• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter
    • SADECE EN İYİLER!
    • Nothing Only Hits! Since 2003
    • SADECE YOL GÖSTERMEZ...
    • "Önce Kendini Keşfetmelisin! "
    • REHBERİNİZ KARGA OLMASIN!
    • Her zaman En İyilerle Yola Çıkın, Yolda Kalmayın..
Dilimin Ucunda
Gastronomi ve Gurme Sanatının İnceliklerine Dair Aradığın Herşey burda!
Gezmek Gibisi Yok
Yeni Bir Rota Çiz Kendine; Bırak Değişsin Hayatın..
Dünya Niğmetleri
Yöresel Lezzetler,Sıradışı Tarifler, En İyi Mutfaklar ve Eşsiz Menüler!

ANASAYFA

İlkbahar ekinoksu nedir? İlkbahar ekinoksunun özellikleri, ilk bahar ekinoksu ne zamana denk gelir? İlkbahar ekinoksunun özellikleri! İlkbahar ekinoksu neden doodle oldu? Ekinoks , güneş ışınlarının ekvatora dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği andır. Ekinoks'ta gündüz ile gecenin eşit olması durumudur. Ekinoks yılda iki kez tekrarlanır. Biri 23 Eylül Ekinoksu diğeri de 21 Mart Ekinoksu'dur. Google, 21 Mart İlkbahar Ekinoksu'na özel hareketli bir doodle yayınladı. Doodle'da "Google" giriş sayfasındaki ikinci "G" harfi tüm harfleri sulayarak yeşermelerini sağlıyor. En son da kendi başından aşağı su dökerek kendisi de çiçek açıyor.
Ayaklarıyla ezip fıçıya mı bastılar seni Nefti kasnaklı bir fıçıya, Aldırma, kara üzüm ! Sen, o Kırmızı Şarabına doğru İçten içe Harıl harıl Çalışmana bak, iki gözüm ! C.YÜCEL "Akdeniz havzasında bağbozumu özel eğlencelerle, neşeyle ve Yüce Tanrıya şükür ederek, davul, zurna, gitarlar, trompetler eşliğinde kutlanır. "
Naznara ve Amanesget mahalleleri arasındaki rota günübirlik yürüyüşler için oldukça ideal. Gidiş dönüş, ekibin durumuna göre 6 ile 10 saat arasında bir zaman diliminde bitebilir. Amanesget Mahallesi'nden sonraki etapta eğim az da olsa dikleşiyor. Özellikle yüksek dağ yürüyüşlerine alışkın olmayanlar bu etapta zorlanacaktır. Bu dağlarda geleneksel kimliğini her alanda korumuş birçok bölge hâlâ var. Bunlardan biri de Barhal köyünün, Altıparmak Dağları eteklerinde bulunan Naznara ve Amanesget mahalleleri. Bu rota günübirlik bir yürüyüş için oldukça ideal. Gidiş dönüş, ekibin durumuna göre 6 ile 10 saat arasında bir zaman diliminde yürünebilir.
Ayandon fırtınasından kocakarı soğuklarına, kestane karasından pastırma yazına kadar iklim ve coğrafyanın el ele yaşandığı harika bir liman kentidir Amasra. Denize doğru bir kulaç gibi atılmış yarımada ve adaları ile hep doğadan gelecek olan ve ona verilecek olan nimetlerin kalesidir. İki adalı, iki koylu beş tepeli Amasra yarımadası, Karadeniz’in sanki ‘seni ben yetiştirdim’ diyerek ana karadan koparıp almak istediği üzüm salkımı gibidir. O yarımada ve adalar mı denize doğru uzanır, yoksa o ismi kara deniz mi karaya sığınmak ister ve girer toprağın bağrına anlayamazsınız. İşte bu tutkulu sarmaş dolaş oluşun, deniz ile karanın çocuğudur Amasra.
Taşucu'nda Amfora müzesinin yakınında bir çay molası verdim... Müzeyi sonra gezdim. Müzeden çıkınca insanın canı, plastik şişeden, diğer kaplardan su bile içmek istemiyor. Taşucu, İçel sahillerinin doğal plajlarından biri. Tıpkı, Susanoğlu, Kunçutoğlu, Boğsak, Kurçay, Liman Kalesi gibi. Silifke'ye doğru döndükçe denizden ayrıldı yol. Hagia Thekla Manastırı'nda, bir inanca sahip olmanın çetinliğini, özverisini bir kez daha düşündüm. Hagia Thekla, Aziz Paulos'un Hıristiyanlığa ikna ettiği biri. Konya'dan sürüldükten sonra, inancını yaymak için buralarda çalışmış.
İstanbul Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara kıyısı ve Boğaziçi boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde kurulmuştur. İstanbul kıtalararası bir şehir olup, Avrupa'daki bölümüne Avrupa Yakası veya Rumeli Yakası, Asya'daki bölümüne ise Anadolu Yakası veya Asya Yakası denir. Tarihte ilk olarak üç tarafı Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç'in sardığı bir yarım ada üzerinde kurulan İstanbul'un batıdaki sınırını İstanbul Surları oluşturmaktaydı. Gelişme ve büyüme sürecinde surların her seferinde daha batıya ilerletilerek inşa edilmesiyle 4 defa genişletilen şehrin 39 ilçesi vardır. Sınırları içerisinde ise büyükşehir belediyesi ile birlikte toplam 40 belediye bulunmaktadır.
Herşey önce sevmekle başlar, kanınınız birkez kaynarsa bir daha görmeden edemezsiniz, kah gezgin olur kah meraklısı peşine düşer ve her yerde onu ararsınız.Benimkisi önce görevdi , anlatıp dönecektim, tıpkı diğer yerler gibi! Bir daha kimbilir ne zaman dönerdim buralara Allah bilir.Ama suyundan içmişim bir kez , okşamışım kadife gibi çay bahcelerini, oturup bir cigara yakmışım deli delişmen yabansı şelalelerine bakıp, düşler kurmuş, sevdaluk etmişim, horon tepmişim, buğular yükselen kaplıcalarında yıkanmışım üstümde yağmurun çisesi! Avcucumu yaban mersinleriyle doldurmuş, ağaç köprülerinden geçip, vargelelerine bir tutam komar yaprağı brakmışım ve ayrılarken de birkaç damla göyaşı brakmışım.. İnsan neden gelir İkizdeye? Neyin arayışıyıdır bizi buralara sürükleyen?Akıllara gelmedik en tuhaf ucube şeklidir seyahat etmek, en aykırı usavuruş şeklidir varoluşculuğun! Bir adım bir adım daha.Tümdengelişin ve akıldenklemlerinin çıkmaz sokağa girdiği yeni bir boyuttur. Gittikce kendinize yaklaşırsınız
Uzunluğu 150 kilometreyi bulan bu vadi sistemi, Van ve Hakkari il sınırları içinde yer alıyor. Van’ın Başkale ilçesindeki Havril Dağları’ndan doğan Zap Suyu, Güneydoğu Toroslar’ın doğu ucundaki dağların arasından akıyor. Türkiye’nin en dar ve derin vadilerinden birini oluşturuyor. Aynı zamanda Türkiye’de en hızlı akan nehir unvanını taşıyor. Cilo ve Sat dağlarından gelen küçük derelerle beslenen Zap, Irak sınırları içerisinde Dicle Nehri ile buluşuyor. Özellikle bitki ve kuş türleri açısından zengin olan vadi sistemi, yakın gelecekte yapılması planlanan HES’ler nedeniyle tehdit altında. Vadideki yaşam alanlarının başında Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun birçok yerinde tahrip olan meşe toplulukları geliyor. Vadi tabanında ise söğüt ve kavak gibi ağaç türleri yer alıyor. Yüksek kesimlerde gevenler ve çokyıllık otsu bitkiler görülüyor.
Assos'tan sonra denizden uzaklaşan ancak sahile paralel ilerleyen yol, geleneksel taş mimarinin yaşadığı köylerle dolu. Berhamkale'den batıya doğru sırasıyla Korubaşı, Kuruoba, Balabanlı ve Koyunevi gibi yerleşmeler küçük turlara uygun. Bu dörtlünün hemen hemen orta noktasındaki Bektaş köyünde ise son yıllara kadar kullanılan taş bir değirmen var. Bu köyde aynı zamanda Midilli Adası manzarası, tasarımı ve hizmet kalitesiyle Assos'a rakip olabilecek bir iki butik otel de bulunuyor. Köye yaklaşık 400 metre mesafedeki Sütlüce Koyu'ndan ayrıca bahsetmek lazım.
Çiğ, havadaki su buharının daha soğuk nesneler üzerinde yoğunlaşmasıdır.Kırağı, havadaki su buharının 0 °C altındaki sıcaklıklarda sıvı hale geçmeden buza dönüşüp yeryüzünde çok soğuk yüzeyde birikmesiyle oluşur.Çiğ ve kırağı normalde yere yakın havanın doymuş olduğu durumlarda meydana gelir. Kırağı, yerde oluşan çiğ tanelerinin sonradan donmasıyla olabileceği gibi, doğrudan 0 °C'nin altındaki bir sıcaklıkta su buharının cisimler üzerinde donmasıyla da olabilir. Sis ve bulut yerin radyasyonel olarak soğumasını engellediğinden sisli ve bulutlu havalarda kırağı görmek mümkün olmaz Çiğ ve kırağı havadaki su buharının fazla olduğu durumlarda meydana gelir. Havadaki fazla su ise topraktan, bitkilerin yapraklarından, ya da yağmurlu bir günün ardından oluşan buharlaşma veya sıcaklığın doyma noktasına kadar düşmesiyle oluşur. Çiğ ve kırağı havadan yağmaz, havadan yere düşmez
Yaklaşık 200 kilometre uzunluğundaki bu yol, doğa ve kültür değerlerinin iç içe geçtiği bir başka ilginç rota. Erzurum’dan başlayan yolculuğunuz Tortum’a kadar oldukça tekdüze geçecek.Tortum’dan 5 kilometre sonra Narman yoluna sapın, yaklaşık 40 kilometre sonra kırmızı peribacalarının bulunduğu alana geleceksiniz.Narman’ı geçer geçmez kavşaktan Pasinler yoluna dönün. Kısa bir süre sonra kırmızı peribacaları gözükmeye başlayacak. Yolda ilerlerken sağa doğru “Peribacaları” tabelasını,Peribacalarının bulunduğu alan içinde araçla dolaşmak mümkün. Ama Narman Yatılı Bölge Okulu’nun yanındaki yoldan geçerek tüm vadiyi yukarıdan görecek bir yolu da takip edebilirsiniz. Burada yaklaşık bir saat zaman geçirdikten sonra aynı yoldan geri dönerek Uzundere ilçesine doğru yönelin.
Eğer bir şansım daha olsaydı! Daha çok riske girerdim. Seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneşin doğuşunu izler, Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu. Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın. Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan, Gitmeyen insanlardandım ben. Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım. Eğer yeniden başlayabilseydim, İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Pusulamız yok ama, Güneş, yıldızlar, Ay ve etrafınızdaki doğa var. Başlangıç olarak bir tepeye çıkıp etrafa bakmak iyi bir fikirdir. İnsanların kullandıkları bir yol olup olmadığına bakın. Yoksa, hangi yönün gitmeye en elverişli olduğunu tespit edin. Haritanız yoksa gördüklerinizi haritalaştırın. Aşağıdaki yöntemleri kullanarak Kuzeyin neresi olduğunu belirleyin. Zorunlu olanların dışında daha fazla tepe tırmanmamanız gerektiğini hatırlayın. Ve çok yorgunsanız hiç tırmanmayın. Bu durumda olduğunuz yerde kalmayı deneyebilirsiniz. Bu durumda sizi kurtarmaya geleceklere daha fazla nasıl yardımcı olabileceğinizi iyice düşünün ve uygulayın.
Bir çok kaynakta zeytinin anavatanının Mezopotamya olduğu, oradan da Akdeniz ülkelerine yayıldığı belirtilmekte ve oleaster adı verilen yabani zeytinin aşıyla ehlileştirilmesi ve sativa kültür bitkisine dönüştürülmesinin ilk kez M.Ö. 4000 yıllarında Anadolu, Doğu Akdeniz ve Güney Asya’da yani Adana , Gaziantep yörelerinden başlayıp Suriye , Lübnan, İsrail’e inen Akdeniz kıyı şeridinde gerçekleştirildiği yer almaktadır.Zeytin Ağacı kuzeyde, Anadolu üzerinden Yunanistan, İtalya ve İspanya'ya; güneyde, Mısır üzerinden Kuzey Afrika'ya yayılmıştır. 16. yüzyılda Kuzey Amerika ve Latin Amerika ile birlikte Çin'e ve Japonya'ya ulaşmıştır. Bununla birlikte yapılan arkeolojik çalışmalarda, Ege Denizi'ndeki Santorini adasında 39.000 yıllık zeytin ağacı fosillerine rastlanmıştır. Yine yapılan bir arkeolojik çalışma, İzmir'in Urla ilçesi yakınlarında bulunan antik Klazomenai şehrinin, zamanının önemli bir zeytin ve zeytinyağı üretim merkezi olduğunu göstermiştir.
DOSYALAR
Gezilecek Yerler: Sumela Manastırı, Çamlıhemşin, Ayder, Sal Yaylası, Pokut Yaylası, Fırtına Vadisi, Huser Yaylası, Avusor Yaylası, Avusor Gölü, Gito Yaylası, Ambarlı Yaylası, Balıklı Göller, Çat Köyü, Yukarı Kavrun Yaylası, Çengovit Gölleri, Palovit Şelalesi, Zilkale, Fırtına Deresi'nde rafting Ekstra Etkinlikler: Horon Dersi, Tuluma Giriş,Muhlama Yapımı,Rafting,
 9  ...

 

                                              




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret93537
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar4.81964.8389
Euro5.59465.6171
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 29° 15°
Saat
Takvim
Site Haritası
ZAMANI BOŞA HARCAMAYIN

GÖREVİNİZİ KÖTÜYE KULLANMAYIN

NATIONAL GUIDING SERVİCE

YENİ BİR ROTA ÇİZ KENDİNE