• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
ÜSKÜP GEZİ REHBERİ
 Merhaba Sevgili Gezginler;

Bugünkü gezi yazımız Üsküp hakkında olucak.Herkesin heykeller Şehri olarak betimlediği bu güzel şehir seyahatseverler için birbirinden güzel keşif rotalarıyla dolu adeta.Bizde geleneği bozmadan keşif yolculuğumuza önce kent hakkında  genel olarak sizleri bilgilendirdikten sonra adım adım şehir gezimizi başalatacağız.

Öyleyse vakit kaybetmeden hemen başlayalım;

Makedonya’nın başkenti Üsküp, Vardar Nehri’nin iki kıyısına kurulmuş. Makedon dilinde Skopje olarak adlandırılan şehir, tarihi ve kültürel özellikleri ile yabancılık hissetmediğimiz bir yer.

1392’de Osmanlı topraklarına katılan şehir, 500 yıldan fazla bir süre Osmanlı egemenliğinde kalmış. Şehrin bir yakasında Arnavutlar ve Müslümanlar yaşarken, diğer tarafta Ortodoks Hıristiyanlar yaşıyor. Bu nedenle şehrin Eski Türk Çarşısı bölümünde çok sayıda Osmanlı eserine rastlamak mümkün.

Geçmiş Yugoslavya devletinin parçalanmasıyla ortaya çıkan Makedonya, geçtiğimiz yıllarda bağımsızlığının 20 kuruluş yıl dönümünü (2011) kutlamıştı. O günden bu yana başkent Üsküp tam bir değişim ve dönüşüm içerisinde. Bu sıralar şehir hummalı bir inşaat ve yeniden yapılanma havasında.

1963’teki depremde kaybedilen tarihi mirasların yeniden canlandırıldığı söylense de gördüğüm tablo bunu pek kanıtlamıyor sanki. Bu değişimin gözlemleneceği en iyi yer ise Makedonya Meydanı.

Vardar Nehri’nin iki yakasına kurulu, Makedonya‘nın başkenti Üsküp, sıcak insanları, bize oldukça yakın kültürü, sakinliği ve kültürel zenginliği ile davetkar olsa da, ne yazık ki turistik değer olarak oldukça gerilerde bir başkent. Coğrafi olarak Balkanların tam merkezinde olması, hava ve kara yollarının tam kesişiminde yer almasına rağmen bir yol şehri de olamamış demeliyiz.

Malum yollar her zaman bir şehri geliştiren, büyüten önemli bir etken olsa da Üsküp’e çok katkı sağladığını söyleyemeyiz. “Üsküp 2014″ projesi çerçevesinde kent; abesle iştigal ederek, son derece eğreti bir şekilde geliştiriliyor olsa da bu çabanın bireysel olarak beyhude olduğunu söyleyebiliriz.

Kentin turistik fakirliğini bir kenara bırakırsak, Osmanlı’nın izleriyle gelişmiş tarihi birikim, korunmuş mimari, güzel ve sıcak insanları, yemekleri, yaşayış biçimleri ile kendimizi Türkiye’nin bir parçasında hissediyoruz Üsküp’te. Gezileriniz için de en önemli önerimiz tek başına bir Üsküp ziyareti yapmamanız yönünde.
 
Kentin simgesi olan 13 kemerli Taş Köprü ve köprünün bağlandığı Makedonya Meydanı şehrin kalbi. Avrupa şehirlerinin bir çoğunun kalbinde meydanlar yer alıyor, ancak 18,500 metrekarelik Makedonya Meydanına dikilen çok sayıdaki yeni heykeller pek bir dikkat çekici. Makedonya’nın kuruluşunun 20 yılı anısına Floransa’da yapılmış ve Eylül 2011’de tamamlanmış Atlı Savaşçı Heykeli ise meydanın göbeğinde yükseliyor.

Şehrin bu en geniş meydanında yükselen 22 metrelik sütünün başına kondurulmuş olan bu heykel aslında Büyük İskender’i temsil ediyor. Ancak Makedonya hükümeti resmi olarak bu heykele Atlı Savaşçı demek zorunda. Zira, Yunanistan’la arada süren Büyük İskenderi (Alexander the Great) sahiplenme problemi nedeniyle bu isimle adlandırmamaları yaptıkları masraf göz önüne alınınca tam bir ironi.
Makedonya Meydan çevresinde sayabildiğim kadarıyla yirmiden fazla heykel var. Bu nedenle  Üsküp Heykeller Şehri olarak da anılıyor bu sıralar. Milli Mücadele Müzesi (Museum of Macedonian Struggle) ve bir de zafer takı yükseliyor (Skopje Triumphal arch) burada. Bunun yanında yeni dışişleri bakanlığı binası, yeni anayasa mahkemesi, yeni bir arkeoloji müzesi, yeni ulusal tiyatro ve diğer yeni binalar bu meydan çevresinde yükseliyor. Her biri “yeni” kelimesiyle başlıyor.

Proje kapsamında Vardar Nehri üzerine yeni köprüler de eklendi. Eye Bridge ve Art Bridge adındaki köprüler öyle şatafatlı yapılmış ki, eskinin o sade mimarisi yanında bayıyor insanı.
Tüm bu “yeni” diye yapılan eserlere toplamda 560 milyon Avro’dan fazla bir bütçe harcandı. proje yürürlüğe girerken konuşulan rakamlar 80 milyon Avro olduğunu düşünürsek ayrılan bütçeden ne kadar sapma olduğunu görebiliriz. Bu rakam belki Türkiye için küçük olsa gerek, ancak Gayri safi yurt içi hasıla 20 milyar dolar ve Dünya Bankası tanımlamalarına göre aşağı orta milli gelir seviyesinde yer alan bir ülke.

Hoş ülkede kişi başına düşen milli gelir 2011 yılında 10,112 dolar olarak gerçekleşse de zengin bir ülke sayılmaz (Türkiye $15,137$). Nüfusun 2 milyonun biraz üzerinde olduğu bir yerden bahsediyoruz.
Ülkenin tanıştığım yerlilerine proje hakkında ne düşündüklerini sordum. Şehrin hızla değişen bu turistik gibi görünen çehresini kimileri beğeniyor, kimileri ise zaten olmayan paranın çarçur edildiği düşüncesiyle tam isyanda. İşsizliğe ve yoksulluğa çare bulunacak projelere öncelik verilmesi  düşüncesi en sık duyduğum tepkiydi. Yine mimarlar da projelerin tasarımından rahatsızlık duydukları sık sık dile getiriliyor.
Üsküp’ün yeni neo-klasik görkemli yapısı insanın damağında şüpjeli bir tat bırakıyor, ne olduğu biraz belirsiz gibi. Yine de Üsküp beğendiğim bir şehir oldu. Bunda tanıştığım insanlarının büyük etkisi olduğu hiç kuşku götürmez bir sebep.

Makedonya’nın başkenti Üsküp sonuçta insanı sıradanlığın dışındaki duruşuyla şaşırtmayı becerebiliyor. Milyon dolarların yatırıldığı “yeni” Üsküp’ü gördüğümde kış mevsimiydi, ama belki yaz döneminin canlılığı ve yeşiliyle belki daha sıcak bir atmosfer sunuyordur, kim bilir!

Makedonya Meydanı (Macedonia Square): 


Vardar Nehri kenarında şehrin en önemli meydanı. Birçok yeme içme mekanı ve alışveriş noktası buradadır. Büyük İskender Heykeli, Gotse Delçev heykeli ve Dame Gruev heykeli de buradadır.
Üsküp Kalesi: Şehrin en yüksek noktasında 24 saat açık olan kale konuklarına şahane bir panoramik Üsküp manzarası sunmaktadır. Gün batımından biraz önce ziyaret edilirse hem gündüz hem de akşamın ilk ışıklarında şehir görülebilir. (Gece pek bir şey yok)



Taş Köprü:

 Makedonya Meydanı ve Eski Çarşıyı bağlayan, Vardar üzerindeki şehrin sembolü. Sultan Mehmet Köprüsü olarak da bilinir. Bizans zamanında yapılmış, Fatih Sultan tarafından yenilenmiş şuan tekrar restore edilen taş köprü üzerinden şehrin iki yakası izlenebilir.Kapan Han: Eski Çarşı içinde yer alan han Osmanlı Döneminden kalmış başarılı bir yapıdır. Gezmek, oturup soluklanmak, bir kahve kaynattırmak için kesinlikle Üsküp’te görülecek yerler listenize alın.



Milenyum Haçı:

 3,5 kilometrelik teleferik yolculuğu ile gidilmesini önereceğimiz Haç, Vodno Dağı tepesindedir ve 66 metre yüksekliğiyle Dünya’nın en büyük haç anıtıdır.
Büyük İskender Heykeli: Meydan üzerindeki heykel Bağımsız Makedonya Cumhuriyeti’nin 20.yılı anısına 2011’deFlorensada  yapılmış ve meydana yerleştirilmiştir. Günümüzde Doğal olarak buluşma noktası olarak da kullanılır.



Mustafa Pafa Camii:

 Şehrin en önemli dini yapılarından olan camii 13.yüzyıl Osmanlı eserlerindendir.



Rahibe Terasa Evi (Mother Teresa House):
 

Üsküp’te doğup 18 yaşına kadar yaşamış tarihin bu önemli zatının evi günümüzde yıkılmış olsa da alanın ortasında modern bir şapel bulunur.




Aziz Ohrid Kliment Katedrali (St. Kliment of Ohrid Cathedral):

 1970’de doğan ihtiyaç nedeniyle Ortodoks mimarisi ile yapılmış, ziyarete değer dini bir diğer yapıdır.


Sulu Han:

Günümüzde Üsküp Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ni barındıran han mimari olarak şehrin önemli yapılarındandır. İshak Bey Camii: Şehrin büyük camilerinden olan yapı bit pazarının sonunda yer alır.



Rıstık Sarayı:

Meydandaki sembol yapılardan olan Saray günümüzde bir iş hanı olup ziyarete açıktır.

Ayrıca; Kurşunlu Han, Çifte Hamam, Davud Paşa Hamamı, Yahya Paşa Camii, Murat Paşa Camii, İsa Bey Camii, Üsküp Saat Kulesi, Bey Kulesi (Feudal Kulesi), Aziz Saviour Kilisesi, St. Spas Kilisesi, Aziz Dimitrija Solunski Kilisesi, Üsküp Kemeri ve Makedonya Takı; Üsküp’te görülecek yerler listemizdeki diğer eserlerinden ve çoğu yol üstü duraklarında.
Şehir merkezinde gezmeniz gereken yerleri ve onlarla ilgili küçük bilgileri aşağıda sizler için sıraladım.

•      Kapan Hanı
•      Vardar Nehri
•      Taş Köprü
•      Üsküp Şehir Müzesi ( Eski Tren İstasyonu )
•      Makedonya Savaş Müzesi
•      Üsküp Kalesi
•      Bedesten ( Türk Çarşısı )
•      Mustafa Paşa Camii
•      Rahibe Teressa Evi
Üsküp gezilecek yerler listemiz diğer Balkan şehirlerinde olduğu gibi bir çok Osmanlı eserinden meydana geliyor. Balkanların en güzel şehirlerinden Makedonya’nın başkenti Üsküp, 1392 yılında Osmanlı himayesine girmiş ve 500 yıldan fazla bir süre topraklarımız arasında yer almış bir şehir.

Vardar Nehri’nin ikiye ayırdığı kentin bir tarafında Türk Çarşısı ve Osmanlı eserleri yer alırken nehrin diğer tarafında ise ilerleyen yıllarda yapılmış birçok önemli meydan, kilise ve müzeyi görebilirsiniz. Özellikle şehrin Türk Çarşısı bölümünde gezerken kendinizi adeta güzel bir Anadolu kasabasında geziyor gibi hissedebilirsiniz.
Üsküp gezilecek yerler listesi oldukça zengin. Hem Osmanlı hem de ulusal yapıları şehrin her köşesinde görebilirsiniz.

Üsküp Gezilecek Yerler
 
Üsküp genellikle 1-2 günlük kaçamaklar için güzel bir adres. Ufak bir şehir olan Üsküp’ü gezmek için daha fazla zaman ayırırsanız sıkılmaya başlayabilirsiniz. Şehirde yer alan tüm önemli yerleri görmek için birkaç gün yeterli. Çok uzatmadan Üsküp’te yer gezilecek yerlere geçelim.



1. Makedonya Meydanı
Makedonya Meydanı (Плоштад Македонија), Üsküp’te yer alan en büyük ve ünlü meydan. Vardar Nehri kıyısındaki bu meydan 18.5000 m2’lik bir alana sahip. Şehrin merkezi sayılan bu meydan ve çevresinde birçok önemli yapı yer alıyor. Büyük İskender Heykeli ve Ristik Sarayıbu bölgedeki önemli yapılardan. Yakın zamanda yenilenen meydanın ortasında Büyük İskender Heykeli (Воин на коњ) tüm ihtişamı ile yer alıyor.

 2011 yılında Makedonya Cumhuriyeti’nin 20. yılı için dikilen ve III. İskender (Makedonyalı İskender) olarak bilinen Büyük İskender’in tasvir edildiği heykel 14.5 metre uzunluğunda. Heykelin etrafında 2.5 metre boyutunda 8 bronz aslan heykeli daha vardır. Bu aslanlardan dördü çeşme olarak dizayn edilmiştir ve müzik parçaları da çalmaktadır. Makedonya Meydanı’nda yer alan bir diğer önemli yapı olan Ristik Sarayı (Ристиќева палата), 1926 yılında inşa edilmiş bir saraydır.

 Mimar Dragutin Maslak’ın inşa ettiği saray, ismini eczacı Ristik ve Ailesi’nden alır. Yapıldığı dönemde ailenin ikametgahı olarak kullanılan saray, 1963 yılında meydana gelen depremi büyük ölçüde hasarsız atlatmıştır. Günümüzde saray olarak değil de iş hanı olarak kullanılan yapı, şehrin kültürel ve mimari miraslarından biridir.


2. Taş Köprü
15. yüzyılda inşa edilen Taş Köprü (Камен мост) Üsküp gezilecek yerler listemizdeki simge yapılardan biridir. Mimarının Mimar Sinan olduğu düşünülen köprü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Fatih Köprüsü, Vardar Köprüsü, Dušan (Duşan) Köprüsü gibi isimleriyle de bilinmektedir.

12 kemerli köprü, 214 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğindedir. Taş Köprü tarihi içerisinde birkaç kez yıkılma tehlikesi geçirmiştir. 1944 yılında Nazilerin köprüye yerleştirdiği patlayıcılar şehrin kurtuluşu ile etkisiz hale getirilmiştir. Büyük depremden sonra da yenileme çalışması ile korunmuştur. Üsküp’ün iki kıyısı arasında ulaşım sağlayan köprü günümüzde sadece yayalara açıktır.



3. Üsküp Kalesi
Vardar’ın kuzeyinde bulunan Üsküp Kalesi (Скопско Кале) şehrin tarihi yapılarından. MS 6. yüzyılda inşa edilen yapı, bir depremle yıkılmasının ardından 10. – 11. yüzyıllarda tekrar inşa edilmiştir. 1963 yılındaki depremde hasar gören kale, bu haliyle kalmıştır. Evliya Çelebi’nin ünlü “Seyahatname”sinde bu kaleden bahsedilmektedir. Kaleden Üsküp ve güzelliklerini güzel bir yerden seyretmeniz mümkündür.


4. Mustafa Paşa Camii
Üsküp’te bulunan eski Osmanlı camilerinden biri olan Mustafa Paşa Camii (Мустафа-пашина џамија) Yavuz Sultan Selim ve II. Beyazid’in veziri Mustafa Paşa tarafından yaptırılması nedeniyle bu ismi almıştır. 1492 yılında yapılan caminin minare kısmı 47 metre yüksekliğindedir. Görkemli yapı uzun dönem yenileme çalışması görmese de tüm heybetiyle ayakta kalmıştır. 1963 yılında meydana gelen depremde zarar gören camide Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı tarafından 5 yıllık bir yenileme çalışması yapılmıştır ve yapı tekrar ibadete açılmıştır. Caminin yanındaki türbede Mustafa Paşa ve kızı Ummi Hatun’un kabirleri görülebilir.


5. Davut Paşa Hamamı
Sadrazam Davut Paşa tarafından yaptırılan Davut Paşa Hamamı (Даут-пашин амам), Taş Köprü’nün yanında bulunan çifte hamamdır. Şehirde İsa Bey Hamamı ile ayakta kalan iki hamamdan biridir. 15. yüzyılda yapılan bu hamam günümüzde Ulusal Sanat Galerisi olarak kullanılmaktadır. İki kubbeli hamam, içerisinde ayrı ayrı banyolar şeklinde inşa edilmiştir. Müze olarak kullanılan hamamda sergilenen koleksiyon 18. ve 19. yüzyıllardan kalma eserler içermektedir.


6. Kapan Han
Üsküp’teki bir diğer önemli Osmanlı eseri olan Kapan Han (Капан ан), 15. yüzyılda yaptırılmış olup toplam 1086 metrekaredir. İki girişli han içerisinde 44 tane oda bulunur. Günümüzde han içerisinde bir restoran bulunmaktadır.


7. Sulu Han
İshak Bey tarafından 15. yüzyılda inşa edilen Sulu Han (Сули ан), adını hanın yakınlarındaki su kaynağından aldığı düşünülmektedir. 1963 yılındaki depremde büyük oranda hasar gören yapı yenilenmiştir ve günümüzde Üsküp Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılmaktadır. Sulu Han’da eski resim ve haritaların görülebileceği küçük bir müze de ziyaret edilebilir.



8. Kurşunlu Han
Kurşunlu Han (Куршумли Ан), 1550 yılından kalma han Molla Muslidin Hoca tarafından yapılmıştır. Han, tarihi içerisinde bir dönem hapishane olarak kullanılmıştır. Hanın giriş kısmı depo ve hayvanların bağlandığı yer, üst kattakı odalar ise dinlenme amaçlı kullanılmıştır. 1904 yılından itibaren tekrar eski işlevine kavuşturulan yapının kurşun bölümleri I. Dünya Savaşı’nda sökülmüştür.



9. Çifte Hamam
Çifte Hamam (Чифте Амам), 1531 yılında İsa Bey tarafından inşa edilmiştir. Üsküp’teki en büyük ikinci hamam olan Çifte Hamam, ismini kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı yapılan iki girişinden almaktadır. 1915 yılına kadar hamam olarak kullanılan yapı, 1963 yılında meydana gelen bir depremde zarar görmüştür. Bunun ardından yapılan yenileme çalışması ile bir sanat galerisine dönüştürülmüştür.



10. Murat Paşa Cami
Üsküp gezilecek yerler listemizdeki en güzel camilerden biri olan  Murat Paşa Camii (Султан-муратова џамија), 1463 yılında inşa edilmiştir. Osmanlı komutanı Yiğit Paşa tarafından yıkılan Aziz George Manastırı yerine inşa edilen Murat Paşa Camii, mimarisi ile en özgün Osmanlı eserlerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Görkemli iç kısmının yanı sıra ahşap çatısı da dikkat çekicidir.



11. İsa Bey Cami
Üsküp’ün bir diğer ünlü camisi olan İsa Bey Camii, 1475 yılında İsa Bey tarafından inşa edilmiştir. Avrupa’daki tek Selçuklu camisi olan İsa Bey Camii’nde 2 tane kubbe bulunmaktadır. 5 avlulu yapı İsa Bey’in ölümünden sonra anısına yapılmıştır.


12. Makedonya Takı
Pella Meydanı’nda yer alan Makedonya Takı (Порта Македонија) son dönemlerde inşa edilmiş yapılardan biridir. Makedonya’nın bağımsızlığının 20. yılı anısına açılan tak, 193 metrekarelik bir mermerden yapılmıştır. 21 metre yüksekliğindeki yapı, 4.4 milyon Euro’ya mal olmuştur. Tak üzerinde Büyük İskender tasvirleri bulunmaktadır. Tak içerisinde iç bölümler, asansör ve merdiven kısmı ile bir hediyelik eşya mağazası bulunmaktadır.



13. Bey (Fuedal) Kulesi
Bey Kulesi (Феудална кула), 17. yüzyıldan kalma 14 metre yüksekliğinde bir kuledir. Üsküp merkezdeki en eski yapı olan Bey Kulesi, 1.5 metre kalınlığında duvarlara sahiptir ve savunma amaçlı kullanılmıştır. Savunma amaçlı kullanıldığında Türk bir aristokrata ait olduğu düşünülmektedir.




14. Saat Kulesi
16. yüzyıldan inşa edilen Saat Kulesi (Саат кула Скопје), Üsküp’ün simgelerinden biridir. Namaz vakitlerini takip etmek için saat kulesine ihtiyaç duyulan dönemlerde yapılan bu kule, Osmanlı İmparatorluğu’nda inşa edilen ilk saat kulesi olması nedeniyle oldukça önemlidir. Kulenin saat kısmı Macaristan’dan getirilmiştir. 1963 yılında yaşanan depremden sonra orijinal saat kaybolduğu için günümüzdeki saat İsviçre’den getirilmiştir.



15. Arkeoloji Müzesi
Üsküp’ün en önemli müzelerinden olan Arkeoloji Müzesi, 2009 – 2014 yılları arasında inşa edilmiştir. Müze binası ayrıca Makedonya Cumhuriyeti Ulusal Arşivi olarak da kullanılmaktadır. Vardar kıyısında bulunan Arkeoloji Müzesi, Makedonya Meydanı’nın karşısındadır. Dış mimarisinde Yunan tarzı kullanılan bina anıtsal olarak da önemlidir.


16. İshak Bey Cami
İshak Bey Camii, 1438 yılında İshak Bey tarafından inşa edilmiştir. Türk ordusunda bir komutan olan İshak Bey, Üsküp’ün fethini gerçekleştiren ordunun başında yer almıştır. Mavi tonlarında dekore edilen yapı, 1689 yılında meydana gelen yangında büyük ölçüde zarar görse de ardından yenileme çalışması ile tekrar kullanılır hale gelmiştir. Camide yer alan türbe kısmı genelde yapıya katkıda bulunanlara ayrılmıştır. Eski Çarşı’nın kuzeyinde yer alan İshak Bey Camii’nin minaresi 30 metre yüksekliğindedir.


17. Eski Tren İstasyonu
Eski Tren İstasyonu ve Üsküp Şehir Müzesi (Музеј на град Скопје) şehirdeki önemli yapılar arasında yer alır. Eski Tren İstasyonu 1938 yılında Velimir Gavrilovik tarafından Bizans etkileri ile modern bir tarzda inşa edilmiştir. 1963 yılında meydana gelen depremde zarar gören istasyon yenilendikten sonra 1970 yılından günümüze bir sergi salonu ve küçük bir şehir müzesi olarak kullanılmaktadır. Müzede görülebilecek en önemli eser 2000 yılında bulunan 6000 yaşındaki 15 santimetrelik Govrlevo heykelidir.



18. Makedonya Mücadele Müzesi
İnşasına 2008 yılında başlanan Makedonya Mücadele Müzesi (Музеј на Македонската Борба), bağımsızlığın ilanın 20. yılında 8 Eylül 2011 tarihinde açılmıştır. Arkeoloji Müzesi, Soykırım Müzesi ve Vardar Nehri arasında bulunan Makedonya Mücadele Müzesi’nde Osmanlı döneminden Yugoslavya’dan bağımsızlık dönemine kadar olan zamanla ilgili sergi görülebilir. Müze içerisinde 109 balmumu heykel ve 16 resim bulunmaktadır.


19. Makedonya Ulusal Müzesi
Makedonya’nın en eski müzelerinden olan Makedonya Ulusal Müzesi (Музеј на Македонијa)  üç ayrı müzenin birleştirilmesi ile meydana gelir. Arkeoloji, tarih ve etnoğrafya müzelerinin birleştirilmesi ile yapılan Makedonya Ulusal Müzesi 1924 yılında açılmıştır. Bir dönem Makedonya İnsanları Müzesi olarak bilinen bu müzede kalıcı sergilerin yanı sıra geçici sergiler de görülebilir.



20. Aziz Ohrid Kliment Katedrali
Aziz Ohrid Kliment Katedrali (Соборна црква), II. Dünya Savaşı sonlarında Hz. Meryem Katedrali’nin yakılması ardından Aziz Dimitrija Solunski talebe cevap veremediği için yapılmaya başlanmıştır. Mimar Slavko Brezovski tarafından 1970 yılında inşasına başlanan yapı, Ortodoks mimarisi ile yapılmıştır. Katedralin en görkemli kısmı kubbesinde yer alan 70 metre karelik fresktir. Makedonya Ortodoks Kilisesi’nin en büyük Ortodoks tapınağı olan Aziz Ohrid Kliment Katedrali, Aziz Kliment’in doğumunun 1150. yıldönümünde açılmıştır. Katedralin önünde yer alan çeşme İslam Birliği’nin hediyesidir.



21. Aziz Saviour (St. Spas) Kilisesi
Bir Ortodoks kilisesi olan Aziz Saviour (Spas) Kilisesi (Црква Св. Спас), 16. yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Bir kısmı yerin altında bulunan yapı içerisinde yapıldığı dönemden kalma eserleri görmek de mümkündür. Kiliselerin bu şekilde inşa edilmesinin nedeni Müslümanların kiliselerin camilerden yüksek olmasına izin vermemiş olmasıdır. Aziz Saviour’un en ilgi çekici kısımlarının başında 10 metre genişliğinde ve 6 metre yüksekliğindeki meşe kapısı gelir. Kilisenin dışında 1903 yılında öldürülen ulusal kahraman Delcev’in mezarı bulunmaktadır.



22. Rahibe Teresa Evi
Üsküp’te yer alan bir anı evi olan Rahibe Teresa Evi (Спомен-куќа на Мајка Тереза),  insanlık için yaptığı özverili çalışmalar ile tanınan ve 1910 – 1928 yılları arasında Üsküp’te yaşayan Rahibe Teresa adına yapılmıştır. Ev, Rahibe Teresa’nın vaftiz edildiği Hz. İsa Roma Katolik Kilisesi’ne yakın şekilde yapılmıştır. Makedonya Hükümeti ve Kültür Bakanlığı tarafından finanse edilen Rahibe Teresa Evi’nin inşasına 2008 yılında başlanmıştır. 2009 yılında Makedonya Cumhurbaşkanı Nikola Gruevski tarafından açılan Rahibe Teresa Evi 2 milyon Euro’ya mal olmuştur.  Anı evi içerisinde Rahibe Teresa ve Ailesi ile ilgili heykeller ve diğer eserler bulunmaktadır.


23. Yahya Paşa Cami
Üsküp’teki bir diğer Osmanlı camisi olan Yahya Paşa Camii, 1504 yılında Yahya Paşa tarafından inşa edilmiştir. Bu camiyi diğerlerinden farklı kılan piramit şeklindeki kubbesidir. Caminin avlusunda birçok kabir bulunmaktadır.




24. Aziz Dimitrija (St. Dimitrija) Solunski
Aziz Dimitrija Solunski (Св. Димитриј Солунски), Osmanlı döneminde orijinal katedralin bulunduğu yere 1886 yılında yapılan bir kilisedir. II. Dünya Savaşı’nda Hz. Meryem Katedrali Bulgarlar tarafından yakılınca burası geçici katedral olarak kullanılmıştır.

Türk Çarşısı
Üsküp’te yer alan Türk Çarşısı aslında Balkanlardaki Osmanlı toprakları ile ne kadar benzer özelliklere sahip olduğumuzu hissedebileceğiniz bir yer. Vardar Nehri’nin karşı kıyısında yer alan çarşıda gezerken kendinizi adeta Anadolu’nun güzel bir kentinde geziyor gibi hissediyorsunuz. Esasen burayı ayrı bir gezi noktası gibi göstermek yanlış olur. Şehirde yer alan birçok önemli cami, han ve medrese bu bölgede. Üsküp’te hiçbir yere gidemeyecek kadar zamanınız yoksa Türk Çarşısı’nın sokaklarını arşınlamak bile size yetecektir.

Mareşal Tito caddesinde ilerlerken, sağda, Rahibe Teresa heykeli ve anı evini görüyorum. Geniş bir alanda, özgün mimariye sahip binanın merdivenlerinden çıkınca, tamamen Teresa’nın fotoğrafları, yazışmaları, yatağı ve kullandığı eşyaların sergilendiği bir salonda buluyorum kendimi.

Mareşal Tito caddesi, bizim Nişantaşı semtini andırıyor, lüks mağazalar ve kafelerin sıralandığı yol, Ploştad Makedonya meydanı önünde bitiyor. Vardar üzerindeki beş köprüden, sadece 6. yy’da Romalılar tarafından inşa, Osmanlılar tarafından da ıslah edilen taş köprü sadece yaya geçişine açık. Köprünün ayaklarının dibine oturuyor ve yüksek debili suyun, köprü ayaklarına çarptıktan sonra, yaptığı türbülansları, girdapları izliyorum uzun uzun.



Gotse Delchev



Ellerinde kamışları, olta sallayan balıkçıların bir şey yakaladığına rastlamadım ne zamandır. Taş köprünün yanından ayrılıp, Vardar’a paralel yürüyerek, Gotse Delchev köprüsüne geliyorum. Delchev, Makedonların, Osmanlı’ya isyan edip, gerilla savaşına girdiği ulusal kahramanları. Osmanlılar, 1903 yılında bir yerde sıkıştırıp öldürüyorlar Gotse Delchev’i . Köprünün hemen yanında, Makedonya Özgürlük Anıtı yer alıyor. Türk mahallesinin yakınlarında, mezarı ve adına düzenlenmiş müzeyi de ziyaret etmeyi düşünüyorum bir ara.

Büyük Güçlerin Yükseliş ve Düşüşleri isimli eserinde Paul Kennedy hatırladığım kadarı ile şöyle diyordu: “ etnik çatışmalar, suyun demirle ilişkisi gibidir, bir damla su demiri bozduğu gibi, bir ayrıntı da, etnik çatışmaları başlatabilir. “. Bu coğrafyaları gezme arzum da tam bu noktadan kaynaklanıyordu. Çok büyük bir ideoloji, sağlam bir harçla birbirine bağlı Yugoslavya Federasyonu, nasıl olmuştu da, bir anda dağılıp, neredeyse şehir-devletlere bölünmüştü. Slovenya’dan başladığım eski Yugoslavya topraklarının tümünde bunun cevaplarını bulmaya çalıştım, becerebildiğim kadarıyla.

Gözüm, ilerideki Vodno dağına takılıyor, üzerindeki devasa haç her yerden rahatlıkla görünüyor. Benzerini Bosna Hersek’te Mostar’da da görmüştüm. Haç kabullenilebilir, ama, hemen yanında dalgalanan Makedonya bayrağı, bir ayrımcılığı vurgulamıyor mu, zira bu ülkede, Makedonlar yani Ortodoks Hristiyanlar kadar, Müslüman Arnavutlar, Türkler ve Çingeneler de yaşıyor.

Bitpazarska caddesinin meşhur köftecilerinden birinde, Rumeli köftesi ile yediğim cacık harikaydı.köprünün yanından, kaleye çıkan yola giriyorum. Sağda Sveti Spas manastırı yazısını görüyorum. Ama, daha bahçe girişinde karşıma çıkan Makedon kız, öncelikle Gotse Delchev müzesini ziyaret etmeme neden oluyor. 120 MKD giriş ücreti karşılığı, bilet yerine, yandaki Sveti Spas manastırının, çok uzun öyküsü olan, ikonlarının bulunduğu ahşap panonun fotoğrafı olan iki adet kart postal veriyor.

Delchev’in Türklere karşı giriştiği gerilla savaşına ait fotoğraflar, yazışmalar, silahlar ve kullandığı eşyaların sergilendiği küçük salonu gezerken, kız da bana eşlik ediyor. İlgi ve merakla izlediğimi fark eden kız; durup dururken; “ Osmanlı emperyalizmine karşı Makedon halkının isyanı anlatılıyor burada “ diyor ve eliyle, bölgede, Türk akınlarının yapıldığı haritaların üzerine vuruyor. Ben şaşırıyorum. “ Geçmişin hesabını yapma durumunda değilim, ancak, kişisel görüşüm ve inancım, halklar arasında sonsuz barışın tesis edilmesidir. “ diyorum. Kız, kızarmış yanakları ile, “ ben de bunu umud ediyorum “ diyor. Delchev, örgütçü kişiliğinin yanında Makedonlara milliyetçilik fikrini öğreten bir düşünce adamı anladığım kadarı ile.
Sveti Spas’ın önemi; 10 m. eninde 6 m. yüksekliğinde bir ahşap pano üzerinde, akıllara zarar, ince bir işçilikle işlenmiş ve İncil’den hikayeler anlatan oyma ahşap ikonlar. 2. Dünya Savaşının çılgınlığından, kaçırılarak, özenle korunmuşlar.

Yakındaki Mustafa Paşa Camii güzel ve alımlı, 1492 yılında vezir Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış. Türk-Makedon ortak girişimi ile restore ediliyor, bu nedenle ziyarete kapalı. Dışarıdan fotoğraflamakla yetiniyorum ben de. Caminin arka tarafındaki Makedonya müzesi 15.00’de kapanmış. Hemen, arkasındaki Kurşunlu Han da kapalı.
Aslında Üsküp adına söylenecek o kadar çok şey var ki ne kadar söylesek ve yazsak yine de az kalıyor. Ancak şimdilik sözümüzü burada bitirerek yazımızı sonlandıryoruz.Gezerken keyif aldığım nadir şehirlerden biriydi Üsküp, size de ilk fırsatta gidip görmenizi mutlaka tavsiye ediyorum. Nice gezilerde  tekrar görüşmek üzere! Herzaman sevgiyle kalınız..
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      278 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın