• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://www.twitter.com/Twitter
AMASYA TURU TEKNİK PROGRAM

TEKNİK AMASYA  TURU BİLGİLENDİRMESİ
 İL ALAN KODU:   05
YÜZÖLÇÜM:5.701,00    km2 
          TELEFON KODU:  358RAKIM:1150 m
NÜFUS: 321.977
ANKARA-AMASYA:4 sa. 9 dk. (327,6 km)

ÖRNEK PROGRAM
ANAHTAR KAVRAMLAR:

*Georges Perrot Anadolunun Oxfordu Amasya betimlemesini yapmıştır.

*Kalkolitik Çağ’a (M.Ö. 5500) uzanan geçmişinde ev sahipliği yaptığı medeniyetler arasında Hitit, Frig, Kimmer, İskit, Med, Pers, Helenistik (Pers-Pontus), Roma, Bizans, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı İmparatorluğu
Mihri Hatun (15’inci yüzyılda Amasya’da yaşayan, adı bilinen ilk Türk kadın şairlerinden. Asıl adı Fahrünnisa olup “Mihrî” mahlasını kullandı), Strabon (M.Ö. 64-M.S. 24’te yaşayan, dünyanın ilk coğrafyacısı. Ferhat ile Şirin’in  efsanesi bu kenttedir. 

*  Amasya’da 12 şehzade “Sancakbeyi” olarak görev yaptı. Bunlardan 6’sı padişah olarak tahta çıktı.

*Amasya doğumlu şehzadeler
Osmanlı tahtına geçen Amasya doğumlu şehzadeler;

Çelebi Mehmed’in Amasya valiliği sırasında dünyaya gelen oğlu Şehzade Murad (2. Murad) ve  2. Bayezid’in oğlu Şehzade Selim (Yavuz Selim) Amasya sarayında dünyaya gelmişlerdir.

GENEL BİLGİLER:

Amasya ili; Orta Karadeniz Bölümünün iç kısmında yer almaktadır. Doğudan Tokat, güneyden Tokat ve Yozgat, batıdan Çorum, kuzeyden Samsun illeri ile çevrilidir.


Orta Karadeniz bölgesinde yer alan Amasyanın tarihi,M.Ö. 3000 yılına kadar gitmektedir. Şehrin ilk olarak kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Hititler döneminde, Hitit Konfederasyonunu oluşturan on üç şehir devletinden biri olduğu bilinmektedir. Amasya yaklaşık olarak 200 yıl Pontus Krallığı’na başkentlik yapmış daha sonra Roma hâkimiyetinegirmiştir. Türklerin Anadoluya girmesine kadar geçen süre içerisinde ise Doğu Roma İmparatorluğunun hâkimiyetinde askeri bir eyalet olarak varlığını sürdürmüştür.Türkler zamanında ilk olarak Danişmentliler tarafından ele geçirilen şehir Danişmentli Devletinin başkenti olmuştur. Şehir, daha sonra Sultan I. Mesud zamanında Anadolu Selçuklu hâkimiyetine girmiştir. Amasyanın Osmanlı Beyliğine katılması ise kendi iradeleri ile olmuşve halk Sultan I. Murada bağlılığını bildirmiştir



Yapılan arkeolojik kazılara göre Amasya’nın kuruluşu, M.Ö. 2000’li yıllara kadar dayandığı söyleniyor. Hititler, Frigler, Medler ve Perslere ev sahipliği yapan Amasya, ilerleyen yıllarda Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılara da ev sahipliği yapmış. Fatih Sultan Mehmet dahil birçok Osmanlı padişahın şehzadelik döneminde vali olarak görev yaptığı sancak şehri Amasya, bu nedenle Şehzadeler Kenti olarak anılmaktadır. Bu kapsamda Amasya ’da Gezilecek Yerler ve görülmeye değer birçok tarihi yapı ve tarihi eser var.Şehzadeler şehri olarak da isimlendirilmiş olan Amasya, Orta Karadeniz Bölgesinde yer almaktadır. Yeşil Irmağın ikiye böldüğü kent, kayalar arasına kurulmuş bir nehir kentidir. Nehrin kale tarafında eski şehir, diğer tarafta ise yeni şehir yer almaktadır. Amasya Kalesi’nin de bulunduğu eski şehir bölgesinde; tarihi evler, konaklar ve kaya mezarlıkları gibi birçok tarihi yapı yer almaktadır.

