• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
    • SADECE EN İYİLER!
    • Nothing Only Hits! Since 2003
    • SADECE YOL GÖSTERMEZ...
    • "Önce Kendini Keşfetmelisin! "
    • REHBERİNİZ KARGA OLMASIN!
    • Her zaman En İyilerle Yola Çıkın, Yolda Kalmayın..
Dilimin Ucunda
Gastronomi ve Gurme Sanatının İnceliklerine Dair Aradığın Herşey burda!
Gezmek Gibisi Yok
Yeni Bir Rota Çiz Kendine; Bırak Değişsin Hayatın..
Dünya Niğmetleri
Yöresel Lezzetler,Sıradışı Tarifler, En İyi Mutfaklar ve Eşsiz Menüler!

ANASAYFA

3. yüzyılda Septimius Severus'un oğlu Roma İmparatoru Caracalla tarafından Sağlık Tanrısı Asklepios adına yapılmıştır.Parasal desteği kentin zenginlerinden Tiberius Iulius Iustinianus sağlamıştır.[5] Bugün Roma Hamamı olarak adlandırılan bu platformun bir höyük olduğu, en üstte Roma Çağı (Kısmen Bizans ve Selçuk katları), onun altında Frig Devri yerleşmesinin kalıntıları tespit edilmiştir. Höyük altında kalan taş kalıntılar çok iyi bir şekilde korunduğundan yapının planı anlaşılabilecek durumdadır. Buna göre yapının bir taşra kenti hamamından çok İmparatorluk standartlarına göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Hamam 80 x 130 m. boyutunda, taş ve tuğladan yapılmıştır. Çankırı Caddesindeki girişi ile, sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana yayılan ve Palaestra denilen beden eğitimi ve güreş yapılan yere girilmektedir. Bu kısmın sağ tarafındve yuvarlak birçok yazılı sütun bulunmaktadır.a yer alan sütunlu yolun üzerinde dört köşeli
M.Ö. 25 - M.Ö. 20 yılları arasında, Orta Anadolu'nun Roma İmparatorluğu tarafından fethi ve ardından Ancyra (modern Ankara) yönetim merkezi olacak şekilde Galatia eyaleti olarak düzenlenmesi anısına inşa edilmiştir. Etrafı dört sütunla kuşatılmış dört duvar halindedir. Etrafını çevreleyen boyuna on beşer, enine altışar adet kırk iki, tapınağın kapısı önünde dört, arkada iki adet sütunun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Aslı roma tapınağında bulunan ve Agustus'un başardığı işleri gösteren Latince ve Yunanca dilleri ile yazılmış vasiyetnamesi (Res Gestae Divi Augusti)bir yazıt ile bu tapınağın türbeye bitişik duvarına konulmuştur.
Geleneksel Türk kıyafetlerinin bazı yörelerden örnekler verilerek sergilendiği giysiler seksiyonunda Ankara Seğmen ve Gelin giysisi, Karadeniz ve Erzu­rum erkek giysisi, Ege`nin zeybek giysisi, Harput sevaisi, üç etek entari dikkati çekmek­tedir. Bu kıyafetler kullanıldıkları döneme ait altın ve gümüşten küpe, kemer, toka. ta­rak, bilezik, ayna, gerdanlık, sigara tabakası, tüfek, çarık ve fes gibi eşyalar ile birlikte sergilenmiştir. Ayrıca aralara cam, bakır, pirinç, seramik eserler sedef kakmalı mücevher kutusu, lambalıklar, kadife üzerine sırma işli bohça ve yatak örtüsü, Antep işi yatak ör­tüsü ve seccadeler yerleştirilmiştir. Bu bölümün sol tarafında kına odasında tematik olarak bir kına yakma töreni, berber salonunda ise tematik damat tıraşı sergisi yer almaktadır.
Türkiye Cumhuriyet’inin başkenti olan Ankara kenti topraklarına, çok eski tarihlerde yerleşilmiştir. Bunda en büyük etken, bu topografya koşullarının ve Anadolu yolları üstündeki konumunun, merkez rolü oynayabilecek bir kentin kurulmasına elverişli olmasıdır. Orta Anadolu’da aşağı yukarı bütün kentler bir ova çevresinde, daha doğrusu, bu ovaları çevreleyen dağların yakınında kurulmuştur. Ankara da, ortasından Ankara çayının geçtiği bir ova kenarında yer alır. Bent deresi, İncesu ve Çubuk suyu bu ovada, kente yakın bir noktada birleşirler. Söz konusu ova, öbür Anadolu kentlerinin kurulduğu ovalardan küçük olmakla birlikte, korunmaya elverişli bir yerde olduğu için, çok erken tarihlerde yerleşmeye açılmıştır. Ankara’nın yüzey şekillerinde, yükseltileri 1000 m-1200 m arasında değişen ve vadilerle derin bir biçimde yarılmış yaylalar ile üstlerindeki birkaç yüz metre yükseklikte sırtlar ve tepeler ağır basar.
Mardin 8891 km², Mardin İl topraklarının % 4.8 ini kaplayan dağlar doğu-batı istikametinde uzanır ve ovadan ortalama 600 metre yükseklikte çok geniş bir kütle oluşturur. Yükselti bazı kesimlerde 1000 metre üzerine çıkar. Mardin’in yüzölçümü 8.891 km², yüksekliği ise 1.082 metredir Dağlar genellikle çıplaktır. Büyük bölümü kalkerli olduğundan çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur. Yüzey suları çatlaklardan dibe çekilmekte ve ovalara yakın platolarda yüzeye çıkmaktadır. Dağların kalkerli kesimleri Hızla aşınarak platolara dönüşmüştür.Bu platolar yer yer yüzeye çıkan lavlarla kaplıdır. Mardin'de Gümüş Çayı. Çağçağ suyu ve Savur Çayı yanı sıra Seyhan Deresi ve Yeşilli Gülzar Deresi bulunmaktadır. Dicle ve Fırat nehirlerinin kolları il topraklarında koridor oluşturmuştur. Dicle Vadisi ile Kızıltepe, Mardin ve Nusaybin Ovaları mevcuttur.
Mardin ilinin bir ilçesidir. Dinlerin (İslam, Hristiyanlık, Yezidilik) ve dillerin (Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Süryanice) buluşma noktasıdır Midyat. MÖ IX. yy Asur tabletlerinde Matiate olarak tanımlanır. "Matiate" Aramice/Süryani bir isim ve "köyüm", "vatanım", demektir. Asur kralı II. Asur Nasırpal Tur Abidin'in Aramileri talan ettikten sonra, bu savaşın tarihi tablalar yazılmıştır. Midyat'taki ilk Süryani Hristiyanlar da mağaralarda yaşardı. deniz seviyesinden yüksekliği 1070 metredir. Mardin ilinin en geniş ve nüfus bakımından en kalabalık ilçelerinden biridir. İlçeye bağlı 43 köy ve mezraa bulunmaktadır. Midyat'da Müslüman olarak Kürtler, Türkler ve Araplar yaşamaktadırlar Din ve grupları ise Hristiyan. Dinine mensup Süryaniler, Ermeniler ve Keldaniler yaşamakta bu dil grupları mezhep olarak aralarında Katolik, Ortodoks ve Protestan olmak üzere üç mezhebe ayrılırlar
iki yakasını Dicle Nehrinin ayırdığı tarihi bir ilçedir. Hasankeyf Batman il merkezine 37 km uzaklıkta yer alır. Raman dağlarının güney eteklerinde, Dicle nehrinin iki yakasına kurulmuştur. Kayalara oyulmuş mağra şeklindeki binlerce konutu nedeniyle, “Mağralar Şehri” yada “Kayalar Kenti” anlamına Arapça ve Süryanice “Hısnı Keyfa” denilmiştir. Tarihi kaynaklardaki “Cepha” (Kefa) ve “Hısn-ı keyfa” adı Osmanlının sozamanlarında “Hasankeyfe” dönüşmüştür. Roma ve Bizans döneminde önemli bir askeri kent olan Hasankeyf İslami dönemde sırasıyla Emevilerin, Abbasilerin, Hamdanilerin ve Mervanilerin idaresi altında kalmıştır.
Diyarbakır Anadolu’nun en eski şehirlerinden biridir. Ticaret yolları üzerinde ve Dicle kıyısında bulunuşu Diyarbakır’ı, ticaret ve kültür merkezi yaparken birbirinden farklı bir çok dini sosyal gruba merkezlik de yapmıştır. Diyarbakır, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin orta kısmında Mezopotamya’nın kuzey sonundadır. Doğudan Siirt, Muş; güneyden Mardin; batıdan Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya; kuzeyden Elazığ ve Bingöl illeri ile çevrilmiştir. Yüzölçümü 1516200,00 kilometre kare, Etrafı fazla yüksek olmayan dağlarla çevrili, ortası çukurcadır. % 37 oranında dağlar, %31 oranında ovalarla kaplıdır. Ovalar tarıma elverişli ve verimlidir. Bu verimli topraklar Dicle nehri ve kolları tarafından sulanmaktadır. Şehir, Karacadağ ile Dicle arasında uzanan geniş bazalt platonun doğu kenarında, Dicle vadisinin üzerinde ve nehir kavisinin tepesinde ufki bir satıh üzerinde kurulmuştur.. Denizden yüksekliği 650 metredir.
İlçe Şanlıurfa ilinin Kuzeybatısını oluşturmaktadır. Batısında Gaziantep iline bağlı Araban,Yavuzeli ve Nizip ilçeleri, Kuzeyinde Adıyaman iline bağlı Besni ilçesi,Doğusunda Bozova, Güneyinde ise Birecik ilçesi bulunmaktadır.Yüzölçümü 646 Km2 dir.Rakım 525 Metredir.37 derece - 15/37-52 Enlem ve boylam dereceleri arasında yer alır.İlçe merkezinin Fırat sahili yeşil bir kıyı şeridi şeklindedir.Sahilden itibaren en geniş yerde 200 metreden sonra sarp kayalıklar başlar. İlçe merkezi bu kıyı şeridi üzerinde ve sarp kayalıkların yamacında kurulmuştur. İlçe arazisinin,(381.000) dekarlık bölümü ekilebilir niteliktedir. Bu alanın (191.000) dekarı Antep fıstığı,bağ ve az miktarda olmak üzere zeytin ağaçlan ile kaplıdır.Kalan kısımlarda hububat ekimi yapılır.
1928 yılında ise, şehrin adı GAZİANTEP olarak değiştirilmiştir. Gaziantep, halk arasındaki eski adıyla Antep, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi arasında bulunan aynı adlı ilin merkez şehridir. Güneydoğuda şehir olarak en fazla nüfusu barındırır. Nüfus Bakımından Türkiye'nin 6.Büyük Kentidir. Sanayi ve gelişmişlik bakımındandan birincidir. Gaziantep, Şehitkamil, Şahinbey olmak üzere iki metropol ilçeye ayrılmıştır. Gelişmişlik açısından Türkiye'nin 20. büyük ilinin merkez ilçesidir. Ayrıca Gaziantep, Türkiye'nin hâla yaşanılan en eski kenti olup, Dünya'nın da hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden biridir. Bunların yanında Gaziantep, Türkiye sanayisi ve ticaretinde de çok önemli bir yer tutar. Bunun sebepleri arasında Gaziantep'in Anadolu ile Orta Doğu arasında bir konumda bulunması ve liman kentlerine yakınlığı sayılabilir. Gaziantep'in simgeleri arasında Gaziantep Kalesi, baklava , antepfıstığı , Zeugma ve
Adıyaman, Güneydoğuanadolu Bölgesinin Batısında Akdeniz Bölgesiyle birleşen noktada yer alır. Adıyaman ilinin Kuzeyinde Malatya, Batısında Kahramanmaraş, Güneybatısında Gaziantep, Güneydoğusunda Şanlıurfa ve Doğusunda da Atatürk Barajı göeti ile sonlanır. Merkez ilçe dahil 9 ilçesi ile 406 köyü bulunmaktadır. İlçeleri Merkez, Besni, Çelikhan, Gerger, Gölbaşı, Kahta, Samsat, Sincik ve Tut ilçeleridir. Adıyaman ili 370 25' ile 380 11' kuzey enlemi, 370 ve 390 doğu boylamı arasında yer alır. Adıyaman ilinin yüzölçümü 7 614 km2 , göller ile 7.871 km2 olup, deniz sevyesinden yüksekliği de 669 m dir.Adıyaman daha önceleri sadece kale ( Hısn-ı Mansur Kalesi ) ve çevresinde konumlanmışken, il merkezi olduğu 1954 yılından itibaren süratle gelişmiştir.İlçe merkezinin kuzeyi dağlık, güneyi ise ovalıktır. Ova, güneydeki Fırat Nehri ve Atatürk Barajı göleti kıyısına kadar devam eder.
Kazdağları, Anadolu yarım adasının kuzeybatısında yer alan, Biga yarım adasının en yüksek dağıdır. Eğe Bölgesi ile Marmara bölgesini birbirinden ayırır, Kazdağları Çanakkale ve Balıkesir sınırları içerisinde kalmaktadır. Edremit körfezinin kuzeyini takiben, kuzey doğu-güney batı yönünde 60 – 70 km. uzunluğunda olan Kazdağları, batıda Dede dağı, ortada Kazdağı, doğuda Eybek dağı, kuzeydoğuda Gürgen, Kocakatran, Küçükkatran ve Susuz (Sakar dağı) dağlarından oluşur.60 – 70 km.lik Kazdağları zincirinin ortasında yer alan Kazdağı’nın, güneyi Edremit Körfezi, doğusu Zeytinli çayı, kuzeyi Kara Menderes Çayı, batısı Altınoluk yerleşiminin batısı (Damla Tepe) ile çevrili olan 21 452 hektarlık alanı, 17.04.1993 tarih ve 21555 sayılı resmi gazetede yayınlanan 93/4243 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Kazdağı Milli Parkı olarak ilan edil. Kazdağı milli parkı Balıkesir iline bağlı Edremit ilçesi sınırları içerisindedir.
Gözlerinizi kapatın, mis gibi deniz kokusu ciğerlerinizi doldursun, hafiften bir esinti, etrafınızda yerli yabancı insan sesleri, kavga, stres yok ama hepsi gülüşüyor. Doğru yerdesiniz, burası Cundaaaa... İlk önce kalabalık sahilinde keyifli bir tur atın, elinizde ya sakızlı dondurması ya da meşhur lokması olsun ama. •Sınırsız meze seçeneğiniz var, ben en çok çiçek dolması, kalamar dolması, ahtapot, fava, deniz börülcesi, tereyağlı karides, kaşarlı mantar......
Balık, deniz, kum, gelincik şerbeti, domates reçeli derken şehir hayatında kolay bulamadığımız, gürültüden ve trafikten uzak, rüzgarı püfür püfür esen, peşinen güzel geçecek bir tatil..Hayata kısacık da olsa dur demek için. Arnavut kaldırımlı, mübadeleden kalmış, kimi restore edilmiş, kimi terk edilmiş taş evlerle gelin gibi süslü sokakları görmek için. Salaş balıkçılarda ada mezesine doymak için. Ya da her köşe başındaki şarap butiğinde tadım yapmak için....Koklaya koklaya yediğimiz incir reçeli, gelincik reçeli, domates reçeli, üzüm reçeli Handan Hanım’ın elinden çıkma. Bozcaada Kalesi manzaralı serin terasında anın keyfini çıkarıyoruz. Kahvaltıdan sonra planımız önce kısa bir Ada turu yapıp ardından Ayazma Koyu’na doğru yola çıkmak.
Amasra ilçe merkezi; Tekke Tepesi, Küçük Ada, Boztepe ve Zindan adalarının dağ eteklerindeki alüvyal alana bağlanmasıyla oluşmuş bir yarımadadır. Tombolo karakteri taşıyan bu oluşumda bugün Kum Mahallesi olarak adlandırılan bölüm karayla bağlantıyı sağlayan kıyı okudur. Bu okun doğu ve batısında iki doğal koy bulunmaktadır. Batıdaki küçük liman, doğudaki büyük liman olarak adlandırılmıştır. Adalardan yalnızca Büyük Ada (Tavşan Adası) ada karakterini korumuştur.
Sevgili Amasra; Senin hakkında epey şey dumuştum ama bu kadar güzel olabileceğin hiç aklıma gelmemişti.Eve dönünce ilk işim senden bütün arkadaşlarıma bahsetmek oldu, bir daha ki sefere seni dostlarımla da tanıştırmak istiyorum.Seni tanıdıktan sonra aklımda bambaşka fikirlerle Ankaraya döndüm, hedefimde senin daha iyi tanımak ve daha keşfetmek isteği var.Bu yüzden günübirlik bir serüvene sığmayacağını anlar anlamaz ilk işim daha uzun bir program yapmak oldu.
 5  ...

 

                                              




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret93537
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.81964.8389
Euro5.59465.6171
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 29° 15°
Saat
Takvim
Site Haritası
ZAMANI BOŞA HARCAMAYIN

GÖREVİNİZİ KÖTÜYE KULLANMAYIN

NATIONAL GUIDING SERVİCE

YENİ BİR ROTA ÇİZ KENDİNE