• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
Nemrut Dağı’nın önemi ve tarihçesi
Nemrut Dağı’nın önemi ve tarihçesi

1987 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Nemrut Dağı, iki bin yıllık kültürel zenginliği ile ziyaretçi kabul etmeye devam ediyor. Adıyaman sınırlarında yer alan Nemrut Dağı hakkında merak edilenler yazımızda...
Nemrut Dağı’nın tarihçesi

   Nemrut Dağı’nda şehirleşmeyi başlatan ilk uygarlık Persler oldu. Daha sonra bölgeye yayılmacı politikalar güden Yunanlılar hakim oldu. Sonraki süreçte  bölgede hakimiyet bir kez daha değişti ve Milattan Önce I. yüzyılda Nemrut Dağı ve çevresinde Kommagene Krallığı I. Mithrades Kallinikos tarafından kuruldu. 141 yıl boyunca hüküm süren Kommagene Krallığı M.S. 72 yılında Roma hakimiyetine girmiştir. Bu uygarlığın kalıntıları olan ve Nemrut Dağı üzerinde bulunan birçok tarihi eser ise günümüze kadar yıkılmadan ayakta kalmayı başarabilmiştir. Bir güç simgesi halini alan bu dağ günümüzde de önemini korumaktadır.
 
Nemrut Dağı nasıl keşfedilmiştir?

   Alman bir mühendis olan Karl Sester 1881 yılında yol yapımında çalışmak üzere Diyarbakır'a gelmiştir. Aynı anda bu bölgede araştırma yapmış ve bazı tarihi yapılar dikkatini çekmiştir. Birtakım çalışmalar sonucu tesadüfen fark ettiği eserlerin üzerindeki Grekçe yazıları çözüp bu heykel ve eserlerin Kommagene Krallığı’na ait olduğunu ve Kral I. Antiochos' un emirleriyle yapıldığını keşfetmiştir. Bu keşif sonrası Nemrut Dağı ayrı bir önem kazanmıştır. Bölgede keşfedilen bir yazıtta Antiochos'un ağzından yazılmış bir metin yer almaktadır. Bu metin kralın heykelleri kendisi için yaptırdığını anlatmaktadır. Nemrut Dağı’nın gizemi de bu yazıtla birlikte çözülmüştür. Daha sonraları bu çalışmalara ünlü Oryantalist Osman Hamdi Bey de katılmıştır. Dağda bulunan taşınabilir eserler Adıyaman Müzesi’ne götürülmüş, taşınamayan eserler ise hâlâ Nemrut Dağı’nda yer alan milli park içerisinde muhafaza edilmektedir.
 
Nemrut Dağı neden özeldir?

   Bu bölgede Nemrut Dağı’na arkasını dönmüş halde koltukta oturan heykel gövdeleri bulunmaktadır. Bu gövdeler 10 metre yüksekliğindedirler ve bazılarının başları aşağıya yuvarlanmış bir durumda bulunmaktadır.  Bu heykeller sırasıyla Apollon, Mitra, Helios, Hermes, Tyche-Fortuna, Zeus, Oramasdes, Antiochos, Herakles ve Ares mitolojik tanrılarını temsil etmektedir.  Bu heykellerin sağ ve sol yanında kartal ve aslan heykelleri de tanrıları korumakla görevlidir.

Nemrut Dağı’nın şimdiki durumu

   Nemrut Dağı 2150 metre yüksekliğindedir. Bu yüksekliğe bağlı olarak geceleri havanın çok soğuması ve sabahları çok ısınması sebebiyle heykeller aşınmakta ve tahrip olmaktadır. Bununla birlikte yaklaşık 2000 yıllık olmaları da tahrip olmalarının bir başka sebebidir. Buna rağmen kalıntılar tarihi ve önemli olduğu için turistlerin ilgisini çekmeye devam etmektedir.

Nemrut Dağı’nda neler yapılabilir?

   Nemrut Dağı her yıl binlerce turist ağırlamaktadır. Bu turistlerin büyük bir kısmını Japon turistler oluşturmaktadır. Dağın tarihi eserlere sahip olmasının yanında gün batımının burada oluşturduğu manzara da turistlerin dikkatini çekmektedir. Nemrut Dağı gün batımı ve gün doğumunun izlenebileceği özel bir yer olduğundan çok fazla ilgi görmektedir. 
 