TARİHÇE:

Amasya’da tarihi süreç içinde, birçok uygarlığın egemenlik izleri görülür. Şöyle ki, bölgenin 7 bin yıllık tarihi söz konusudur. Özellikle; antik çağların meşhur coğrafya yazarı Strabon’un MÖ.1 nci yüzyılda, burada yaşamış olması, buranın tarihi geçmişinin ayrıntılı olarak günümüze ulaşmasını sağlamış. Ben, burada ayrıntılı tarihi geçmişi irdelemek istemiyorum. Çünkü; amaç, tarih dersi vermek değil. Gezilecek, görülecek yerleri anlatmak.Başlangıçta, isterseniz, şehrin isminin nereden geldiğine kısaca bakalım.

Bölgede çok etkin olan Mitridates krallığı döneminde, MS.2 nci yüzyılda, şehirde basılan sikkelerde: “Amasseia” ismi görülmekte. Strabon’a göre: Amazonların kraliçesinin ismi; Amasis. Demek ki, buralarda yaşadılar ve bu şehre de kraliçenin ismine atfen, “Amesia” ismi verilmiş olsa gerek.Neyse, şehrin ismine ait anlatılanlar bunlar.

 




Evet, tarihi süreçte: Hititler, Frigyalılar, Kimmerler, İskitler, Persler, Madedonyalılar (Büyük İskender)ın izleri ve etkileri görülür. Büyük İskender’in ölümünden sonra, bölgede Mitridates krallığı kurulur ve Amasya başkent olur. Özellikle; o dönemde, şehir bir kültür merkezi haline gelir. Burada kurulan Pontus devleti: Trabzon’dan Sinop’a ve hatta Ege kıyılarına kadar bölgelere hakim olurlar. Bunların taş işçiliği öne çıkar, her bir kral için yapılan kral kaya mezarları ve kaya su kanalları onların zamanında yapılmıştır. Zamanla, Romalılar buraya saldırır, bir ve ikinci saldırıda başarılı olamayınca, Sezar bizzat ordusu başında buraya kendisi gelir ve Zile kalesi yakınlarında, Kral Mitridas’ın ordularını yener ve “veni-vidi-vici” yani “geldim-gördüm-yendim” meşhur sözünü burada söyler. Roma hakimiyeti, ardından Bizans ve Türkler bölgeye gelirler.Burada; Danışmentoğlulları Beyliği kurulur. Bunların egemenlikleri yaklaşık 100 yıl sürer. 1175 yılında ise, şehir, Selçukluların egemenliğine girer. 1243 yılında Moğollar, 1393 yılında Osmanlılar bölgeye gelirler. Osmanlı döneminde: Amasya, şehzadelerin görev yaptığı bir sancak olarak ünlenir. Şehirde, 12 şehzade görev yapar ve bunlardan 8 tanesi tahta geçer. 1603 yılında celali isyanlarında, şehir, yakılıp-yıkılır, yağma edilir. 1559 yılında, burada görev yapan Şehzade Beyazıt’ın İran’a firar etmesi nedeniyle, takip edilen dönemlerde hiçbir şehzade, burada bir daha görevlendirilmez.

Ancak en önemli olay: Yıldırım Beyazıt, Ankara savaşını kaybedince Osmanlı fetret devrine girer, Çelebi Mehmet, Amasya’dan hareketle Osmanlıya tekrar ayağa kaldırır ve Amasya, Osmanlının ikinci kuruluş yeri olarak tarihe geçer. Yine bir diğer önemli olay: 1914 yılında, Osmanlının son dönemlerinde, Amasya bir ticaret merkezi iken, dükkanlar ve kervansaraylarla dolu iken: 1915 yılında Ermeni tehcirinde, Ermeniler göç ettirilirken, kullanılan yollardan bir tanesi de buradan geçer. Amasya’da yaşayanlarla birlikte göç ettirilen Ermeniler, şehirden ayrılırken, şehirde büyük bir yangın çıkar. Aslında muallakta olan ama Ermenilerin çıkardığı tahmin edilen bu yangın büyür ve şehrin yarısı yanar, günümüzde de bu bölüme “yangın yeri” ismi verilmiştir.



2. İkinci Beyazıt Külliyesi:

II. Bayezid’in hocası ve arkadaşı; ‘Kıbletül Küttab’ (hattatları kıblesi) ve 1100 adımlık atışıyla ok ve yay ustası olan Şeyh Hamidullah’ın ok atarak yapıldığı biliniyor.Ters T’ plan tipiyle yapılan cami, iki büyük kubbeyle örtülü. Altı büyük sütunun taşıdığı, beş kubbeli son cemaat yerinden girilen yapı, birbirinden büyük bir kemerle ayrılan iki kare mekandan oluşuyor. Yan giriş kapıları önündeki payandalar bu büyük kemere statik bakımdan destek vermek üzere yapılmış.

Beyaz mermerden yapılan taç kapısı, mihrap ve minberinin yanı sıra, muhteşem kitabesi, silmeler ve statikleri, ahşap pencere kanatlarıyla Osmanlı sanatının en ince ve zarif örneklerini barındıran cami, minareleriyle de dikkat çekiyor. Doğu tarafındaki minare renkli taşlarla yivli, batı tarafındaki minare ise palmetlerle süslü.


Yeşil Irmağın güney kıyılarında uzanan Ziya Paşa Bulvarı ile Mustafa Kemal Paşa Caddesi arasında yer alan 2’inci Beyazıt Külliyesi, 1481-1485 yılları arasında Amasya Valisi Şehzade Ahmet tarafından babası 2’inci Beyazıt adına yaptırılmış. Söz konusu külliye; cami, medrese, imaret ve şadırvan şeklinde inşa edilmiş.Yan mekanlı cami mimarisi şeklinde yapılmış cami bölümü; taç kapısı, sarkıtları ve kitabesi ile ön plana çıkıyor. Günümüzde medrese olarak yapılan bölüm kütüphane, imaret olarak yapılan bölüm ise Maket Amasya Müzesi olarak kullanılıyor.

Medrese

Evliya Çelebi’nin “17’nci yüzyılda Amasya’da bulunan 10 medreseden en süslü ve en bakımlısı” olduğunu söylediği yapı, ‘U’ planlı olup külliyenin batısında yer alıyor. Revaklı avlulu, 18 hücreden oluşan klasik medrese plan şemasında. Medresenin güney duvarında kare ‘ı’, kubbeli dershane-mescid yer alıyor. Günümüzde kütüphane olarak kullanılan ve avlusunda küçük bir şadırvan bulunan medrese, eğitim süresi bir yıl olan ‘altmışlı medrese’ statüsündeydi.

Bu medresede astronomi eğitimiyle muvakkithanede ezan vakitlerinin ayarlanmasında kullanılan ahşap üstürlap, kiblenumalar, pusula, yer küre ve astronomi aletleri şehir müzesinde sergileniyor.

İMARET

Yoksul ve yolculara ücretsiz yemek verildiği mekan olan imaret günümüzde de aşevi olarak hizmet veriyor. ‘L’ planlı yapı, külliyenin doğusunda yer alıyor. Evliya Çelebi’nin her gün fakirlere bol ve kusursuz yemeklerin verildiğini not ettiği yapı, köfeki taşından yapılmış. Ön kısımda sütunlar üzerinde yükselen sivri kemerli, kubbeli revak bölümü arka kısımda ise kare biçimli, tonozla örtülmüş büyükçe bir mekan bulunuyor.

ŞADIRVAN 

Merzifon’da da görülen, tasvir sanatının nadide eserlerinden biri olan ve genellikle İstanbul’dan sahnelerin işlendiği kalem işi manzaralar şadırvanın kubbe eteklerinde yer alıyor.  Ahşap sütunlu, sivri kemerler üzerine oturan büyükçe kubbe saçaklıdır.

Muvakkithane önünde bulunan, namaz vakitlerinin belirlenmesi için kullanılan beyaz mermerden yapılmış Osmanlı Güneş Saati çok önemli. Şekil bakımından güneş saatleri içinde tek örnek olan Osmanlı Güneş Saati günümüzde orduevinin bahçesinde sergileniyor.

ŞEHZADE OSMAN TÜRBESİ

Caminin güneydoğusundaki türbe, kare planlı ve kubbeyle örtülü. Kitabesine göre 1513 tarihli olan türbe Sultan II. Bayezid’in oğullarından Amasya Valisi Şehzade Ahmed’in Yavuz Sultan Selim tarafından öldürtülen oğlu Şehzade Osman’a ait.


Hazeranlar Konağı

1800’lü yılların geleneksel mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olan Hazeranlar Konağı, 1872 yılında zamanın defterdarı Hasan Talat Efendi’nin kız kardeşi Hazeran Hanım tarafından yaptırılmış. İki giriş kapısı olan konağın, on bir odası restore edilerek müze haline getirilmiş. Konağın bir kapısı hemen yanı başında bulunan Hatuniye Camine doğru açılıyor. Caminin diğer yanında ise Yıldız Hamamı yer alıyor. Hazeranlar Konağının bulunduğu bölge, Yalıboyu evleri diye de adlandırılıyor ve söz konusu konağa benzer birçok evler var. Bu evler için, Amasya ’da Gezilecek Yerler Listesinin en göze hitap edeni denilebilir.

Gök Medrese - Amasya

Lütfen Tıklayınız
Cami, medrese ve türbeden oluşan kapalı bir külliye şeklindedir. Amasya Valisi Seyfeddin Torumtay tarafından 1267’de yaptırılmıştır. Sekizgen biçimli türbe kasnağındaki mavi sırlı tuğlalardan dolayı Gök Medrese adını aldığı kabul edilir. Hem cami hem medrese olarak kullanılan dikdörtgen planlı yapının kalın duvarları kesme taştan örülmüştür. Caminin büyük, beşik tonozlu, eyvanlı bir girişi vardır. Çevresi geometrik motiflerle süslü ana kapının iki yanındaki pencereler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Yukarı doğru zengin mukarnaslarla daralan pencerelerin etrafı dikdörtgen bordürlerleçevrilidir. Ağaç işçiliğinin güzel bir örneği olan kapısı ise günümüzde Amasya Müzesi’nde sergilenmektedir. İç mekan, dörderli iki sıradan sekiz kalın sütunun mihraba dik üç bölüme ayrılmasıyla toplam on beş bölümden oluşmaktadır. Bölümler sivri kemerler üzerine oturan kubbe ve tonozlarla örtülüdür. Yarım silindirik biçimli mihrap basit bir görünümdedir. Mimarisi ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının güzel örneklerinden biri olan türbe kare plan üzerine sekizgen biçimlidir ve yüksek kasnaklı, yıldız piramidal, tuğla bir külahla örtülüdür.

Burmalı Minare Camii Ve Cumudar Türbesi 

Caminin kapısı üzerinde bulunan, kemer kavisi şeklindeki kitabeden caminin iki kardeş tarafından yaptırıldığı anlaşılır. Bu kardeşlerden Said Ferruh’un Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in vezirlerinden Necmeddin Ferruh Bey olduğu kabul edilmektedir. Kardeşi de Haznedar Yusuf’tur. Yapım tarihi, kitabeye göre 1242 yılıdır. Bugün, minaresinin yapım biçimiyle adlandırılan ve Evliya Çelebi’nin, Seyahatname'sinde Mahkeme Camii ismiyle bahsettiği caminin minaresi ilk yapıldığında ahşaptı. 1590 yılındaki deprem ve 1602 yılında yaşanan yangında hasar gören caminin minaresi 1730 yılında yaşanan büyük yangında tamamen yok oldu. Bunun yerine yapılan minare bu kez caminin güçlü taş yapısına uygun biçimde taştan yapıldı. Dönerek minarenin etrafını dolanan yivlerin oluşturduğu bu yapıya bu zamandan sonra Burmalı Minare, camiye de Burmalı Minare Camii denmiştir. Cami, girişin iki yanındaki minare ve türbe dışında oldukça düzgün bir dikdörtgen plana sahiptir. Kesme taştan örülmüş kalın ve güçlü duvarlardan batı ve doğu cephesindekilerde bulunan dörder pencere ile güney cephesindeki üç pencere caminin içini aydınlatır. Camiye minare ve türbenin arasından, dışarıya doğru çıkıntılı büyük bir niş içinde yer alan kemerli kapıdan girilir. İç mekan mihrap ekseninin iki yanında sıralanmış üçer paye (sütun) ile üç sahına ayrılmış, payelerin birbirine sivri kemerlerle bağlanmasıyla bu sahınlar da üçer bölüme ayrılarak toplam dokuz bölüm meydana getirmiştir. Bu dokuz bölümden orta sıradaki üçünün üzeri kubbelerle örtülüdür. Yan sıralardaki bölümlerden kıble duvarına yakın olan ikisi çapraz, diğer bölümler beşik tonoz örtülüdür. Girişin sol yanında kare zemin üzerine sekizgen yapılı Cumudar Türbesi bulunur. İlhanlılar’ın Anadolu egemenliği döneminde Amasya’da Anadolu Nazırlığı yapmış olan Şehzade Cumudar’a ait mumyanın Amasya Müzesi’ne konulmasına kadar burada bulunmuş olması nedeniyle bu isimle anılan türbe asıl olarak Ferruh Bey ve oğluna aittir.
Saat Kulesi

Valilik Binası ile köprü arasında, köprünün kuzey tarafında bulunan saat kulesi, ilk kez 1865 yılında Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından yapılmış. Yeni köprünün 1940 yılında inşası esnasın söz konusu kule hasar gördüğü için yıkılmış. Ancak 2002 yılında gerçeğine uygun bir şekilde yeniden yapılmış.Amasyalılar açısında Saat Kulesi’nin ayrı bir anlamının olduğuna dair kuşaktan kuşağa anlatılan birçok rivayetler var. Saat Kulesini gezip köprüden karşıya geçildiğinde şehir merkezine giriliyor.

Amasya Kalesi

 Kale Harşena Dağı adı verilen dik kayalıklar üzerinde. Tarihi öneme de sahip. Timur'dan kaçan Osmanlı Şehzadesi I. Mehmet Çelebi, bu kaleye sığınmış. Kalenin "Belkıs", "Saray", "Maydonos" ve "Meydan" adlarında dört kapısı vardır, kale içinde "Cilanbolu" adlı bir su kuyusu, sarnıcı ve zindanları bulunuyor. Amasya Kalesi'nden tüm Amasya görünüyor. VI. Mithridates, kendisi ile yapılan barış görüşmelerinde zorluk çıkaran Romalı elçileri, Demiryolu geçidinin hemen üzerinde yer alan mezara hapsetmiş. Amasya’yı fetheden Danişmend Gazi, mezarların içindeki Pontus devrinden kalma gömüleri kaldırtmış. Yine o dönemde, Hıristiyan keşişler bu mağaralarda inzivaya çekilmişler.


   Kaya mezarları. M.Ö. 333- M.S. 26’ya kadar tarihlenen bu kaya mezarlar, Pontus krallarına ait. 
Amasya Kalesi, Millî Mücadele Müzesi’ne; yürüyerek 2700 metre, araç ile 3200 metre mesafede yer alıyor. Dolambaçlı Kale yolunu takip ederek sürekli yokuş yukarı çıkılıyor. Amasya, iki büyük dağ silsilesinin arasından geçen bir vadinin içine kurulmuş. Amasya Kalesi ise bu söz konusu iki dağ silsilesinin kuzeyinde bulunan Harşena Dağı’nın zirvesine yapılmış. Bu nedenle Amasya Kalesi’ne Harşena Kalesi de deniyor.

   Deniz seviyesinden 70m, Amasya şehir merkezinden 300m metre yükseklikte bulunan kale; bir rivayete göre Pontus Kralı Mithridates tarafından, başka bir rivayete göre ise Kumandan Harsana tarafından yapıldığı söylenmektedir. Harşena Kalesi diye de adlandırılmasının sebebi buna bağlanmaktadır. Amasya Kalesi için Amasya ’da Gezilecek Yerler Listesinin en eski ve tarihi olanı diyebiliriz.

   Tarihi kale birçok kez el değiştirmiş, sırasıyla; Perslerin, Romalıların, Bizanslıların, Selçukluların ve Osmanlıların hakimiyetine girmiş. Her saldırıda büyük zararlar gören kale, her seferinde onarılmış ve yeniden yaptırılmış. Özellikle 1075 yılında Türklerin eline geçtikten sonra önemli bir onarım görmüş ve 18.yüzyıla kadar kullanılmış, sonra da askeri önemini kaybetmiş.

   Kalenin tepesi, kesme taşlar ve sur duvarlar ile moloz taşlardan yapılmış. Kale, İçeri Şehir (hatuniye mahallesi, Amasya/Yalı evlerinin bulunduğu bölge), Kızlar Sarayı (kaderine terk edilmiş durumda) ve Yukarı Kale (en tepe nokta) olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Amasya gezisini, Yukarı Kale’de bitirmek şehrin fotoğrafının akılda kalması için en iyi yöntem.

BORABAY GÖLÜ:


Amasya'nın Taşaova ilçesine yaklaşık olarak 25 km uzakta olan ve Borabay köyünün doğusunda bulunan bir göldür. Denizden 1000 km yüksekte bulunan bu göl, 25 m derinliğindedir.
Borabay Gölü'nün Coğrafi Özellikleri,

Doğal bir heyelan gölüdür. Gölün oluşmasında etkili olan heyelan, hem kayaçların egemen yapısı hem de bölgeden geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı ile ilgilidir. Fay hattının oluşturduğu zayıf zon kırık hatlarına sızan sular, tüf ve aglomaralar üzerinde meydana gelen kütle hareketlerini kolaylaştırmış ve heyelanın oluşmasında etkili olmuştur. Gölün genişliği 50-150 m kadardır. Boyu ise yaklaşık 800 m olarak bilinmektedir. Gölün etrafında sarıçam, kayın ve kestane ağaçları bulunur. Bir tabiat harikası olarak nitelendirilen bu gölün rengi ise zümrüt yeşilidir. Güney kıyısı sarp ve diktir.


Borabay Gölü'nün Turistik Yapısı
 
Borabay gölü, T.C Bakanlar Kurulu tarafından turizm merkezi ilan edilmiştir. 9 adet bungalov ev, gazino, kamp ve piknik alanı ve dinlenme yerleri bulunmaktadır. Bu nedenle yerli ve yabancı turistlerin çokça akın ettiği bir turistik mekan haline gelmiştir. Borabay gölü, doğu batı yönünde uzanan bir vadinin içerisinde yer almaktadır. Gölün kuzey kıyısında ise piknik ve kamp alanları bulunur. Gölde kayıklar ile tur atılabilmekte ve ve yürüyüş yapılabilmektedir. Ayrıca içinde Amasya Belediye'si tarafından işletilen orman içi tesisleri bulunur. Ayrıca göl çevresinde oturma yerleri ve ataş yakılabilen ocaklar bulunmaktadır. Doğal yansımaları ve berrak olmasıyla bu göl 'Aynalı Göl'' olarak da adlandırılmaktadır.
Borabay Gölü Çevresinde Yürüyüş,
Gölün çevresinde dolaşan patikada, orman ile iç içe huzurlu bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Göl, ormanı tam olarak yansıtmaktadır. Bu harika manzarada fotoğraf makinenize harika çekimler yansıtabilirsiniz. Civarda bulunan halk hafta sonları bu gölü doldurmakta ve piknik yaparak keyifli zaman geçirmektedirler. Bunun yanı sıra gölün bir kısmında sazlıklar bulunmaktadır. İçinde yayın, sazan, alabalık ve diğer çeşitlerde balıklar bulunmaktadır. Ancak canlı çeşitliliğini korumak ve doğal ekolojiyi bozmamak için avlanmak yasaklanmıştır.
   AMASYA TURU TEKNİK PROGRAM




PROGRAM KOMPOZİSYONU:

Borabay gölü,Yeşil Irmak kıyısı ve eski evler, Kral Mezarları,Harşena Kalesi, Kızlar Sarayı,Hazeranlar Konağı, II.Bayezid Külliyesi, Gök Medrese, Burmalı Minare Cami, Bimarhane,Amasya Müzesi, Ferhat'ın Şirin için açtığı su kanalı,



ŞEHİR BİLGİLENDİRMESİ
DESTİNASYON
COĞRAFYA                  
TARİH           
DİN

  EDEBİYAT           
SEMBOLLER   
AKILDA KALANLAR
TERMAL SU 
 

 


 AKARSULAR
 
 
 
 DAĞLAR
  
 
 GÖLLER
 
 
 
KİŞİLER
DÜĞÜN
 
 
 
 
DOĞUM 
TATLILAR
 
 
 
 
YEMEKLER  Amasya Misket Elması
TÜRKÜLER  
OYUNCULAR
YAZARLAR
SİYASETÇİ
 
OTELLER
RESTORANTLAR
ALIŞVERİŞ
KÜLTÜR
 
TEKNİK  NOKTALAR
ŞEHZADELER PARKI VE ÇEVRESİ:(Hazeranlar Konuk evi, Yıldız Hamamı, Gülbahar hatun camisi,Müze,Beyazid küllüyesi) Yürüyerek 1.45 dk sürer, 3.5 kmŞEHZADELER PARKI VE ÇEVRESİ: Yürüyüş tarihi saat kulesi önünden başlar, nehir boyunca şehzadeler Parkı önündeki köprüden Kale görülerek hazeranlar müzesi, hamam-cami görülür, ardından Bayazid külliyesine geçilir minyatür amasya müzesi görülüp ana yola kadar yürünür, progrma göre Amasya müzesi yada  Kışla binası yapılarak gezilmesi uygundur.
22:20 Armada Önü
HATIRLATMALAR
Amasya’da valilik yapan şehzadeler

 

 Tarihsel olarak isimlendirildiğinde “Şehzadeler Şehri” ön plana çıkmaktadır. İşte Amasya’yı öne çıkaran Osmanlı tahtının sultanlarının Amasya’da kesişen kader çizgileri.

 1386          YıldırımBayezid (I.Bayezid)

 1389-1402 Çelebi Mehmed (I.Mehmed

 1415-1421 Şehzade Murad (II.Murad)

 1435-         Şehzade Ahmed Çelebi

 1438-         Şehzade Mehmed (Fatih)

 1442-         Şehzade Alaeddin

 1454-1481 Şehzade Bayezid

 1481-1511 Şehzade Ahmed

 1511-1512 Şehzade Murad

 1538-1552 Şehzade Mustafa

 1557-155

AMASYA TURUNDA BAŞLICA GEZİ NOKTALARI

 

Arkeoloji Müzesi, 2’inci Beyazıt Külliyesi, Minyatür Amasya Müzesi, Şehzadeler Gezi Yolu, Alçak Köprü, Şehzadeler Müzesi, Hazeranlar Konağı, Kral Kaya Mezarları, Yalıboyu Evleri, Amasya Saat Kulesi, Sabuncuoğlu Tıp ve Tarih Müzesi, Tarım Müzesi, Millî Mücadele Müzesi ve Amasya Kalesi Amasya ’da Gezilecek Yerler Listesindeki en önemli yerler.
            
RESTORANT VE SET MENÜ BİLGİLERİ

ÖĞLE YEMEĞİ
BEYOĞLU RESTORANT
MENÜ:Toyga/Çatal/Pirpirim(Semiz otur)Çorba+Keşkek+Bakla Dolması
SERBEST                                


 
OTEL BİLGİLERİ
 
                                              
 
 
                                              
 

AMASYA PROGRAMI YOL(KM) VE YAKIT BİLGİSİ

TESİS BİLGİLERİ:SUNGURLU MAVİ OCAK TESİSLERİ



















TOPLUMSAL MİRAS
KATEGORİ
GASTRONOMİ                  
KÜLTÜR

  ALIŞVERİŞ           
YÖRESEL   
ÜNLÜLER
 DEYİMLER
 
İt ayağından paça yemiş gibi gezmek. (Çok gezenlere söylenir)

Hışırım çıktı. (Çok yoruldum)  
Sel ağzından kütük kapmak. (Fırsatçı olmak)
Seni omzuna alınca ayakların yere değmesin. (Evlendiğin kişi seni kimseye muhtaç etmesin)

 
 ATASÖZLERİ
 
 
BİLMECE
Yol üstüne sac koydum, Geleni gideni aç koydum. (Oruç)
Uzun uzun odalar, birbirini kovalar. (Tren)
Dağdan gelir dak gibi, kolları budak gibi, eğilir su içer, bağırır oğlak gibi. (Kağnı)

MANİ
Bir dalda iki elma,
Biri al birin alma,
Alnına yazılmışım,
İsder al isder alma,
Kavah senden uzun yoh,
Dallarında üzüm yoh,
Seni sevdim seveli,
Başgasında gozüm yoh.
ŞİVE
 
Dıldıbız:Fakir
Ellek :İşinin ehli olan
Küflek :Hareketsiz, tembel kimse
Şallak:Çıplak, yoksul
Zartalak :İri, patavatsız
 
DÜĞÜN
 
 
 
 
ADETLER
 
DOĞUM 
ÇORBALARÇatal çorba, sakala çarpan, toyga çorbası, cilbir, helle çorbası, kesme ibik çorbası, yarma çorbası.
TATLILAR
Dene hasudası, kuymak, yuka tatlısı, ayva gailesi, elma tatlısı, fırın sütlaç, gelin parmağı, gömlek kadayıfı, kalbur tatlısı, höşmerim, peluza (hasuda), şeker böreği, unutma beni, vişneli ekmek ve zerdali gailesi. 
 
 
 
YEMEKLERBakla dolması, etli bamya, keşkek, ciğer sarması, göbek dolması, madımak, mıhlama, mumbar, işkembe, pastırmalı pancar, patlıcan pehli, pastırma pağallemesi, pirpirim, sirkeli ciğer ve sulu köfte. 
HAMURİŞİAmasya çöreği, yağlı/katmer, kabak kavuklu pilav, bişi, cırıtka/ cızlak /akıtma, döndürme, ekmek aşı (papara), eli böğründe, haşhaşlı cevizli çörek, hengel, kıymasız mantı, kaypak, mayalı, patlıcanlı pilav, sini suböreği, tepsi böreği, yakasal böreği ve yanuç,
TÜRKÜLER 
OYUNCULAR
YAZARLAR
SİYASETÇİ
TÜRKÜCÜ
TALKSHOW
 
OTELLER
RESTORANTLAR
ALIŞVERİŞ
KÜLTÜR
 
GEZİ NOTLARI



HATIRLATMALAR


  
51 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın