• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
    • SADECE EN İYİLER!
    • Nothing Only Hits! Since 2003
    • SADECE YOL GÖSTERMEZ...
    • "Önce Kendini Keşfetmelisin! "
    • REHBERİNİZ KARGA OLMASIN!
    • Her zaman En İyilerle Yola Çıkın, Yolda Kalmayın..
Dilimin Ucunda
Gastronomi ve Gurme Sanatının İnceliklerine Dair Aradığın Herşey burda!
Gezmek Gibisi Yok
Yeni Bir Rota Çiz Kendine; Bırak Değişsin Hayatın..
Dünya Niğmetleri
Yöresel Lezzetler,Sıradışı Tarifler, En İyi Mutfaklar ve Eşsiz Menüler!

ANASAYFA

Berhamkale'den batıya doğru sırasıyla Korubaşı, Kuruoba, Balabanlı ve Koyunevi gibi yerleşmeler küçük turlara uygun. Bu dörtlünün hemen hemen orta noktasındaki Bektaş köyünde ise son yıllara kadar kullanılan taş bir değirmen var. Bu köyde aynı zamanda Midilli Adası manzarası, tasarımı ve hizmet kalitesiyle Assos'a rakip olabilecek bir iki butik otel de bulunuyor. Köye yaklaşık 400 metre mesafedeki Sütlüce Koyu'ndan ayrıca bahsetmek lazım.Assos'tan sonra denize girmeye en uygun yer olan bu koyda yollar, geleneksel taş mimarinin yaşadığı köylerle dolu.Koyun sonunda bir balıkçı barınağı ve devamında ise ünlü Sivrice Feneri var.
Antik çağda Leukophrys, Yunan Mitolojisinde Tenedos adıyla anılan Bozcaada, stratejik konumundan dolayı çağlar boyunca birçok kez istilaya uğramış ve el değiştirmiş. Adadaki nekrapol sahasında yapılan kazılardan anlaşıldığı üzere adanın tarihi M.Ö. 3000 yıllarına dayanıyor. Adanın bilinen ilk sakinleri Pelasg'lar. Daha sonra sırasıyla Fenikeliler, Atinalılar, Yunanlılar, Persler, Büyük İskender, Bizanslar, Cenevizler, Venedikler ve Osmanlılar adaya hakim olmuş.500 yıldır Türkler ve Rumların bir arada yaşadıkları Bozcaada’da Yazın gelen ziyaretçilerle ada nüfusu 10.000’e kadar çıkabiliyor.
Eşsiz bir doğal güzelliğe sahip olan ada hakkında ilk bilgi veren Yunanlı tarihçi Heredot, İ.Ö. 459/454 yıllarında yöreden Ekatonisos olarak bahsetmiştir. Adalarda Aıol kenti vardır demekle yetinmiştir. Kentin ve bulunduğu adanın isminden bahsetmemiştir. Bölgeye gelen yazarlardan tarihçi ve coğrafyacı Strabon (M.S. 21-63/64), Plinius (M.S. 79), Klaodius Ailianos ve Ptolomomaios da eserlerinde adadan bahsetmişlerdir. Ama isim vermemişlerdir. Çünkü yöreyi tam olarak bilmiyorlardı. Yörede iki batık kent bulunmaktadır
Tuz Gölü’nü, Kokina ve Kapıkaya Plajları’nı geçip Karadenizli bir gemicinin ev yapmasından sonra Lazkoyu olarak anılan sahile gidiyoruz.Gökçeada’nın denizi bana göre en güzel deniz. Pırıl pırıl ancak güney sahilleri kadar tuzlu değil, Ege’nin Mavi, turkuaz ve sonra laciverte dönen suya kendimi bırakınca sanki yeniden doğuyorumrüzgar alan koyları kadar da bulanık değil su.
Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu'nun resmi tarihçisi Dr. Rinaldo Marmara'nın gün yüzüne çıkardığı 526 yıllık belgede, Cem Sultan'ın Vatikan'a verilmesi için Fransa Kralı 8. Şarl ile Papa 8. Innocenzo arasında yapılan gizli antlaşmadan söz ediliyor. Belgeye göre, antlaşmanın her bir maddesini ihlal eden 500 kilo altın tazminat ödeyecek.
Irak’ın başkenti Bağdat’ın 290 kilometre kuzeyinde yerleşen Hatra kentinden günümüze harabeler ulaştı. Kent, Fars işgalcilerin 241 yılındaki saldırının ardından tamamen yıkılmıştı. Ancak Part İmparatorluğu’nun en büyük ticari merkezlerinden biri olan Hatra’da antik dönemin seçkin yapıları kaldı. Hatra’daki Güneş Tapınağı, bazı sahneleri burada çekilen The Exorcist filminin ardından dünyada meşhur olmuştu. Hatra, aynı zamanda, antik dönemle ilgilenen turistler için popüler bir yere dönüşmüştü. Tapınak kompleksi, 1985 yılında UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’ne eklenmişti.
Botanik Bahçesi; Tiyatro Meydanı; Medea Heykeli; Eski postane Binası; Chacha Tower, Batum Feneri,Batum Bulvarı, Ali Nino Heykeli,Avrupa Meydanı,Astronomik Saat Ferris Wheel, Alfabe Kulesi , Neo-Gotik Virgin Mary Kilisesi , St Nickolas Church,Orta Camisi,Apsaros Kalesi, Sputnik Tepesi,6 Mayıs Parkı( Dolphinarium-Yunus Parkı), Khimshiashvili (Aqua park),Apsaros Kalesi,Piazza Meydanı,Batum Adjara Sanat Müzesi,Lado Gudiaşvili Resim Evi,Khariton Akhvlediani Devlet Müzesi,Stalin Müzesi,Nobel Kardeşler Teknoloji Müzesi,Şevavadze Devlet Drama Tiyatrosu,Demir Tiyatro ,Chacha Tower,Poseideon Heykeli
Mimar Sinan'ın ağzından kaleme aldığı, "Tezkiretü'l Bünyan" ve "Tezkiretü'l Ebniye" adını verdiği ve günümüzde 'Yapılar Kitabı' adı altında toplanarak yayımlanan bu eseri, büyük ustanın yaşam öyküsünü, eserlerinin envanterini ve kendi dönemine ait gözlemlerini içeriyor.Mimar Sinan'ın yaşantısına dair birçok ayrıntıyı, eserlerini, döneminin insanları hakkındaki düşüncelerini bu kitap ile, Sinan'ın kendi ağzından öğrendiğimiz gibi, Süleymaniye Cami'nin sırlarını da belli ölçülerde, bu kitapta bulabiliyoruz.Mustafa Saî Çelebi'nin 'Yapılar Kitabı'nda Süleymaniye ile ilgili çarpıcı bölümler yer alıyor. Mimar Sinan, Süleymaniye Cami'nde, bir çok sorunu olduğu gibi, akustik sorununu da mükemmel bir biçimde halletmiştir.
Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osman Gazi tarafından 1288'de Bizanslılar'dan fethedilen, 1299'da ilk hutbenin okutularak Osmanlı Beyliği'nin kurulduğu Karacahisar Kalesi'nin, Selçuklular tarafından İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyine yerleştirilen Ertuğrul Gazi'nin yönettiği Kayı boyunun, zamanla kendi adına Bizanslılara karşı akınlara başladığını ve Karacahisar Kalesi'nin Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osman Gazi tarafından Bizanslıların elinden fetihle alındığını ifade etti. Kalenin fethinin Türk tarihinde önemli bir siyasi gelişmenin başlamasına neden olduğu "Karacahisar Kalesi, Osmanlı Beyliği'nin rüşdünü, egemenliği ilan ettiği yerdir.
UNESCO Dünya Miras ve 38. Dünya Miras Komitesi toplantısında Bursa Cumalıkızık ve Bergama'nın dosyaları oy birliğiyle Dünya Mirası Listesi'ne kaydedildi. Türkiye'nin UNESCO nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Hüseyin Avni Botsalı'nın gayretleriyle Irak'ın Erbil kalesi ile Suudi Arabistan'ın Cidde tarihi kenti de Dünya Mirası Listesi'ne eklendi.
3. yüzyılda Septimius Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla tarafından Sağlık Tanrısı Asklepios adına yapılmıştır.Parasal desteği kentin zenginlerinden Tiberius Iulius Iustinianus sağlamıştır.[5] Bugün Roma Hamamı olarak adlandırılan bu platformun bir höyük olduğu, en üstte Roma Çağı (Kısmen Bizans ve Selçuk katları), onun altında Frig Devri yerleşmesinin kalıntıları tespit edilmiştir. Höyük altında kalan taş kalıntılar çok iyi bir şekilde korunduğundan yapının planı anlaşılabilecek durumdadır. Buna göre yapının bir taşra kenti hamamından çok İmparatorluk standartlarına göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Hamam 80 x 130 m. boyutunda, taş ve tuğladan yapılmıştır. Çankırı Caddesindeki girişi ile, sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana yayılan ve Palaestra denilen beden eğitimi ve güreş yapılan yere girilmektedir. Bu kısmın sağ tarafındve yuvarlak birçok yazılı sütun bulunmaktadır.a yer alan sütunlu yolun üzerinde dört köşeli
M.Ö. 25 - M.Ö. 20 yılları arasında, Orta Anadolu'nun Roma İmparatorluğu tarafından fethi ve ardından Ancyra (modern Ankara) yönetim merkezi olacak şekilde Galatia eyaleti olarak düzenlenmesi anısına inşa edilmiştir. Etrafı dört sütunla kuşatılmış dört duvar halindedir. Etrafını çevreleyen boyuna on beşer, enine altışar adet kırk iki, tapınağın kapısı önünde dört, arkada iki adet sütunun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Aslı roma tapınağında bulunan ve Agustus'un başardığı işleri gösteren Latince ve Yunanca dilleri ile yazılmış vasiyetnamesi (Res Gestae Divi Augusti)bir yazıt ile bu tapınağın türbeye bitişik duvarına konulmuştur.
Geleneksel Türk kıyafetlerinin bazı yörelerden örnekler verilerek sergilendiği giysiler seksiyonunda Ankara Seğmen ve Gelin giysisi, Karadeniz ve Erzu­rum erkek giysisi, Ege`nin zeybek giysisi, Harput sevaisi, üç etek entari dikkati çekmek­tedir. Bu kıyafetler kullanıldıkları döneme ait altın ve gümüşten küpe, kemer, toka. ta­rak, bilezik, ayna, gerdanlık, sigara tabakası, tüfek, çarık ve fes gibi eşyalar ile birlikte sergilenmiştir. Ayrıca aralara cam, bakır, pirinç, seramik eserler sedef kakmalı mücevher kutusu, lambalıklar, kadife üzerine sırma işli bohça ve yatak örtüsü, Antep işi yatak ör­tüsü ve seccadeler yerleştirilmiştir. Bu bölümün sol tarafında kına odasında tematik olarak bir kına yakma töreni, berber salonunda ise tematik damat tıraşı sergisi yer almaktadır.
Mardin 8891 km², Mardin İl topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Mardin’in yüzölçümü 8.891 km², yüksekliği ise 1.082 metredir Dağlar genellikle çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür.Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır. Mardin'de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.
Mardin ilinin bir ilçesidir. Dinlerin (İslam, Hristiyanlık, Yezidilik) ve dillerin (Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanice) buluşma noktasıdır Midyat. MÖ IX. yy Asur tabletlerinde Matiate olarak tanımlanır. "Matiate" Aramice/Süryani bir isim ve "köyüm", "vatanım", demektir. Asur kralı II. Asur Nasırpal Tur Abidin'in Aramileri talan ettikten sonra, bu savaşın tarihi tablalar yazılmıştır. Midyat'taki ilk Süryani Hristiyanlar da mağaralarda yaşardı. deniz seviyesinden yüksekliği 1070 metredir. Mardin ilinin en geniş ve nüfus bakımından en kalabalık ilçelerinden biridir. İlçeye bağlı 43 köy ve mezraa bulunmaktadır. Midyat'da Müslüman olarak Kürtler, Türkler ve Araplar yaşamaktadırlar Din ve grupları ise Hristiyan. Dinine mensup Süryaniler, Ermeniler ve Keldaniler yaşamakta bu dil grupları mezhep olarak aralarında Katolik, Ortodoks ve Protestan olmak üzere üç mezhebe ayrılırlar
iki yakasını Dicle Nehrinin ayırdığı tarihi bir ilçedir. Hasankeyf Batman il merkezine 37 km uzaklıkta yer alır. Raman dağlarının güney eteklerinde, Dicle nehrinin iki yakasına kurulmuştur. Kayalara oyulmuş mağra şeklindeki binlerce konutu nedeniyle, “Mağralar Şehri” yada “Kayalar Kenti” anlamına Arapça ve Süryanice “Hısnı Keyfa” denilmiştir. Tarihi kaynaklardaki “Cepha” (Kefa) ve “Hısn-ı keyfa” adı Osmanlının sozamanlarında “Hasankeyfe” dönüşmüştür. Roma ve Bizans döneminde önemli bir askeri kent olan Hasankeyf İslami dönemde sırasıyla Emevilerin, Abbasilerin, Hamdanilerin ve Mervanilerin idaresi altında kalmıştır.
 5  ...

 

                                              




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam105
Toplam Ziyaret101625
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.45875.4806
Euro6.15796.1826
Hava Durumu
Anlık
Yarın
8° -1°
Saat
Takvim
Site Haritası
ZAMANI BOŞA HARCAMAYIN

GÖREVİNİZİ KÖTÜYE KULLANMAYIN

NATIONAL GUIDING SERVİCE

YENİ BİR ROTA ÇİZ KENDİNE