Adıyaman il sınırları içerisinde bulunan Nemrut Dağı, 2150 metre yüksekliğinde Toros dağ silsilesinde bir dağ. 1987 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesine girmiş. Nemrut Dağı’nı bu kadar değerli yapan; üzerinde bulunan antik mezar, anıtsal heykeller, mimari kalıntılar ve benzersiz manzarası. Eski çağlarda dağın yamaçlarında hükümdarlık yapmış olan Kommagene Kralı I. Antiochos tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarını burada bırakmış. Kommagene Kralı I. Antiochos tüm kültürleri birleştirmeyi hedefleyen bir kralmış. Bu amaçla başka kültürlerin tanrılarını bir araya getirecek heykeller yaptırmış. 10 metreyi bulan heybetli heykeller ve metrelerce uzunluktaki kitabelerin yükseldiği dağda ayrıca dünyanın en muhteşem gün doğumu ve gün batımının seyredilebildiği ve her yıl binlerce ziyaretçi alan teraslar bulunuyor.
Nemrut Dağı’nın Gizemi

Geçmişi çok eski çağlara dayanan Nemrut Dağı‘nı ve üzerinde bulunan antik kalıntıları 1881 yılına kadar keşfedilmemişti. 1881 yılında Diyarbakır’da yürütülen yol yapım çalışmaları sırasında bölgede yapılan ilk araştırmalarında görevli mühendis Charles Sester bazı kalıntılar bulmuş ve bu kalıntıların Asurlar’dan kalma olduğunu düşünmüş. Bulunan kalıntıların zamanla tüm dünyada duyulmasından sonra Almanya’dan gelen bilim adamı Otto Puchstein, mühendis Charles Sester ve 6 kişilik ekibiyle ilk ciddi araştırma yapılmış. Yapılan arkeolojik kazılarda çok sayıda eser toprak altından çıkartıldı. Kazılarda bir de Grekçe kitabe bulunmuş. Puchstein kitabede Nemrud Dağı’nın sırrı ve Antiochos yasalarının yer aldığını çözmüş. Kalıntıların Kommagene Uygarlığı’na ait olduğunu ve Kommagene Kralı 1. Antiochos’un tarafından yapıldığını keşfetmiş. Bu yazıtlar sanki sonradan bulunacağı düşünülmüşcesine o kadar detaylıymış ki; yapılan heykellerin hangi tanrılara ait oldukları bile yazmaktaymış.
Nemrut Dağı Tümülüsü

Kommagene Kralı I. Antiochos tüm kültürleri birleştirmeyi hedefleyen bir kralmış. Bu amaçla başka kültürlerin tanrılarını bir araya getirecek heykeller yaptırmış. tarafından dağın tam tepesine inşa edilmiş olan tümülüs küçük kırma taşların yığılmasıyla oluşturulmuş. Milattan önce 1. yüzyılda inşa edildiği bilinen ve yapıldığında 55 metre yükseklikte olan tümülüs bugün 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapında. Kommagene Kralı I. Antiochos’un kendisi için yaptırdığı mezarın üzerine yaptırdığı tümülüsün tepesi gün doğumu ve gün batımının tüm ihtişamıyla izlenebildiği mükemmel bir nokta.

Tümülüs Terasları
   Tümülüs, I. Antiochos’un şerefine tertiplenen törenlere mahsus doğu, batı ve kuzey terasları olmak üzere üç terasla çevrili.

Doğu Terasında yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki tahtların üzerine sıralar halinde oturmuş yüzleri güneşe bakan dev tanrı heykelleri bulunuyor. Bu terasta krallığın gökyüzü hakimiyetini temsilen koruyucu kartal, yeryüzü hakimiyetini temsilen koruyucu aslan, Kommagene Kralı I. Antiochos , Zeus, Apollon ve Herakles heykelleri bulunuyor. Dağ ile kraliyetin heybetini harmanlayan Kommagene Kraliyet’i bu bölümde ayrıca kraliyet ailesi bireylerinin kabartma stellerine de yer ayırmış.

   Batı terasında da doğu terasında olduğu gibi gücü ve hakimiyeti temsil eden heykellere yer verilmiş. Simetrik bir düzen olduğu aşikar olan teraslardan batı terasında da tahtlarında oturan dev tanrı heykelleri, Kommagene Kralı I. Antiochos’un heykeli ve tanrılarla tokalaşma kabartmaları bulunuyor. Ayrıca bu terasta ekstradan astroloji ile ilgili bir aslan horoskop kabartması da yer alıyor. Aslan kabartması üzerinde yer alan ay ve yıldızlardan Kral I. Antiochos’un tahta çıkış tarihi olan 7 Temmuz 62 okunmakta. Nemrut’ta gün batımı, yönü dolayısı ile bu terastan izlenebilmekte ve her yıl gün batımı seyri için binlerce ziyaretçi ağırlamakta.

   Kuzey terası ise doğu ve batı teraslarını birbirine bağlıyor. Tören yolu olarak düşünülen bu yol, 180 metre uzunluğunda. Terasta tamamlanmamış halde bulunan steller ve kaideler de yer alıyor.
 
 
 
Nemrut Dağı
Nemrut Dağı’nda, geç keşfedilmiş bir tarihin adeta gerçek ötesi dekorunun içinde, görkemli bir sessizlikle yüzyıllardır duruyorlar. Ayrı düşmüş devasa başları ve vücutları, her gün güneşin “bir farklı” doğuşunu ve batışını seyrediyor. Onlar Nemrut Dağı’nın doruklarında yaşayan tanrılar ve krallar…

Nemrut Dağı Güneydoğu Anadolu’da, Adıyaman’ın Kahta İlçesi’nde yer almaktadır. Dağın kültürel değerini Kommagene Kralı I. Antiochos’un mezarının yer aldığı tümülüs, dev heykeller ve kabartmalar oluşturmaktadır. Nemrut Dağı’ndaki Helenistik dönemin en önemli kalıntılarından sayılan heykeller, 1987 yılında UNESCO tarafından kültürel miras olarak koruma altına alınmıştır.

Kommagene Krallığı ve Nemrut Dağı

   Anadolu’nun güneydoğusunda Hatay, Pınarbaşı, Kuzey Toroslar ve Fırat Nehri’nin çevrelediği verimli topraklarda kurulan Kommagene Krallığı, tarih sayfalarına MÖ 850 yıllarında Asur kayıtları ile girmiştir. O yıllarda Kommagene Krallığı Asurların egemenliği altındadır. Devam eden yıllarda Perslerin ve Büyük İskender’in istilasını yaşamış olan Kommagene, MÖ 130 yıllarında bağımsız bir hale gelmiştir.

   Başkenti Samosata olan Kommagene Krallığı, çok kültürlü bir yapı idi. Pek çok farklı halkların bileşiminden oluşuyordu. İsmi de Yunanca “Genler Topluluğu” anlamına gelen Kommagene Krallığı’nda, Yunan ve Pers uygarlıklarının inanç, kültür ve gelenekleri bir arada yaşanıyordu. Bu durum tek bir halk olarak birleşmelerini engelliyordu. En önemli krallarından olan I. Mithridates, halkı bir arada tutmak için pek çok yol denese de çok başarılı olamadı. Son çare olarak hayali tanrılarla bir sözleşme yaptı. Halk, tanrılarla yapılan bu sözleşmeden oldukça etkilendi ve halklar arasındaki bağlar eskiye oranla daha da güçlendi.
 
   Tanrılarla yapılan sözleşmenin ardından, Kommagene Krallığı’nın en önemli noktalarına küçük tapınaklar inşa edilir. “Temenos” adı verilen bu tapınakların en önemlilerinden biri de Nemrut Dağı’na kurulur. Anlaşma yaptıkları tanrılara hem Persçe hem de Yunanca isimler verilir. Her tapınağa Mithridates’in her tanrıyla ayrı ayrı el sıkıştığı “stel” adı verilen tabletler yerleştirilir. Bu sayede ülkenin koruma altında olacağına duyulan inanç gittikçe güçlenir.

   Kommagene Krallığı, uzun yıllar Anadolu’yu istila eden Romalılara karşı koyar. Ancak MS 72 yılında, 4. Antiokhos’un krallığı döneminde Roma ordusuna yenilir. Kommagene ordusunun askerleri Roma ordusuna dahil edilir ve Kommagene Krallığı’nı hatırlatacak olan tüm yapılar ve heykeller yıkılır. Krallığa ait kalan son kalıntılar ise Nemrut Dağı’nın tepesinde yalnızlığa terk edilir.

I. Antiochos

   Kral Mithradates’in oğlu olan I. Antiochos, Kommagene Krallığı’nın en tanınmış kralıdır. MÖ 70 ile MÖ 38 arasında 32 yıl krallık yapan Antiochos, babası Mithradates’in başlatmış olduğu tanrılarla yapılan sözleşmenin merkezi olarak Nemrut Dağı’nda bir tapınak inşa ettirdi. Tapınak yeri olarak dağın doruklarını seçmesinin nedeni tüm ülkeye hakim bir nokta olmasıydı. Tapınağı babası Mithradates ile birlikte tasarladı. Tanrılarla sözleşmenin öneminin Kommagene halkı tarafından iyice anlaşılması için tapınağın çok görkemli olmasını istiyordu. Yaptıkları sözleşmenin yeni bir din olacağını düşünüyor ve bu dinin Nemrut’tan çıkarak tüm dünyaya yayılacağına inanıyordu. Bu inançla, kral olur olmaz kendini “Theos” yani tanrı olarak ilan etti ve Antiochos I Theos olarak tarihe geçti.
   Kral Antiochos’un tanrı Herakles ile el sıkışmasını tasvir eden taş kabartma
Duyduğu aşırı sevgi nedeniyle annesini de tanrıça ilan ederek “Thea” ismini verdi ve heykelini Zeus’un sağına yerleştirtti.
 
Anthiochos, yapımına başladığı tapınağı ve mezarı bitiremeden yaşamını kaybetti. Antiochos’un ölümü, yaratmayı düşündüğü dinin de yok olmasına neden oldu ama Nemrut Dağı’nın doğu ve batı yamaçlarına yaptırdığı heykeller yüzyıllar boyu ayakta kalmayı başardı.

Keşif

   Nemrut Dağı’nın tepesinde yalnızlığa terk edilen heykeller ve diğer Kommagene Krallığı kalıntılarından Osmanlı’nın son dönemine kadar dağa çıkan çobanlar dışında kimsenin haberi olmadı.

   Osmanlıların Almanlarla ortaklaşa yaptığı Anadolu-Bağdat demir yolu hattının keşif çalışmaları sırasında, köylülerin ısrarıyla Nemrut Dağı’na tırmanan Alman Mühendis Karl Sester, heykellerini görünce Berlin’deki Prusya Kraliyet Bilimler Akademisi’ne bir mektup yazdı. Mektubun ardından, bilim adamı Otto Punchtein başkanlığındaki bir ekip Nemrut Dağı’na geldi. Uzun incelemeler sonucu, buldukları kitabeyi çözerek eserlerin Kommagene Uygarlığı’na ait olduğunu ve Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından yaptırıldığını ortaya çıkardılar. Antiochos’un ağzından yazılmış olan kitabe, Nemrut Dağı’nın sırrını ve Antiochos’un yasalarını içermektedir. Antiochos’un bölgede olduğu bilinen mezarı ise bulunamamıştır.
 
   Daha sonra, 1950 yılında Profesör Karl Dörner başkanlığındaki Türk-Alman ekibi tarafından ilk restorasyon çalışmaları yapılmış, 1989 yılından itibaren ise kazı ve restorasyonlara Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından devam edilmiştir.

Kazılar, Nemrut Dağı’nın dışında Arsameia, Samsat ve Fırat Havzası’nda da yapılmıştır. Kazılarda ortaya çıkartılan taşınabilir eserler müzelerde, taşınamaz olanlar ise Milli Park Alanı içinde korumaya alınmıştır.

Yamaçlardaki teraslar

Nemrut Dağı’nda bulunan ve Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından tasarlanan tapınak, dağın doğu ve batı yamaçlarında düzenlenen teraslardan meydana gelmiştir. Teraslarda yer alan heykeller Perslerin ve Yunanlıların tanrılarını temsil etmektedir. Heykeller aynı sıra ile sıralanmıştır ve tanrıların her biri her iki halkın dili ile isimlendirilmiştir. Doğudaki tanrıların yüzleri doğuya, batıdakilerin ise batıya çevrilir. Teraslarda tanrı heykellerinin dışında, aslan ve kartal heykelleri ile Antiochos’un atalarını gösteren taş kabartma plakalar da bulunmaktadır.
Arslan heykeli
Kartal heykeli
Taş kabartmalar

Nemrut Dağı’nın doğu terasında bulunan heykeller daha iyi korunmuş durumdadır. Bu nedenle en önemli heykel ve mimari kalıntılar bu terasta yer almaktadır.


Batı terasında bulunan aslanlı horoskop, MÖ 7 Temmuz 62’de yıldızların ve gezegenlerin düzenini gösteren büyük bir aslan levhasına sahiptir ve tapınak inşaatının başladığı tarihi gösterdiği sanılmaktadır.
Batı terasında Kral I. Antiochos’un başı da bulunmaktadır. Heykel, takı ve tüm diğer süslemelerden arınmış, son derece sade bir görünüme sahiptir.

Dev heykeller

   Devasa boyuttaki heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmıştır ve 8 ila 9 metre yüksekliğindedir. Heykeller Helen, Pers ve Kommagene Krallığı’na özgü sanatlar harmanlanarak yontulmuştur. Arkalarında Antiochos’un iki yüz satırdan oluşan vasiyeti bulunmaktadır.

Heykellerin başları bedenlerinden kopmuş şekilde tüm alana dağılmış durumdadır. Başların genelinin burunlarından zarar görmüş olması kasıtlı olarak zarar verildiğini göstermektedir.

Nemrut Dağı’ndaki heykeller ve diğer kalıntılar 49 metre uzunluğunda ve 152 m çapında olan bir tümülüs üzerinde bulunmaktadır.

Milli Park

Nemrut Dağı’nda yer alan Kommagene Krallığı’na ait kalıntıların dışında Eskikale, Yenikale, Karakuş Tepe ve Cendere Köprüsü de 13.827 hektarlık bir milli park içinde korunmaktadır.

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
35 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın