından çıkarılan madenin o dönemin sanayi şehri olan Mardin, Diyarbakır ve Siirt’teki bakır atölyelerine gönderildiği kaynaklardan anlaşılmaktadır. Selçuklular döneminde (1084) dokuma sanayisi hayli gelişmiş olan Mardin’de kaliteli pamuk üretilerek, bu pamuktan üretilen dokumaların iç ve dış ticarette pazar buldukları bilinmektedir. Tarımsal üretimde de iyi bir konumda olan şehrin “buhari ” türü kumaş üretiminde uzmanlaştığı ve İlhanlılara verilen vergiler arasında yıllık 3000 kıta sof, 1000 kıta murabba ve 1000 kıta adiye ödemek zorunda olduğu anlaşılmaktadır. İbn Batuta da Mardin, Muş, Musul ve Bağdat, brokar (Altın ya da gümüş işlemeli, çiçekler yapraklar ve diğer süslerle bezenmiş ipek kumaş) ve pamuklu kumaşlarının her yerde tanındığını ve meşhur olduklarını belirtir.


Başta Artuklu (1108–1406) olmak üzere beylikler döneminde de sof (yün yapağı) ve pamuklu dokumaları ile Mardin bir önceki durumunu korumuştur. Özellikle, Kalat ül-İmra Köyü’nde dokunan sof çok ünlüydü. 14. yüzyılın ikinci yarısında sofun ticari önemi azaldığından, Kalat ül-İmra Köyü halkı bu kumaşı dokumaktan vazgeçerek “börg” (Kadife, çuha ve hayvan postundan yapılan, başlık, külah gibi baş giyeceklerine verilen genel ad)işlemeye başladı.

1471 yılında Akkoyunlu Hükümdarı (1453–1478) Uzun Hasan’ı ziyarete gelen bu arada Mardin’e de uğrayan Venedik Elçisi Josaphat Barbaro, şehirdeki ipek dokumacılığından ve ayrıca madenden küçük kulplu bardakların da yapıldığını ifade eder. 16. yüzyıl tapu defterlerinden elde edinilen bilgilere göre, şehirde darphane, tabakhane(debbağhane), başhane, mumhane, buzhane, dokuma tezgahları gibi işyerlerinin olduğu bunların içinde de dokuma sanayine bağlı olarak, iş hacmi en geniş olarak boyahanelerin yer aldığı görülür.

Mardin ve Karadere Köyü’nde birer boyahane, Mardin’de darphane, debbağhane, mumhane, buzhane, bozahane, susamyağı imalathanesi ve dokuma tezgahları vardı. Bunlar içinde en yoğun iş hacmi olanlar boyahanelerdi. Mardin’deki boyahanenin yıllık geliri 1518’de 85.000, 1526’da 60.000, 1540’da Karadere Köyü’ndeki boyahane ile birlikte 113.000 akçeydi. Boyahanenin iş gücünün böyle yüksek olması, yerel dokuma sanayinin çok gelişmiş olması ile ilgilidir. Debbağhanenin aynı tarihlerdeki geliri ise 8.000, 6.000 ve 13.000 akçe olarak görülmektedir. Mardin’deki darphanenin 1526’daki geliri 50.000 akçeydi. Meyhanenin 1540’daki geliri ise 52.000 akçeyi buluyordu.1540’da kentte bir de silahhane vardı.

Ekonomik çöküntünün başladığı daha sonraki yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu, bir gerileyişin içine girmiştir.Bu çöküşün bütün alanlarda etkisi ortaya çıkmaya başlar.18. yüzyılda, artık ihraç edilen sanayi malı olmayan Osmanlı Anadolu’sunda, ancak bazı ham ve yarı mamul maddeler ile dokumaların dış ticarette yer aldığı görülür. Bu sıralarda Mardin’de, ülkenin genel ekonomisinde yerini almakla beraber dokumacılık, cam üretimi gibi bazı iş kolları devam etmektedir.18. yüzyılın ortalarında Mardin’e gelen Niebuhr, şehirde yünün öneminden ve iyi bir cam üretiminin varlığından söz eder. 19. yüzyıl başlarında bir başka gezgin Dupré az sayıda nüfus ve zengin için yapılan dış alımın yeterli olduğunu, buna karşılık özellikle pamuğa dayalı dış satımın bir hayli önemli olduğunu belirtir.

Mardin, ağırlıklı olarak dokuma sanayisinin yanında 19 yüzyılda meslek grupları açısından zengin bir yapı sergilemektedir. Bu meslek gruplarından bazıları şunlardır: Bezzazan(Bezci-Kumaşçı), gönciyan(derici) haffafan (ayakkabıcı), sipahiyan, helvacıyan, dekkak, kasaban, tütünciyan, katırcı, abacıyan, basmacı, terziyan, çulfacıyan(çulha), lüleciyan, mutafan-muytaban, pine-duzen(dikici-eskici), attaran, kevkebciyan(ayakkabı çivicisi), mimaran, çirkçiyan-çeyrekçiyan(muhtemelen sakatatçı), kazancıyan, kılıççıyan, serracan(eyerci), iplikçiyan, neccar (marangoz) ve çubukçu, boğça gezduran (bohçacı), hamamcı ve berber ve hekim, palancıyan, kahveciyan, debbağan, kazzazan (ipekçi), nalband, baş bakkalan, demirci ve çilingir, etmekçi-ekmekçi, keçeciyan, dingciyan (değirmenci), kürekçiyan, kavvaf (ayakkabıcı). Abdulgani Efendi bu mesleklere eklenebilecek birçok meslek sayar. Dava vekili, dellal, düğmeci (veya dökümcü), hancı, kuyumcu, nasırcı, saatçi, tenekeci, testi yapanlar gibi. Bu mesleklerin bazılarının kendilerine ait çarşıları bulunmaktaydı. Kazancılar, saraçlar, atarlar, neccarlar, yemeniciler çarşıları Mardin’de Ulu Cami çevresinde yer alan çarşılardı.


Cuinet, 19. yüzyıl sonlarında Mardin Sancağı’nın başlıca sanayi dallarının dokumacılık, deri işleme, çorap yapımı ve sabunculuk olduğunu belirtmektedir. Ayrıca 1890 başlarında toplam 280.000 çubuk lülesi, 22.000 kıyye işlenmiş manda derisi ve 80.000 çift kundura üretildiğini, Yörenin bu dönemdeki toplam 2.200 kıyyeyi bulan sabun üretiminin 600 kıyyesi dışarı satıldığını ve kırmızı iplik (6.000 kıyye), beyaz iplik (8.000 kıyye), şal (10.000 top), mendil (10.000 adet), kırmızı bez (80.000 top), beyaz bez (16.000 top) ve ipekli kumaş (20.000 top) üretilmekte olduğunu ifade etmektedir.


1869-1905 yılları Diyarbakır Vilayet Salnamelerine göre Mardin sancağının işlenmiş sanayi malları sıralanmakta olup bunların başlıcaları şunlardır: kılkıytan, işlenmiş camus derisi, işlenmiş demir, işlenmiş gümüş, iplik, demir tel, sabun, keçe, döşeme, işlenmiş boyalı deri, kundura, şal, keçe, külah, ipekli kumaş.

1.Dünya Savaşı öncesi sayıları 3.000’e ulaşan dokuma tezgâhlarının ürünleri kaliteli olarak bilinmektedir. Bu tezgâhlar Midyat ve Hasankeyf’te yoğunlaşmışlardır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında “Milli Sanayi” kurmayı hedefleyen “Teşvik’i Sanayi Kanunu” sayesinde teşviklerden yararlananlar 3 un fabrikası ve 1 elektrik santrali kurmuştur. Mardin İlinde 1927 yılı sanayi sayımına göre 881 sanayi işletmesi bulunmaktadır.1968’de kalkınmada birinci derecede öncelikli iller arasına alınan Mardin’de 1970’lere kadar ilin altyapı hizmetlerinin yetersizliği sebebiyle sanayi yeterince gelişememiştir. 1980 yılı sanayi ve işyeri sayımında 885 sanayi kuruluşu bulunmakta olup, 1927 sanayi ve işyeri sonuçları ile karşılaştırıldığında gelişme olmadığı ve benzer olduğu anlaşılmaktadır. GAP yatırımları kapsamında Küçük Sanayi Sitesi (1984) Organize Sanayi bölgesi(1992),


Serbest Bölge(1994) faaliyete girmiştir. 1999 yılında yapılan GAP İlleri Sanayi Envanterine göre Mardin GAP kapsamına giren iller arasında yapılan genel değerlendirmede l999 yılı itibariyle 224 adet olan imalat firmalarının faaliyet alanlarının sırası ile motorlu taşıt onarımı, gıda ürünleri, makine teçhizat hariç diğer imalat sanayi, tekstil ve mobilya hariç ağaç ürünleri olduğu ve tespit edilmiştir.
Bununla birlikte istenen düzeyde olmasa da sanayinin gelişmesine başlangıçta İl Özel İdaresi, Kalkınma Bankası ve Kamu İktisadi Kuruluşlarının önderliğinde kurulan sanayi tesisleri öncülük etmişlerdir. Bu tesislerden en önemlileri: Mardin Çimento Fabrikası, KİDAŞ İplik Fabrikası, Güneydoğu Anadolu Fosfat İşletmeleri, Yem Fabrikası, Boru ve Kireç Fabrikasıdır.

GÜNÜMÜZDE MARDİN SANAYİ

Mardin, ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalı olup, sanayileşmemiş bir ildir. İlde büyük, orta ve küçük ölçekli sanayi işletmeleri bulunmaktadır.

Mardin ilinin geleneksel ekonomik yapısı tarım ve ticarete dayalı olduğundan sermaye sahibi insanlar daha çok batıda sanayinin yoğun olduğu illerde yatırım yapmayı tercih etmişlerdir. İlde sanayileşme faaliyetleri öncelikle İl Özel İdaresi, Türkiye Kalkınma Bankası ve Kamu İktisadi Kuruluşlarının önderliğinde kurulan sanayi tesisleri ile başlamıştır. Bu tesislerin en önemlileri Mardin Çimento Fabrikası, Güneydoğu Anadolu Fosfatları Mazıdağı İşletmeleri, Kızıltepe Yem Fabrikası, Mardin Boru Fabrikası ve Mardin Kireç Fabrikasıdır.

MARDİN BORU SANAYİ ve TİC.A.Ş.
Üretimden İhracata

İlin sanayisinin gelişmesine katkı sağlamak ve düzenli bir yapılaşma sağlamak amacıyla 1976 yılında inşaatına başlanan Mardin Organize Sanayi Bölgesi (M-OSB) 1992 yılında hizmete girmiştir. Üç yüz hektar alan üzerinde kurulu bulunan OSB 142 sanayi parselinden oluşmaktadır. 1976 yılında inşaat faaliyetlerine başlanan Organize Sanayi Bölgesi, 1992 yılında 3 milyon m²’lik alan üzerinde hizmete sunulmuştur. Bölgenin 160 sanayi parselinin 92 adedi tahsislidir. Bugün Organize Sanayi Bölgesinde üretimde 51 adet, üretimi durdurulan 24 adet tesis vardır. Ayrıca inşaatı devam eden 4, proje safhasında ise 5 tesis bulunmaktadır. 17 parsel (kayalık parseller) halen boş bulunmaktadır. Üretime geçen tesislerde çalışan kişi sayısı 3500 olup, yarım kalan tesislerin faaliyete geçmesi halinde çalışacak kişi sayısı 5.000 olacaktır. OSB’nin kurulması, teşvik ve tedbirlerinin getirdiği olanaklar, özelleştirme programı ve ilde kalıp riski göze alan yatırımcılar Mardin’de sanayinin gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur. Ayrıca GAP’taki gelişmeler, Mardin ilindeki genç yatırımcıların faaliyetleri, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki tek serbest bölgenin Mardin’de kurulmuş olması yöre dışı yatırımcıların da Mardin’e yönelmesini sağlamıştır. İldeki sanayi tesisleri daha çok Mardin-Kızıltepe yolu üzerindeki OSB’de yoğunlaşmıştır. Çimento, boru, gaz beton, makarna, bisküvi, gofret, çikolata, boya, tarım alet ve makineleri, kablo, un, bulgur, temizlik mamulleri (deterjan, labse vb.), boya, makarna, plastik eşya, otomotiv yan sanayi ürünleri, tekstil ürünleri ilde belli başlı imalat sanayi üretim konularıdır.


İlde çeşitli iş kollarında faaliyet gösteren küçük sanayicilerin girişimiyle, ilk Küçük Sanayi Sitesi (KSS) olan Mardin Merkez Sanayi Sitesi 1984 yılında tamamlanarak 190 işyeri ile faaliyete geçmiştir. Ayrıca ilde Kızıltepe ve Nusaybin KSS’lerinin inşaatları tamamlanmıştır. İlde bulunan KSS’leri ve işyerleri sayıları şöyledir:
Mardin KSS’ de 190, Kızıltepe KSS’ de 200 işyeri faal durumda ve Nusaybin KSS’ de 154 işyeri inşaatı bitirilmiş ve kısmen faaliyete geçmiştir.

Mardin ili 15. yüzyıldan başlayan ve uzun yüzyıllar ticaret güzergâhında olması sebebiyle ticaret merkezliği yapmış, son yüzyılda ise bu giderek azalmıştır. Ancak, ildeki ticarete yatkınlığın kullanılması, mevcut ticaret potansiyelin değerlendirilmesi amacıyla 1995 yılında 515.000 m²’lik bir alan üzerinde Mardin Serbest Bölgesi kurulmuştur. Serbest bölge 178 adet parselden oluşmaktadır. Bu parsellerin 60 adedi tahsis edilmiştir. Tahsis edilen parsellerden şu anda üretime geçen tesis bulunmamakta, biri üretime hazır halde ve 4 adedi ise inşaat aşamasındadır. Halen serbest bölgede 6 kişi istihdam edilmektedir. Mardin Serbest Bölgesinde gıda maddeleri, tavuk yemi, tekstil ürünleri ve kimyasal ürünlerin Irak, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, Hong Kong, İtalya, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerle; gıda maddeleri, tekstil ürünleri, kimyasal ürünler, hırdavat malzemeleri (labsa) ticareti yapılmaktadır.

TARIM-HAYVANCILIK ve ORMANCILIK

Tarım, Mardin ekonomisinde ilk sırayı almaktadır. Yaklaşık toplam 8.891.000 dekarlık arazinin 3.854.790 dekarı tarımda kullanılmaktadır. Tarım alanlarının hemen hemen tamamına yakın bir bölümü tarla tarımında kullanılmaktadır. Sebze ve çiçek bahçeleri ile meyve tarımında kullanılan alanlar ise, tarla tarım alanlarına göre daha küçüktür.

İlin güneyindeki Mezopotamya Ovası geniş fakat susuz bir yapıya sahiptir. Bölgedeki en verimli toprakları Şanlıurfa’da (%38,1) bulunmakta olup onu sırasıyla Diyarbakır ve Mardin illeri izlemektedir. 889.100 hektar olan il arazisinin %43’ü (385.479 ha) tarım arazisi, %13’ü (113.341 ha) orman ve fundalık, %13’ü (115.447 ha.) çayır ve mera, %31’i ise (274.833 ha) yerleşim alanı ve kullanılmayan alanlardan oluşmaktadır. Toplam tarım alanlarının %76,10 gibi çok büyük bir bölümü tarla alanı, %5.46‘sı bağ-bahçe, %2.17’si sebzelik, %1.43’ü kavaklık, % 0,50’si zeytinlik ve geriye kalan %14,34’lik kısmı da nadas olarak kullanılmaktadır.


Mardin il arazisinden en fazla pay alan ilçeler Derik (%16.2), Savur (%16) ve Kızıltepe’dir (%15.8). İl toplam tarım alanı içinde en büyük payı alan ilçe ise Kızıltepe (%34,22) olup, toplam arazinin %94.11’i tarım alanı olarak kullanılabilmektedir. İl ormanlık alanında en büyük payı alan ilçe ise Savur (%28.8)dur.


Genel olarak tüm ilçelerde tarım alanlarının çok büyük bir bölümü tarla alanı olarak kullanılmaktadır. Tarla alanı açısından Kızıltepe (120.211 ha), sebze alanı açısından merkez ilçe (2.414 ha), meyvelik alan açısından Dargeçit (440 ha) ve bağlık alan açısından da Savur ilçesi (3.490 ha) il genelinde ilk sırada yer almaktadır.
İl toplam tarım arazisinin (385.479 Ha.) % 36,09’u (139.156 ha.) sulanmaya elverişli olup, bunun da yaklaşık olarak % 46,9 ‘u (toplam tarım arazisinin ise % 16,93’ü, yani 65.266 ha) sulanabilmektedir. Tarım arazisi sulamalarının küçük bir kısmı devlet sulaması, geriye kalan ise halk sulaması şeklinde gerçekleşmektedir. GAP kapsamındaki sulama projelerinin tamamlanmasından sonra il genelinde sulama yapılan tarım arazisinin yaklaşık olarak 204.000 hektara ulaşması beklenmektedir.

İl genelinde yaklaşık olarak ekilen toplam 293.359 hektarlık tarla alanının %75,33 gibi büyük bir kısmında (221,000 ha) tahıl üretimi, % 14,52’lik kısmında (42,585 ha) baklagil üretimi, % 7,19’luk kısmında endüstriyel bitkiler ve geri kalan alanda da yağlı tohumlar ve yem bitkileri üretimi yapılmaktadır.
Mardin ili tahıl ürünlerinde ekilen alan itibariyle en önemli ürünler buğday ve arpadır. Yaklaşık olarak tahıl ekilen alanların % 73,51’i buğdaya, % 26,49’u arpaya aittir. Diğer tahıl ürünlerinin ekim alanları ise önemsenmeyecek kadar azdır. Ekilen alan itibariyle baklagillerden kırmızı mercimek (% 91,91), endüstriyel bitkilerden kütlü pamuk ( % 99,22) önemli paylar almaktadır. Mısır II. Ürün olarak yaklaşık 40.430 ha alanda ekilmekte ve 444.730 ton ürün elde edilmektedir. Söz konusu ürünler üretim açısından da önde gelen ürünlerdir.
Değişim, bir önceki nüfus sayımına göre artış veya azalış yüzdesidir. Sıra, Mardin il nüfusunun Türkiye illeri arasındaki sıralamasıdır. Oran, Mardin il nüfusunun, Türkiye nüfusuna oranıdır.

Yönetim:

Mardin, 2007 Türkiye genel seçimleri'ne göre Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde altı milletvekili ile temsil edildi. Milletvekillerinin üçü Adalet ve Kalkınma Partisi adayı, üçü bağımsız olarak seçildi. Daha sonra Demokratik Toplum Partisi'ne geçen bağımsız adaylardan Ahmet Türk'ün milletvekilliğinin düşmesinin ardından, Mardin'i beş milletvekili temsil etmektedir.

Yerel yönetim

1990 yılında Cizre, Silopi ve İdil ilçeleri Mardin'den ayrılarak yeni il olan Şırnak'a, Gercüş ilçesi ise Batman iline bağlanmıştır. Bu değişiklikler sonucu ilin yüzölçümü %30 daralmış ve Şırnak'a bağlanan ilçeler nedeniyle Mardin'in Irak ile sınırı kalmamıştır.
Mardin'deki ilçe sayısı 9, belediye sayısı 31, köy sayısı 579'dur.


Altyapı-Ulaşım;

Kızıltepe ve Nusaybin ilçelerinden geçen doğu-batı yönündeki D-400 karayolu, ildeki en önemli karayoludur. Şanlıurfa ve Şırnak illerinden bu yolla ulaşılabilir. Şehir merkezine 20 km uzaklıktaki Mardin Havaalanı'na Türkiye içi tarifeli uçak seferleri düzenlenmektedir.

Sağlık;Mardin ilinde Sağlık Bakanlığı'na bağlı 11 hastane bulunmaktadır. Mardin şehir merkezinde Mardin Devlet Hastanesi, Mardin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi ve Mardin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi bulunmaktadır. Derik ilçesinde Derik Devlet Hastanesi, Dargeçit ilçesinde Dargeçit Devlet Hastanesi, Kızıltepe ilçesinde Kızıltepe Devlet Hastanesi, Mazıdağı ilçesinde Mazıdağı İlçe Hastanesi, Midyat ilçesinde Midyat Devlet Hastanesi, Nusaybin ilçesinde Nusaybin Devlet Hastanesi, Ömerli ilçesinde Ömerli İlçe Entegre Hastanesi, Savur ilçesinde Savur İlçe Entegre Hastanesi sağlık hizmeti sağlamaktadır.Özel kurum olarak Mardin şehir merkezinde 1 hastane hizmet vermektedir.

Eğitim

Diyarbakır yolu üzerinde, Mardin şehir merkezinde yer alan Mardin Artuklu Üniversitesi 2007 yılında kurulmuş ve 2007-2008 döneminde eğitim öğretime başlamıştır.

Kültür ve sanat

       
   

EL SANATLARI

   

    

Mardin, tarihin kasırgalı yıllarının kenti.... Evvel zamanda başlamış bir hikaye, bir egemenlik efsanesi ya da görkemin somutlanmış biçimi...
Mardin, öyküler içinde öykülerin, zamanlar içinde zamanların birbirine karıştığı diyarda el sanatlarının beşiği olmuştur.

Eski çağlardan beri Testi-Çanak-Çömlek, Demircilik, Bakırcılık, Kalaycılık, Kuyumculuk, Gümüşçülük (Telkari), İğne Oyası, Midyat El Nakışı, Tohum İğnesi, Yorgancılık, Oyacılık, Boyacılık(Sibbeğ), Dericilik(Dabbağ), Sabunculuk, Dokumacılık, Şal ü Şapik(özel bir kumaş dokumasıdır), Kilimcilik, Halıcılık(Yün ve İpek), Semercilik, Keçecilik, Tahta Oymacılığı(Kakmacılık), Sedef işlemeciliği, Halburculuk(Gürgen ağacı kullanılırdı), Taş Oymacılığı geçmişten günümüze kadar yapılan el sanatlarıdır. Bunların bir kısmı ne yazık ki kaybolmak üzeredir..

AHŞAP OYMACILIĞI

Tahta yontma sanatı Mardin'de taş oymacılığı kadar meşhurdur. Kapı, mimber, divan, takunya, tarak, kanepe, konsol, gelin sandığı gibi alanlarda kendini göstermektedir.

TELKARİ

Kısaca gümüş tel işleme sanatı anlamına gelen “telkari”, ince tel haline dökülen gümüşün bükülmesiyle oluşturulan küçük motiflerin bir araya getirilmesi olarak tanınır. Tümüyle el işçiliğine dayalı bir sanattır. Telkari sanatı ile yaygın olarak kolyeler, yüzükler, bileklikler, tütün kutusu, sigara ağızlıkları, aynalar, tepsiler, kemerler, küpeler, anahtarlıklar, isimlikler, düğmeler ve vazolar yapılabiliyor.

Özellikle Mardin ve Midyat ilçesinde telkari sanatı oldukça gelişmiştir. Hatta Mardin ve Midyat ilçesi, telkarinin doğup büyüdüğü yer olarak hafızalarda yerini çoktan kazımış durumda. Sayıları bugün bir elin parmakları kadar azalan ustalar, sanatı yaşatmak ve geleceğe taşımak için çalışmalarını sürdürüyor. Her el sanatı gibi gün geçtikçe kan kaybeden Telkari Sanatı'na Mardin Valiliği destek veriyor. Sanatın sürekliliğinin sağlanması için ilde genç ustalar tarafından işlenen telkariler, Avrupa'daki moda evlerine kadar götürülecek. Böylece geleneksel el sanatı, broşür dağıtımından uluslararası fuarlara kadar birçok hizmetten faydalanmış olacak. Bugün el kalemi ile parlatma işlemi Mardinli ustaların bir geleneği olarak devam etmektedir.

BAKIRCILIK-KALAYCILIK

Bakırcılık ve Kalaycılık, Mardin merkezinde, önemli diğer sanat dalları gibi ayrı bir ihtimamla şehrin özel dokusunda yer bulan kendi adıyla anılan çarşısında yüzyıllardan beri varlığını sürdürmektedir. Bakırcılıkta ürünlerin ortaya çıkması son derece ağır şartlarda gerçekleşmekte ve işin tamamı el gücüne dayanmaktadır. Burada bir çok sofra takımı, çanaklar, kaşık, kepçe, kevgir, sini, leğen, yemek tencereleri, kazanlar, güğümlü ibrik denilen ibrikler, su güğümü vb. mutfak eşyaları üretilmektedir.

Bakır eşyalar yılda en az bir kez kalaylanırdı. Günümüzde bu sanatı sürdürenlerin sayısı oldukça azdır.

TESTİCİLİK-ÇÖMLEKÇİLİK

Testicilik, Çanak ve Çömlekçilik(bardak, çömlek, küp, saksı vb. ürünler) Merkez ve Midyat ilçelerinde çok eski yıllardan beri devam eden bir sanat dalıdır. Yörenin kırmızı toprağı, küp yapımcılığına uygun olduğu için bu sanat dalı bu ilçelerde gelişme göstermiştir. Testiler aynı zamanda evlerin kubbeli tavanlarında da kullanılmıştır.

SEMERCİLİK-NALBURCULUK

Atı evcilleştiren Mezopotamya medeniyetinin, İpek Yol güzergahında sürekli değerini artırarak sürdüren Mardin’in doğal dokusu gereği binek hayvanlarına ihtiyacı hep olmuştur. Nice kervanların gelip geçtiği, konakladığı bu topraklarda binek hayvanları ile ilgili gelişkin bir sektör oluşmuştur. İşte semercilik de bu sektörlerden biridir. Değişen zaman şartları bu sanatı günümüzde neredeyse atıl duruma sokmuştur.

Etkinlikler
 
Mezopotamya vadisi önünde Ulu Camii
 
Gümüş İşciliği, Telkârî
Müzeler
Manastırlar ve kiliseler
  • Mor Behnam Kilisesi (Kırklar), Mardin şehrindedir.
  • Meryemana Kilisesi, Mardin şehrindedir.
  • Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep), Mardin şehrindedir.
  • Mor Efrem Manastırı , Mardin      kent merkezindedir.
  • Mor Petrus - Mor Paulus      Kilisesi , Mardin kent merkezindedir.
  • Mort Şmuni Kilisesi , Mardin      kent merkezindedir.
  • Surp Kevork Kilisesi , Mardin      kent merkezindedir.
  • Mor Hürmüzd Keldani Kilisesi ,      Mardin kent merkezindedir.
  • Mor Mihael Manastırı , Mardin      kent merkezinin güneybatısındadır.
Kaleler
  • Mardin Kalesi
  • Kız Kalesi (Kalat’ül Mara-Lorna      Jurek), Merkez ilçeye bağlı Eskikale köyündedir
  • Erdemeşt Kalesi
  • Arur Kalesi
  • Dara Kalesi (Daras      Anastasiupolis), Merkez ilçeye bağlı Oğuz köyündedir.
  • Rabbat Kalesi, Derik ilçesine bağlı hisaraltı köyündedir.
  • Dermetinan Kalesi, Mazıdağı, Mardin ilçesine bağlı Gümüşova köyündedir.
  • Zarzavan Kalesi      (Sammachisacane), Mardin, Diyarbakır yolu üzerindedir.
  • Savur Kalesi, Savur ilçesi merkezindedir.
  • Aznavur Kalesi, Nusaybin ilçesi merkezindedir.
  • Rahabdium Kalesi (Hafemtay),      Nusaybin ilçesi merkezindedir.
  • Merdis Kalesi (Marin), Nusaybin      ilçesi merkezindedir.
  • Haytam Kalesi (Turbdin -      Dimitriyus) Nusaybin ilçesindedir.
  • El Nıhman Kalesi, Yeşilli ilçesine bağlı Bülbül köyündedir.
Camii ve medreseler
El sanatları
  • Taş İşlemeciliği
  • Bakırcılık
  • Ahşap Oymacılığı
  • Semercilik
  • Bitkisel Sabunculuk
  • Ev Şarapçılığı

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2183 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın