• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
AYVALIK VE CUNDA
  Taksiyarhis Kilisesi; Ayvalık merkezde yer almakta, kilise duvarındaki kitabede 1844 yılında yapıldığı anlaşılıyor. Kapı sütunları ve merdiven basamaklarında sarımsak taşı kullanılmış. Uzun yıllar tekel deposu olarak harap edilmiş daha sonradan koruma altına alınmış, İnsani ve doğal olarak tahribata uğrasa da bölgede en iyi korunan kilise burası bence.
Kapı sütunları ve merdiven basamaklarında sarımsak taşı kullanılmış.
      
 Cunda (Alibey) Adası:
Eşsiz bir doğal güzelliğe sahip olan ada hakkında ilk bilgi veren Yunanlı tarihçi Heredot, İ.Ö. 459/454 yıllarında yöreden Ekatonisos olarak bahsetmiştir. Adalarda Aıol kenti vardır demekle yetinmiştir. Kentin ve bulunduğu adanın isminden bahsetmemiştir.
Bölgeye gelen yazarlardan tarihçi ve coğrafyacı Stravon (M.S. 21-63/64), Plinius (M.S. 79), Klaodius Ailianos ve Ptolomomaios da eserlerinde adadan bahsetmişlerdir. Ama isim vermemişlerdir. Çünkü yöreyi tam olarak bilmiyorlardı. Yörede iki batık kent bulunmaktadır.
    İ.Ö. 1500 yıllarında Yunanistan’dan gelenler Anadolu’nun batı sahillerinde ve adalarında 12 şehir kurmuşlar. Bu kavmin ismi Aiol deniyordu. Bunlar Çanakkale’den Gedize kadar Midilli dahil 12 kent kurmuşlardır. Bu 12 kentten biride Yunt adasının doğusundaki sahilde kurulmuştu. Piri Reis’in 1513 yılında yazdığı “Kitab-ı Bahriye” sinde yöre adalarından Yunt Adaları olarak bahsetmektedir. Piri Reis adaların üzerinde başıboş gezen eşek, at ve kısraklardan esinlenerek bölgedeki adalara Yunt Adaları ismini vermiş olduğu tahmin edilmektedir.
Adaya, Moshonisia da denmektedir. Moshos sözcüğü içinde iki düşünce ileriye sürülmektedir. Birinci görüşe göre yöredeki kokulu bitkilerden yayılan güzel kokulardan ileri gelmektedir. İkinci görüşe göre ise 1530’lu yıllarda büyük adanın batısındaki küçük bir adada Moshas adında kötü ün salmış bir korsan, ailesi ve ortağı ile beraber yaşıyordu.   
   Korsan, Osmanlı Donanması yöreye gelince adayı terk etmek zorunda kaldı. O tarihten sonra korsanın yaşadığı adaya Moshonisos, bölgedeki adalar grubuna da Moshonisia denmeye başladı. Bu isim zamanla bütün adalara hâkim oldu.
   İtalyanca bir sözcük olan “Cunda” sözcüğünün anlamı, Meydan Larousse’da bir denizcilik terimi olarak “yelken açmak” yâ da “işaret sancaklarını çekmek için konulmuş yatay çubukların her iki ucu” anlamına geldiği yazılmaktadır.     Ada olmakla birlikte 1817 yılında denizin doldurulmasıyla karaya bağlantısı sağlanmış. Bir çoklarının sandığı gibi adaya gitmek için feribot gerekmiyor .Dar taş sokakları ve eski taş evleri adaya hayran olmanıza yeter de artar bile.. Adada mübadele öncesinde yaşayan Rum Ortodoks cemaatinden kalma bir çok kilise ve manastır da mevcut, koruma altına alınmış ve bir çoğunda restorasyon devam ediyor. Akşamları ise kıyıdaki balıkçı lokantalarıyla, kafeleriyle oldukça şenlikli oluyor. Gidince mutlaka lokma yemenizi tavsiye ederim. Bir de sakızlı dondurma. Balık yiyecekseniz oraya özgü Papalina balığını denemeniz lazım. Hamsiye benzeyen çerez niyetine yenilen bir balık. Bir de dibek kahvesi meşhurdur.
Alibey Adası’na gitmek için önce Lale Adası’ndan geçersiniz.Ayvalık ile Lale Adası arasındaki yola “ Gönül Yolu” deniliyor. Gönül Yolu’ndan sonra Türkiye’nin İlk Boğaz Köprüsü’nden geçerek Alibey Adası’na ulaşıyoruz. Alibey Adası, Ayvalık merkezine 8 km. uzaklıkta. Adanın merkezine gitmek için isterseniz köprüyü geçtikten sonra soldaki yeni yolu ya da biraz ilerdeki yine solunuzda kalan eski yolu kullanabilirsiniz. Ya da bizim gibi eski yola dönmeyip sağ taraftaki yoldan giderek adanın kuzey bölgesini keşfedebilirsiniz. Bundan sonraki yolumuz oldukça bozuk, yer yer denize sıfır ama gizemli bir yol. İki tane terk edilmiş Rum köyü var burada. Yemek yiyebileceğiniz tek yer ilk köydeki Bıyıklı’nın Yeri.
İlk köyden sonra geldiğimiz ikinci Rum köyü için terk edilmiş demek çok zor. Patriçia Koyu’nda bulunan Ayışığı Manastırı’na ulaşıyoruz. Ama manastıra ulaşmak o kadar kolay değil. Bu köyde arabanızı bırakmanız ve yaklaşık yarım saatlik, zeytin ağaçları arasında ve cırcır böcekleri, çekirgeler eşliğinde bir yürüyüş yapmanız gerekiyor. Unutulmaması gereken tek şey; Ayışığı manastırı için ilerlerken yol ikiye ayrılmaktadır ve doğru tercih sol taraftan gitmektir! Manastıra gidince tüm yorgunluğunuzu unutacaksınız
   M.S. 1770 yılına kadar tarihi belgelerde Yunda(Cunda) hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. 1770 yılında Osmanlı Donanmasının Çeşme’de Rus donanması ile yaptığı savaşta sağ kurtulan Hasan Paşa ve hafif yaralı üç arkadaşı ile Foça Dikili yolu ile Ayvalık’ın güney kısmına gelirler. Tesadüf olarak Papaz İkonomus’un çiftliğine düşer. Konuklarını çok iyi ağırlayan Papaz ile Hasan Paşanın dostlukları Ayvalıklılara özerklik belgesi verilmesini sağlamıştır
Bu ferman ile iç işlerinde bağımsız bir yapıya kavuşan Rumlar Eylül 1821 yılında çıkan Ayvalık isyanı Adayı da etkilemiş isyandan sonra Rumların bir kısmı kaçmış kalanı da sürgün edilmiştir. Ayaklanma esnasında adadaki binaların büyük bir kısmı tahribata uğramıştır. İsyandan sonra ekonomik kaynaklar Sultan II Mahmut’un emriyle ya Müslüman ailelere satılmış veya emaneten verilmiştir. 1824 yılında kenti terk etmek zorunda bırakılan halkın geri dönmelerine izin verilir.
    1832 yılında  bir fermanla geri dönmelerine izin verilen Rum halka malları iade edilir ve mülkiyet hakkı tanınır. 1840 yılında kaza yapılarak Karasi (Balıkesir) sancağına bağlanarak özerklik tamamen ortadan kaldırılır.1862 yılında Yunda belediye olur. Osmanlı  ile Rum halk anlaşarak belediyeyi kurarlar. Ada belediyesi için kazdırılan ilk mührün etrafında Yunanca olarak “Moshonisia Belediyesi 1862” yazmaktadır.
Mührün ortasında ise Osmanlıca olarak “Daire-i Belediye Cezire-i Yunda” yazmaktadır. Daha sonraları mührün ortasındaki Osmanlıca yazının yanlış okunması sonucu “Cunda” sözcüğü ortaya çıkmıştır. 1922 yılındaki mübadele ile adadan ayrılan Rumlarla yapılan görüşmelerde hiçbiri adanın adını “Cunda” olarak bilmemektedir. Ada hakkında kitap yazan Rum yazarlarda, Türklerin adaya Yunt Adası dediklerini yazarlar.    
                Ada belediyesi Eylül 1952 yılında yapılan oylama sonucunda iki mahalle olarak (Namık Kemal Mahallesi ve Mithat Pasa Mahallesi)  Ayvalık’a bağlanır. İzmir Yunanlılar tarafından işgal edildiği dönemde Ayvalık’a özel bir önem vermişlerdir. Cunda ve Ayvalık 29 Mayıs 1919 da Yunan ordusu tarafından işgal edilmiştir. İşgale 172. Alay Komutanı Kaymakam Ali Bey (Atatürk’ün Nutukta belirttiği Afyonkarahisar mebusu Ali Çetinkaya) karşı koymuştur.
    Yunan ordusu Anadolu’ya çıktıktan sonra ilk direnişle Ayvalık’ta karşılaşmış, Kurtuluş Savaşının ilk kurşunu Yarbay Ali Çetinkaya tarafından Ayvalık’ta atılmıştır. 15 Eylül 1922 yılında tekrar Türk topraklarına katılan adaya Cumhuriyet döneminde Ali Bey ismi verilmiştir. 13 Ekim 1922 tarihinde imzalanan Mudanya Ateşkes Antlaşması Yunanistan ile Anadolu arasında ki büyük göçün başlangıcı olmuştur. Tarihin ilk ve tek mübadele uygulaması 1923–1924 yıllarında  tamamlanmıştır. 
Mübadele sonucunda Ayvalık bölgesine Girit, Rumeli ve Midilli Adası’ndan Türkler gelmiştir. Adaya Midilli ve Girit’ten gelen Türkler yerleştirilmiştir. Adanın 1700-1800’lü yıllarda ekonomik, sosyal, kültürel yönden bu günkü durumundan daha çok gelişmiş olduğu bilinmektedir. Fakat bölgede yaşanan depremler gelişmenin ilerlemesine engel teşkil etmiştir. Asıl tahribat ise 5 Ekim 1944 yılındaki depremde yaşamıştır. Depremde adada ölüm olmamasına rağmen pek çok binanın tahrip olmasına neden olmuştur.
Zeytincilik, balıkçılık ve turizm adanın önemli ekonomik faaliyetleridir.1976 yılında Ayvalık ve çevresindeki 17.900 hektarlık alanın doğal ve tarihi sit alanı olarak kabul edilmiş olması Adanın mimari yapısının korunmasında etkili olmuştur. Ayvalık merkezine 8 km . olan Ada ile Ayvalık arasında belediye otobüsleri ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayvalık merkezden metropol kentlere yaz kış otobüs bulmak mümkündür.
Tarihinden bahsetmişken  isterseniz birazda bir tatilci gözüyle cundaya dönelim.Sizi bilmemem ama biz denize girme hakkımızı Ortunç Koyu’nda kullanalım dedik..Ortunç Koyu, Alibey Adası’nın sonu olup, Midilli Adası manzaralıdır. Orada kamp alanında denize girerek günün yorgunluğunu atarak, oldukça güzel olan geleneksel yaprak sarması ile otlu börekten yiyebilirsiniz.
 Ayvalık ve Cunda
Ayvalık’ta nereye gidilir, ne yenir, ne içilir?
Çay:  Orfanos Cafe
Ayvalık Meydan’da pek çok çay bahçesi vardır ama Orfanos Cafe’nin yeri başka! Çiçekli minderli koltukları bile insanın içini ısıtmaya yetiyor. Deniz kenarında bir masa kapıp akşam serinliğinde çay içmek için ideal. Kahvaltı için de gelebilirsiniz tabii. İster evden kahvaltılıklarınızı getirip ısmarladığınız çay eşliğinde yaparsınız kahvaltınızı, ister hiç uğraşmadan kahvaltı tabağı alırsınız, seçim size kalmış. Nitekim Ayvalık şehir içinde deniz kenarı nezih bir yerde çay keyfi yapmak için bana sorarsanız en güzel yer Orfanos Cafe.
Ayvalık Tostu:  Mesut Büfe
Ayvalık’a giden herkes muhtemelen merkezdeki tostçular zincirini görmüştür. Yan yana
ufacık tost büfelerinden oluşur bu zincir. Nitekim has Ayvalık tostu yemek istiyorsanız oradaki Mesut Büfe’ye uğramanız şart, diyebilirim. Ayvalık tostu; sucuk, sosis, kaşar, domates, turşu, ketçap ve mayonezden yapılır. Ancak normal tosttan ayrıldığı noktalardan biri de Ayvalık merkezdeki fırından çıkan özel Ayvalık tostu ekmeğiyle yapılmasıdır. Dilerseniz tostun içeriğini istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz. Örneğin ben herhangi bir et ya da sos istemediğimden domates ve turşulu, çift kaşarlı tost istiyorum genellikle. Çocukluktan beri Ayvalık’a giden biri olarak tereddütsüz söyleyebilirim ki Mesut Büfe’den daha iyi tost yapanına rastlamadım.
Dondurma:  Öztürk Cafe – Cunda
Pek çok deneme sonucu Ayvalık dondurmasının en iyi yerinin Cunda (Alibey) Adası’ndaki Öztürk Cafe olduğunda karar kıldım. Özellikle sakızlı, çikolatalı ve tarçın seviyorsanız Santa Maria’lı dondurması harika. Bunların dışında oldukça fazla dondurma çeşidi de var. Dondurmayı kornet denen külahlarda yemenizi öneririm, çünkü sıcak sıcak gözünüzün önünde yaptıkları bu külahların tadı da dondurmalar kadar hatırda kalıcı.
Ayrıca Cunda’ya mutlaka gidip oradaki takı, hediyelik eşya vb. pek çok orijinal ürünün bulunduğu çarşıyı gezmenizi de tavsiye ederim.
Deniz:  Sarımsaklı Sahili
Ayvalık deniz şehri olduğundan denize girmek için pek çok yer var. Ancak benim favorim Sarımsaklı sahili. Buz gibi masmavi denizi serinlemek için birebir. Üstelik daha sakin bir deniz keyfi yapmak için tenha yerlerini bulmanız da mümkün; Badavut tarafı o yönden daha uygun olabilir.
Şeytan Sofrası: Burası Ayvalık merkeze 8km, Sarımsaklı'ya da 4km uzaklıkta. Sönmüş bir volkandan kalan lav birikintileriyle oluşmuş tepede Şeytanın ayak izine benzeyen bir şekil de kafes içine alınmış turistlerin ilgisini çekiyor. Biz de diğer herkes gibi gün batımını izlemek amacıyla çıktık buraya. Yüksek bir tepe olduğu için çevredeki adaların çoğunu tepeden görüyorsunuz. Muazzam bir görsel şölen. Hele ki gün batımı muhteşemdir. gün batımından yarım saat falan önce gitmenzi öneriririm. Ayvalık’la özdeşleşmiş bir tepe. Adını bu tepedeki sözüm ona şeytanın ayak izi olan bir çukurdan alıyor. Nitekim tüm Ayvalık’ı tepeden görüp gün batımını izlemek için mükemmel bir yer Şeytan Sofrası. Fotoğraf çekmeyi de seviyorsanız çok güzel kareler yakalayabilirsiniz bu sırada.
Sarımsaklı Plajı:
 Ayvalık'ın Küçükköy beldesinde bulunan ve 7km lik kumsalıyla bilinen yer. Plajın uzunluğu kesintisiz 5 Km, genişliği de yer yer 50-100 metre arasında değişmekte, yan yana şirin mi şirin 22 plajdan oluşuyor ve hepsi halka açık. Bir çok Otel, Motel ve Pansiyon mevcut. Biz 10 gün boyunca burada bir otelde kaldık ve her yere günübirlik gidip geldik. Lokasyon olarak çok iyiydi. Akşamları Ayvalık merkezde hiç hareket olmuyor (Cunda'da yoğunlaşıyor eğlence) ama Sarımsaklı'da 7km'lik sahil boyunca yürüyüş imkanı, sahildeki lokmacılardan, dondurmacılardan atıştırma imkanı, kafeler, dükkanlar falan olması çok iyi.
Sarımsaklı Akdeniz'e göre soğuk olmakla birlikte yüzülebilecek seviyede .Daha da önemlisi tertemiz bir deniz, dibini görüyorsunuz. Yalnız en kötü yanı gidiyorsun gidiyorsun derinleşmiyor, çok dengesiz yükselip alçalmalar olduğunu hatırlatmak isterim.
Sarımsaklı beldesi , 7 km lik kumsalıyla meşhur. Gerçekten de oldukça uzun ve geniş bir kumsalı var. Bu kumsal boyunca da pek çok otel ve pansiyon seçeneği mevcut. , Sarımsaklı plajlarının tek olumsuz tarafı, tuzlu sudan arınmak için duş alabilme imkanınızın olmaması. Tüm günü orada geçirmeyi planlayanlar için sıkıntı yaratabilir.
AYVALIK:
Ayvalık’a ulaştık ve önce 1 saatlik panoramik şehir turu yaptık. Ayvalık’ın merkezinde bulunan ve saatiyle ünlü olduğu için Saatli Cami denilen, Cumhuriyetin ilanından sonra Cami olarak kullanılan Agios Yannis Kilisi ile başlayan şehir turumuza, Perşembe günleri , Ayvalık’ın dar sokaklarında kurulan pazarında dolaşarak devam ettik. Perşembe günleri kurulan bu pazara Girit Halkı çok rağbet gösteriyormuş, gezimiz sırasında bunu fazlasıyla gördük.
Alibey Adası’nın ise Butik Otel konseptinden dolayı fiyatlarının oldukça yüksek olmasından dolayı bu bölgede konaklamayı tercih edeb ilirsiniz..
Ayvalık merkezde, denize sıfır olan Deniz Kestanesi Restaurant’ına gittik.
Neler mi yiyebilirsiniz?
-Hardal,turp ve zahar otlarindan yapilan sicak ottabagi-Sutlu bakla
-Girit salatasi-Enginar salatasi-Yufkaya sarili karides-Begendili ahtapot
Ertesi gün alışveriş(KAZDAĞLARI) tarafına yolunuz düşerse aşşağıdaki listeyi alın derim:
-Fume lor (kaymak gibi ama tütsülü bir tadı var)
-patlıcanlı roka-ahtapotlu pilav-lor koftesi-mini file
-portakal & çilek suyu denemenizi  öneriririm.
Cunda’da balık yiyeceğimiz için burada tamamen mezelere, yöreye has otlara ve tabiî ki vazgeçilmezimiz Karides Güveç ve Kalamar Tava’ya tam puan veriyoruz. Kabak Çiçeği Dolması(mükemmel) , Girit Usulü Yaprak Sarma(İkinci favori), Deniz Börülcesi, Yöresel Otlar, Tereyağlı Karides, Ahtapot Saltası ve diğerleri… Tek kelimeyle leziz mezeler yediğimiz ve kesinlikle bir daha geleceğimiz ve Ayvalık’a yolu düşenlerin mutlaka gitmesi gereken biryer.
Ayvalıkta Tekne Turları: Tur fiyatları 15 ile 20,-TL arasında değişiyor. Karar vermeden önce muhakkak teknelerin içini gezmenizde fayda var. 11.30 gibi limandan ayrılan ilk tekne olarak yola koyulduk. İlk durağımız Ortunç Koyu oldu. Burada verilen 40 dakikalık yüzme molasından sonra Akvaryum Koyu’na doğru yola çıktık. Akvaryum Koyu, bize doyana kadar yediğimiz Sardalya balıkları için yemek mekanı oldu. Gerçekten de baştan anlaştığımız gibi doyana kadar balığımızı yedik. Yemek sonrası verilen 30 dakikalık yüzme molasından sonra diğer bir koya doğru yola koyuldukAkşam 18.30 civarında limana dönüş.
Cennet Tepesi:Ayvalık limandan çıkıp sağa döndükten hemen sonra İzmir yoluna girip, daha sonra tabelaları takip ederek bulabileceğiniz ya da Sarımsaklı’dan Ayvalık’ a gelirken limana gelmeden hemen önce sağdaki İzmir ayrımından gidebileceğiniz yerdir Cennet Tepesi. Her ne kadar Şeytan Sofrası kadar bilinmese de onun da fazlasıyla ziyaretçisi bulunuyor. Manzara nasıl derseniz, tek kelimeyle kusursuz. Tüm Ayvalık, Alibey Adası, Lale Adası, bildiğiniz bütün adacıkların hepsini aynı anda görebileceğiniz, güneşin Alibey Adası’nın arkasından battığı, muhakkak görülmesi gereken bir yer.
•Ayvalık a değer verip, keyif alan zengin ailelerin başında ; Halis Komili, Sabancılar, Rahmi Koç gelmektedir. Hepsi de tarihi binaları restore ettirip yeniden hayata döndürmüşler.
•Sokak isimleri hep çiçeklerden oluşuyor; Begonya, Itır, Kasımpatı...vs gibi. Bu semt de Tımarhane adasını da içine alan bir iç deniz bulunmakta.
•Ayvalık a bir defa geldiyseniz artık işiniz bitti ; asla gitmek istemeyeceksiniz, huzur ve mutluluk kanınıza işleyecek. Her sene koşa koşa buraya gelmek kaçınılmaz, hele ki suyundan da içtiyseniz kurtuluşunuz yok gibi :)
OTEL TAVSİYEMİZ:Kalabileceğiniz otel ve pansiyon sayısı da çok fazla; fiyat bakımından en pahalı Ortunç Otel den tutun da , her aksesuarı özenle seçilmiş Taş Konak a, 5 Yıldızlı Temizel den, Bir İstanbul Masalında yer alan Haliç Park Otel’e ya da sahildeki ufak pansiyonlara kadar cüzdanınıza göre mutlaka bir yer bulacaksınız.
Tekneyle Adalar Turu: Aslında Ayvalık kalkışlı turlara binmeniz gerekiyor. O yüzden siz siz olun böyle bir hata yapmayın
 Turlarda balık ve salata verilir., akşamüstü de karpuz. Hatta Cunda'da mola verince de lokma tatlısı ikramı.
Zeytinyağları: Ayvalık'a gidip de zeytinyağı almadan olmaz. O kadar çok zeytinyağı satan yer var ki ben şaşkın oldum resmen. En sonunda farklı yerlerden 1'er litrelik bir çok zeytinyağı alarak olayı çözebilirsiniz. Ben yemekler de dahil zeytinyağı haricinde sıvı yağ kullanmıyorum. Ayvalık bu açıdan benim için cennetti diyebilirim. Bu arada yemeklerde riviera, salatalarda sızma kullanın olayı da  çok doğru  gelmiyor bana. Ege'de herkes tek çeşit yağ kullanıyor o da sızma zeytinyağ. Öyle bir ayrım yok yani. Kızartma yapmadığınız sürece sızma yağ kullanabilirsinizBenim bir de tutkunu olduğum bir lezzet var ki o da bademli yeşil zeytin., çerez niyetine yenilecek kadar lezzetli. Bu sefer gitmişken ben de aldım bir kavanoz. Mutlaka denemelisiniz. damla sakızı reçeli (macunu) var. Tatlılara muhallebilere damla sakızı yerine bundan koyuyormuş.
  
1007 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın