• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
Doğu Ekspresiyle Kars Gezisi







  
                               


İ
nzivaya çekilmek mi istersin kardeşim?
                                       Aramak mı istersin kendine giden yolu?
                                                                Biraz durakla ve dinle beni?

                                                                                                    ZERDÜŞT





..Doğu expresindeki ilk gece, çocukluğumun geçtiği topraklara kavuşurken  ben de bu soruyu sordum kendi  kendime..

Ermeni sınırı eteklerinde uçurtma uçururken, dikenli tellerin ardında düşsel varlıkların yaşadığına inanırdım.Sanki  tüm masal kahramanlarını Arpaçay emzirir   ve Ateşgede Tapınağında devler ve cinler buluşurdu. Ani harabelerine girince yanağımda bu  hayelin tebessümü canlandı.

Zerdüş buralara gerçekten geldi mi bilmiyorum ama kavimleri burada kundaklayan şey hayata giden yolu bulma arayışıydı..





“ Şaman Tanrısı  Ülgen,  yeryüzünde  kemikleri kamıştan, etleri ise  topraktan  yedi kişi yaratmış. Her kim  Onun katına varan yoldaki yedi engeli (budak) aşarsa iyiliklere kavuştuğu söylenir.

Tanrı Pan’ın flütü syrinx’te tam yedi boru vardı; yine, Apollo’nun yedi telli liri (lyre) gönülleri teselli eden nağmeler besteliyordu.



Çin Ülkesi “yedi” kente ayrılır; Persler topraklarında ise “yedi’’ vali hüküm sürerdi. Arap efsanelerine göre dünyayı yakıp kül haline getirmesin diye “yedi’’ melek güneşi buz ve kar ile soğuturlar ve “yedi bin” melek güneşi kurar ve her sabah hareket etmesini sağlar. Doğu’nun en eski iki nehri Ganj ve Nil her biri “yedi’’ kaynağa sahipti.

Doğu Anadolu Serüvenimizin yedinci gününde  nihayet doğduğum topraklardayım. Baltık Mimarisi’nin ortaya çıkardığı duygu yüklü bir kompozisyon şehri olarak Taht Düzü denilen ovaya zamanında  garnizon kenti olarak kurulan kars yazarlara ilham kaynağı olmuş.Rus Çarı tarafından Hollandalı mimarların yaptığı ızgara planlı şehir planı ile Baltık Mimarisinin doğudaki en iyi örneklerine sahip durumda.
"Allahuekber dağlarında şehit olan özgürlük savaşcılarının anısına!      
Doğu Expresimiz Kalkıyor.."



Yolculuğumuz Doğu Expresiyle gerçekleşecek, nostaljik tren yolculuğumuz boyunca Kars kentinin en eski sakinleri olan Malakan ve Dukhobor,Terekeme ve Tat kültürlerini içeren yolculuk hikayelerinde yöre kültürü üzerine güzel bir söyleşi gerçekleştireceğiz.Trenle yaptığımız yolculuk tamamlandığında size çam odunu közünde alüminyum demliklerde sıkı bir  kars çayı ısmarlayabilirim.Yada  vakit kaybetmeden unutulmaz bir Kars Gezisi için hemen geziye başlıyabiliriz.
                                                               


Malakanlar Yazısı için tıklayınız.



                                                  KARS GEZİSİ TARİHLERİ

                                          
            
25-28Ocak 2018 "Sömestir"      01-04Şubat 2018"Sömestir"

08-11 Şubat 2018     
22-25 Şubat 2018  

      
                                                                        
⇒ Kars Gezi Ücreti ve Rezervasyon için Tıklayınız.

⇒ Kars Şehir Turu Programını İncelemek İçin Tıklayınız



⇒Uzun Kars Şehir Turu  İçin Tıklayınız

                   
                         

       KARS EKSPRESİ 


Sizler için tadı damağınızda kalacak  enfes bir program hazırladım, katılıp katılmayacağınıza  yazıyı okuduktan sonra kendiniz karar vereceksiniz.Geziye başlamadan önce şehir hakkında sizleri biraz bilgilendirmek istiyorum:

Kars İsmi Nerden Geliyor?

Strabon’un Geographiga adlı eserinde kentin adı  Corzene olarak geçiyor.Ptolemaios’un ‘Coğrafya Kılavuzu’ kitabında ise şehrirden Cha(o)rsa olarak bahsedilir...Gürcüler buraya Kari (kapı-geçit) diyorlarmış, Kaşgarlı Mahmut’a göre ise  Karsak ismi  ‘Derisinden kürk yapılan ‘Bozkır Tilkisi’ anlamına gelir.Bu yönüyle Divan-ı Lügatit Türk’deki en eski Türkçe isim olma ünvanını da taşır.

Tarihte Bagratlı Krallığı’na başkentlik yapmış olan Kars, M.Ö. 130-127 Bulgar Türkler‘in Velentur boyunun Karsak Oymağı’ndan ismini aldığına da inanılıyor. Bölgenin ilk adı Asur kaynaklarında (M.Ö. 12. yy) Daiaeni, Urartu kaynaklarında ise (M.Ö. 9. yy) Diauehi olarak geçmekte. Bazı kaynaklara göre M.Ö. 130-127 yıllarında Kafkaslardan gelerek Kars çevresine yerleşen ve bir Türk boyu olan Karsak’lardan geldiği yönündedir.





* Kaşgarlı Mahmut’a göre ise  Karsak ismi  ‘Derisinden kürk yapılan ‘Bozkır Tilkisi’ anlamına gelir.



 M.Ö. 13000 yıllarına kadar uzandığı bölgede Kalkolitik, Eski Tunç Çağı, Erken Demir Çağ kültürleri ile Urartu, İskit, Kimmer, Pers, Roma, Arsaklı, Sasani, Emevi, Abbasi, Bizans, Bagratlı, Selçuklu, Saltuklu, Moğol, Gürcü, Karakoyunlu, Akkoyunlu,Osmanlı, Rus, Türkiye devletlerinin siyasi hakimiyetleri görülür. Bu kadar kavmin geçtiği bugünkü Kars topraklarında başta Yerli, Kürt, Terekeme (Karakalpak) ve Azeri olmak üzere az sayıda Malakan ve Dukhobor gibi topluluklar da yaşamaktadır.

Ortalama yüksekliği 1768 metreyi bulan coğrafya yapısıyla Kars’ın büyük bir bölümü yaylalardan oluşur. En önemli dağları Allahuekber, Kısır, Akbaba, Aşağıdağ ve Aladağolarak bilinir. Doğu Anadolu’nun en geniş platosuna sahip olan Kars ilinde irili ufaklı birçok göl bulunur. En büyüğü Çıldır olan bu mavi göller Aygır, Karzak Çenklice, Erhan, Turna, Çenekci, Kuyucuk, Çalı, Deniz ve Lavaşin’dir.
Bu kadar ön bilgiden sonra artık gezimize iyi bir başlangıç yapabiliriz.
Aklımda müthiş bir rota var!

BİRİNCİ GÜN:

Önce Rus & Kazak Kilisesi olan Alexander Nevski Kilisesinden   başlıyacağız gezimize  sonrada Baltık Mimarisinin eşsiz yapılarını keşfetmek üzere Cheltikov Konağına sizi  götüreceğim, ardından yolculuğumuz sırasıyla Hekim evi (Opera  binası), Kent Konseyi, Konservatuar binası, Ortodoks Kilisesi (Merkez Cami), Vali Konağı,  Kars Müzesi gezilerinden oluşan panoramik şehir turuyla devam edecek
Son olarak da  Kars kalesine çıkarak şehri kuşbakışı izleyerek şehir hakkında bilgi alacağız.Ziyaretimiz esnasında Kars kalesinin eteklerindeki tarihi ve turistik yerlere de uğramayı ihmal etmiyoruz tabiki!
Kars çayının etrafındaki konaklar ve tarihi yapılardan oluşan kültürel rota sizi zamanda küçük bir yolculuğa çıkartacak.
Namık Kemal Evi ve aşıklar evinde günün yorgunluğunu kars aşıklarının sazları eşliğinde tatlı tatlı atışmalarını dinleyerek atabiliriz.Ayrıca yürüyüş severler için Taş Köprü, Mazlumağa Hamamı, Topçuoğlu Hamamı, Muradiye Hamamını ziyaret etmek oldukça eğlenceli olacaktır.Gezinin bu ilk günü başdöndüren bir yoğunluğa ve bir o kadar da renkli bir ambiyansa sahip bulunuyor.Yürüyerek yapacağımız bu turumuzda yanınıza yürüyüşe uygun ayakkabı getirmenizde yarar var.Kars şehrini keşfederek fethettikten sonra artık kendimize de biraz vakit ayırmak üzere programımıza burada ara veriyoruz.Eğer düşünürseniz size bu akşam için güzel bir Kafkas Gecesi etkinliği ayarlayabilirim.Gecenin sizi büyüleyeceğinden şüphem yok.
İlk gün için bu kadar yeter diyorsak gezimizi burada noktalayıp otelimize dönelim, konaklama kars büyükkale otelde olucak.İyice dinlenmeye bakın yarın uzun bir gün sizi bekliyor olucak.
İKİNCİ GÜN:
 
Sıkı bir kahvaltının ardından gezimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.Bugünkü rotamız Ermenistan sınırındaki Ani Harabeleri olucak.
İki yanı Arpaçay Kanyonu ile çevrili olan antik şehir; Binbir Kiliseli Kent, 40 kapılı şehir gibi ünvanlarla adının Urartular’ın yer tanrıçası An isminden alındığı düşünülüyor.
 Aslanlı Kapı ise kentin ana girişini oluşturuyor.1064 yılına kadar Bizans’ın yönetimindeki Ermenilerin ( Bagratlı Krallığı) hükmünde sonra Selçuklu, Gürcü, Moğol (Timur) ve Osmanlı egemenliğinde kalarak bugüne kadar gelmeyi başarmış. Ani'nin ilk keşfi 1880'lere uzanır. İçinde  823 yapı ve mağara bulunan bir yer altı şehri de bulundurur.
Şehir suru, 8 kadar kilise ve bir cami, Ani'de halen ayakta duran eserlerin en önemlileridir
Meryem Ana ve en büyük katedrali Meryem Ana’ya adanmış. Matta, Markos, Luka, Yuhanna’ya adanmış insan, aslan, doğa ve kartal figürleri süsleyen kiliseleri var.
Sadece Hristiyanlar için değil başka dinler için de önemli Ani Tarihi Kenti.  Alpaslan’ın Anadolu kapısından girip yöreyi fethinden sonra, Türklerin Anadolu’da yaptığı ilk camii (1072) Ani’de. Ayrıca Anadolu’nun ilk Zerdüşt tapınağı Ateşgede yine Ani’de yer alıyor. Ayrıca Türklerin Anadolu’da yazdığı ilk kitabe de burada bulunmaktadır.


GEZ
İ VE GASTRONOM
İ




                                                                   




Damaklarınızı şenlendirmek için ise yöresel lezzetlerden özenle seçtiğim Kars Mutfağının tadına hep birlikte tatmaya var mısınız?.
Bu gezimizde Gastronomiye ayrı bir yer veriyoruz.Bir çok yöresel lezzetlerden harmanlanmış kars mutfağını sizlere tattırmak istiyorum.Menümüzde neler mi var?
Bu turumuzda neleri tadacağız?
 


Ayran Aşı Çorbası, Isırgan otu çorbası, Pilavlı Kaz Eti veya Üzümlü Pilavlı Acem Kavurma, Kete, Ezme, Turşu, Salata, Umaç Helvası ,hörre,(un aşı), elma dolması, cızdak, Erdek, evelik aşı,piti,kaz, nezikPörtletme, Yeşil Mercimekli Altı Patatesli Erişte Pilavı, Nohut, Kuzu Eti ve Safran Köklü Piti, Erişte Pilavı, Şekerpare. Haşıl (kaynamış buğday, yoğurt, tereyağı), Hangel(bir tür mantı),Erişte aşı (Yeşil mercimek, erişteden oluşan çorba,) pitikebab; nohut, et, kuyruk yağı, sarı kök kullanılarak küçük teneke kuplarda pişen enfes bir lezzet.

Evelik Aşı Çorbası, Mevsim salata, Piroşki, Hangel, Soğan soslu Bonfile, Kars peynir tabağı, Muhallebili Kadayıf ...





                                                      
                                          

ÜÇÜNCÜ GÜN: ÇILDIR GEZİSİ

Bugün gezimizin üçüncü günü.Yine güzel bir kahvaltıyla dolu dolu geçecek bir gün için enerji depoluyoruz.Kahvaltımızın ardından kaptanımız bizi Çıldır Gölüne götürecek.Yolculuk boyunca yöresel türküler eşliğinde güle oynaya seyahat ediyoruz.Yol üzerinde ilginç kareler yakalayabilirsiniz o yüzden fotoğraf makinanızı açık turmakta yarar var.Örneğin karda avlalanan tilkilerin buz kütlelerin balıklama dalışı size ilginç geşlebilir bu yüzden sıra dışı kareler için fotoğraf molası vereceğimizi hatırlatırız.Çıldıra bir hayli yolumuz var bu yüzden  Çıldır hakkında bir ön bilgi vermek hiç de fena olmaz değil mi!




Öyleyse fırsattan istifade küçük bir giriş yapayım.
Çıldır Gölü, Ardahan ve Kars il sınırları içerisinde kalan göl, 123 km2 alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük tatlı su ve en büyük ikinci gölü. Deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikte bulunan gölün en derin noktası 42 metre. Çıldır Gölü, bir lâv akıntısı ile bir moloz mahrutu tarafından müştereken meydana getirilmiş bir doğal set gölüdür. Birçok dere ve pınarlarla beslenmekte olan gölün tek çıktısı kuzey batısında yer alan Ermenistan sınırında bulunan Arpaçay kolu olan Telek Çayı'dır. En büyük olanı Akçakale harabelerinin yanında yer alan adadır. Göl etrafında çok az bitki örtüsü gelişmiştir ancak gölü çevreleyen otlaklarda yoğun hayvancılık yapılıyor.
Yılın dört mevsiminde yapılabilen balıkçılık yöre halkı için önemli bir ekonomik gelir kaynağı teşkil etmektedir. Gölde balıkçılık önemli bir insan aktivitesi olup, kışın buz tutan gölde kalın buz tabakası kırılarak balık avlanmaktadır. Gölde yakalanan en önemli balık türü (aynalı) Sazan (Cyprinuscarpio). Gölün sadece kuzey batısında seddeyle ayrılmış bataklık ve sulak çayırlar bulunur. Genelde göl çevresi mera vasıflı olup, sert bölge iklimi tarıma olanak vermez.





Göl havzası, göl seviyesine nazaran takriben 200 metre alçak olan Çıldır ovasından nispeten dar olan (genişlik: 2–3 km) doğal bir set ile ayrılmıştır. Bu seddin en büyük kısmı, gölün kuzey doğusunda yükselen Papa Dağı'ndan batıya doğru inmiş uzun eski bir lâv akıntısıdır. Batıda, bu set, gölün batısında bulunan Kısır Dağı'nın Kuzeydoğu yamacından gelen bir moloz mahrutu tarafından tamamlanmıştır. Bu mahrut ile lâv akıntısı arasındaki sınır; Arpa çayı-Çıldır yolunun takip ettiği gölün kenarı boyunca yükselen geçitten geçer. Bugünkü göl havzası ile bugünkü Çıldır ovasının eskiden tek bir depresyonu teşkil etmekteydi. Bu depresyonun akıntısı  Çıldır çayı vasıtasıyla Kura Nehri'ne doğru gitmiştir. Yukarda anlatılan lâvların akmasından dolayı, bu havza eskiden (lâv akıntısının cephesi ile Kısır Dağı'nın arasında açık kalmış) dar bir düzlük tarafından iki kısma ayrılmıştır. Kısır Dağı’ndan gelen moloz mahrutunun oluşması ile bu geçit tamamen kapatılarak bugünkü göl havzası Çıldır ovasından izole edilmiş ve böylece bu havza göl haline getirilmiştir. Göl, sonra Arpaçay’ın bir kolu tarafından kapılmıştır. Sonuç olarak Çıldır Gölü, bir lâv akıntısı ile bir moloz mahrutu tarafından meydana gelmiş doğal bir baraj gölüdür.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      695 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın