• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter

KATİP ÇELEBİ

   Katip Çelebi’nin 400. Doğum Yıldönümü Kutlamaları Katip Çelebi’nin 400. Doğum Yıldönümü Kutlamaları UNESCO, 2007 yılında gerçekleştirdiği 34. Genel Konferansı’nda 2009 yılı kutlamalar listesinde 400. Doğum Yıl Dönümü nedeniyle Kâtip Çelebi’yi resmen ilan etmiştir. “UNESCO Katip Çelebi’nin 400. Doğum Yıldönümü Kutlamaları” kapsamında 2009 ve 2010 yılında, Bakanlığımız ile diğer kamu kurumları, üniversiteler ve gönüllü kuruluşların katılımı ile yurt içinde ve yurt dışında çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmektedir. Katip Çelebi’nin Evrenselliği: Kâtip Çelebi, XVII. yüzyıl Türk ilim dünyasında pozitif ve hür düşünceyi temsil eden en önemli simalarındandır. Tarih, coğrafya ve bibliyografya alanlarında önemli yapıtlar vermiş bir Osmanlı bilginidir. Eserlerinin değeri ve önemi dolayısıyla gerek Osmanlı İmparatorluğu’nda gerekse Batı’da büyük ilgi uyandırmıştır. XVII. yüzyıl Osmanlı ilim ve kültür hayatına âdeta damgasını vuran Kâtip Çelebi, Türkiye’de olduğu kadar Batı dünyasında da büyük takdir ve şöhret kazanmış, eserlerinden hayranlık derecesine varan ifadelerle bahsedilmiştir.

   Kâtip Çelebi’nin çeşitli eserleri ve özellikle Keşfü'z-zunûn anil-esâmi ve'l-fünun Batı’da İslam araştırmaları yapan hemen herkesin müracaat ettiği temel başvuru eseri olduğu gibi Bibliothéque Orientale üzerinden genel olarak bir ansiklopedi, özel olarak da bir İslam ansiklopedisi düşüncesinin doğmasında önemli etkide bulunmuştur. Onun eserlerinin bir kısmının çeşitli Batı dillerine tercümesi bunun sonuçlarından biridir. Kâtip Çelebi, yaşadığı hayatın ve devletin önemini kavrayarak kendi toplumunu ciddiye almıştır. Bundan dolayı hakkında yazı yazdığı hemen her konu o gün yaşanılan bir sıkıntıya cevap olmak üzere kaleme alınmıştır. Bu yüzden Kâtip Çelebi aynı zamanda yaşadığı döneme şahitlik yapmış bir düşünürdür. O’nu yaşadığı dönemdeki düşünürlerden ayıran diğer önemli bir özeliği de ilmin toplumsal hayatın devamı acısından ne kadar önemli olduğunu vurgulamasıdır. Gerçeği arayıp bulma endişesi, fikirlerini savunmadaki cesareti, taassubun bütün şiddetiyle ayakta olduğu bir devirde, ihtilaf ve tartışma konularını tarafsız bir hâkim gibi ele alışıyla devrinin diğer âlimlerinden ayrılır. Yaşadığı çağın bilim anlayışının dar sınırları içinde kalmayarak, dünyanın yuvarlak olduğuna kanıtlar arayan ve batıdaki astronomi araştırmaları üzerine yazılan eserleri çeviren Kâtip Çelebi, döneminin koşullarını aşan bir bilim dünyasının ilk yaratıcılarından biridir. Kâtip ÇelebiMîzânü'l-Hakk fi ihtiyâri'l-Ahakk adlı eserinde karşıt düşüncelere hoşgörüyle bakılmasını öğütler. Din bilginlerinin kendi aralarındaki şiddetli tartışmalarının temelsizliğini ve zararlarını vurgular.

   Kâtip Çelebi, hem önemli yapıtlar vermiş hem de medresenin egemenliğindeki düşünce dünyasının dışında görüşler ileri sürmüş bir bilgindir. Batı kaynaklarının önemine dikkati çekmesi, Latince öğrenmeye çalışması, bu dilden yapıtlar çevirmesi, Doğu kaynaklarına eleştirel bir gözle bakması bile dönemine göre çok ileri adımlardır. Hayatı (1609-1657) :Asıl adı Mustafa bin Abdullah’tır.1609 yılında İstanbul’da doğmuştur. Hayatına ait bilgiler bizzat kaleme aldığı otobiyografilerine ve yeri geldikçe öteki eserlerine serpiştirdiği kısa notlara dayanmaktadır. Ordu kâtipliğinde bulunduğu için ulema ve halk arasında Kâtip Çelebi diye tanınmış; hacca gittiği ve baş muhasebeci ikinci halifesi olduğu için Hacı Halife ismiyle de meşhur olmuştur. Enderun mektebinde yetişmiş bir asker olan babası O’nu beş altı yaşlarında iken ilme teşvik etmiştir. İlk eğitiminden sonra Divân-ı Hümâyûn’daki görevi vesilesiyle “kalem”e yani bürokrat sınıfına girmiştir. Gençlik yıllarını Osmanlı İmparatorluğu’nun doğusundaki savaşlara katılarak sürdürmüş olan Kâtip Çelebi on dört yaşında Anadolu muhasebesi kalemine kâtip olmuştur.

   1624 yılında Abaza Paşa isyanını bastırmak için Erzurum’a giden orduyla birlikte babasının yanında Tercan, 1626 yılında ise Bağdat seferine katılmıştır. Her iki seferde savaşın bütün safhalarına ve sıkıntılarına şahit olmuştur. Babasının arkadaşlarından Mahmud Halife tarafından Süvari Mukabelesi Kalemine tayin edilmiştir. 1627-1628’de Erzurum kuşatmasına katıldıktan sonra İstanbul’a gelmiş ve yaklaşık iki yıl Kadızâde’nin derslerine devam etmiştir. 1635’te Sultan Dördüncü Murat ile Revan seferine Katılan Kâtip Çelebi on yıl kadar çeşitli savaşlarda bulunduktan sonra İstanbul’a dönmüş ve kendisini tamamen ilme vermiştir. Düzenli bir medrese eğitimi görmemesine rağmen, dönemin önemli hocalarından özel olarak ders almış ve kendini yetiştirmiştir. Kâtip Çelebi, henüz kırk sekiz yaşında iken, 1657 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Kâtip Çelebi, Bağdat Seferi’nde olduğu gibi on yıl boyunca siperler ardında tanıdığı çetin hayatı bir Cihad-ı Asgar (küçük savaş) saymıştır. Onun asıl savaşı onun tabiriyle Cihad-ı Ekber yani bilgisizliği yenmek için yapılan savaştır. Katip Çelebi çok okuyan ve mesleği gereği düzenli kayıt tutan bir yapıya sahiptir.Gittiği yerlerdeki sahaf dükkânlarında gördüğü kitapların isimlerini yazan Kâtip Çelebi’nin okumaya olan düşkünlüğünün en önemli göstergesi kendisine kalan mirası kitaplara yatırmasıdır. Katip Çelebi kırk sekiz yıl süren ömrüne, Türkçe ve Arapça olmak üzere 23 eser sığdırmış ancak bu eserlerden ikisi kaybolmuştur İçeriği Hazırlayan

: Kültür ve Turizm Uzmanı Emel KILIÇ ve Ayla İLKER - 06.05.2010 • Kâtip Çelebi’nin Bilinen Tüm Eserleri • Katip Çelebi’nin Tarih Çalışmaları • Kâtip Çelebi’nin Coğrafya Çalışmaları ve Cihannüma • Cihannüma’dan Örnek Bazı Haritalar • Kâtip Çelebi’nin 400. Doğum Yıldönümü Kutlamaları Kapsamında Gerçekleştirilen Faaliyetler Kâtip Çelebi’nin Bilinen Tüm Eserleri

Tarih Alanında Eserleri

1. Arapça Fezleke (Fezleket akvâl’l-ahyâr fi ilmi’t-târîh ve’l-ahbâr)
2. Türkçe Fezleke
3. Tuhfet’ül-kibâr fi esfâri’l-bihâr
4. Takvîmü't-tevârih
5. Tarîh-i Frengi tercümesi
6. Tarîh-i Kostantaniyye ve Keyasire (Revnaku’s-saltana)
7. Düstûrü'l-amel fi ıslâhı'l-halel
8.İrşadü’l-Hıyâfâ ila Tarihi’l-yunun ve’r-Rûm ve’n-Nasârâ (Yunan ve Hıristiyan Târihi Hakkında Doğrulukları Gösterme)

Coğrafya Alanında Eserleri

1. Cihannüma (Avrupa dillerine çevrilen coğrafyaya dair ünlü eseri
2. Levâmiu’n-nur fi zulmeti Atlas Minur
3. Müntehab-ı Bahriye (Kitab-ı Bahriye)

Bibliyografik Çalışmaları

1 Keşfü'z-zunûn anil-esâmi ve'l-fünun
2. Süllemü’l-vusûl ilâ tabakati’l-fûhûl
3. Câmi-ul-Mütûn min Cüll-il-Fünûn

Din Alanında Çalışmaları

1.Mîzânü'l-Hakk fi ihtiyâri'l-ahakk
2.İlhâmü'l-mukaddes min feyzi'l-akdes

Sosyal Kültürel ve Halk Bilimi Alanında Çalışmaları

1.Tuhfetü’l-ahyâr fi’l-hıkem ve’l-eş’âr
2.Dürer-i münteşire ve gurer-i münteşire (Dağılmış İnciler ve Saçılmış Yıldızlar) 3. Recmü’r-râcim bi’s-sîn ve’l-Cim ( Sual ve cevap yoluyla şeytanı taşlama)
4. Beyzâvi Tefsirinin şerhi
5. Muhammediyye şerh
6. Kanunnâme : 1654-1655 yıllarında toplanmış bir kanun dergisidir.
7. Tütün Risalesi Katip Çelebi’nin Tarih Çalışmaları Tarih yazarken duygularını bir yana bırakarak tarafsızlığa bağlı kalmayı savunan Kâtip Çelebi Osmanlı Devleti’nde Batı kaynaklarına başvuranların ilkidir.

Faydalandığı eserleri eleştirmekten de çekinmemiştir. Gerek hayat hikâyesinden gerekse devrinin kaynaklarından aşırı derecede kitaba düşkün olduğu anlaşılan Kâtip Çelebi en çok tarihi ve biyografik eserlerle meşgul olmuş, tarihi bir olayı anlatmak için birçok kitap karıştırmıştır. Örneğin Arapça Fezleke’sini yazarken elinden 1300 eserin geçtiğini belirtmekte, bunu Takvîmü't-tevârih için de tekrarlamaktadır.

Fezleketi Akvâlü'l-Ahyâr fi İlmi't-Tarih ve'l-Ahbar: Kâtip Çelebi’nin tarih alanındaki yapıtlarının ilki 1642'de tamamladığı Arapça Fezleke'dir..

Dört bölümden oluşan kitapta tarihin anlamı, konusu ve yararı anlatıldıktan sonra bu alandaki temel yapıtların bir bibliyografyası verilmiş, ardından da klasik İslam tarihçiliğine uygun olarak dünyanın yaratılışından 1639'a dek kurulan devletler ve meydana gelen önemli olaylar kısaca sıralanmıştır. Arapça Fezleke'nin devamı niteliğindeki Türkçe Fezleke 1591-1654 arasındaki olayları anlatan bir Osmanlı tarihidir. Olayların kronolojik sıralamasının ardından her yılın sonunda o yıl içerisinde ölen devlet adamları ve bilginlerin yaşam öykülerinden ve yapıtlarından da kısaca söz eder.

   Takvimü't-Tevarih ise, Adem Peygamber'den 1648'e kadar geçen tarihsel olayların bir kronolojisidir. Tuhfet-ül Kibâr fî Esfâr-il Bihâr Katip Çelebi’nin en tanınmış yapıtlarından biridir. Osmanlı denizcilik târihi bakımından önemli bir eserdir. Osmanlı Devleti zamanındaki deniz savaşlarını ele almaktadır. 1645’te başlayan ve yıllarca süren Girit Seferi münasebetiyle kaleme alınmıştır. Eserde kuruluş döneminden 1656'ya kadar Osmanlı denizciliğinin bir tarihçesi yanında Osmanlı donanmasının, tersane ve bahriye örgütünün işleyişini anlatılır, kaptan-ı deryaların yaşam öykülerine yer verilir. Kâtip Çelebi eserin sonunda da son zamanlarda denizlerde uğranılan başarısızlıkları giderme yolundaki öğütlerini sıralar. Düsturü'l-Amel li-Islahi'l-Halel Kâtib Çelebi'nin tarih felsefesini ve toplum görünüşünü açıklaması bakımından önemli olan bir eserdir. Kısa kısa dört bölümden oluşan bu küçük risalede İbn Haldun'un etkisi açıkça görülür. Toplumların da canlılar gibi doğup, gelişip, öldüğü görüşünü yineleyen Kâtib Çelebi, bu dönemlerin uzunluğunun ya da kısalığının toplumlara ve kişilere göre değiştiğini de ekler. Risalede Osmanlı toplumunun ömrünün uzaması için de reaya, asker ve hazine konularında alınması gerekli önlemleri sıralar, öğütler verir.

   Takvîm-üt-Tevârîh: Adem Peygamber'den 1648'e kadar geçen tarihsel olayların bir kronolojisidir. Arapça ve Farsça dillerinde basılmıştır.Esere, Mehmet Şeyhî, İbrahim Müteferrika, Şemadanî-zade, Ali tarafından zeyiller yazılmış ve eser İbrahim Müteferrika tarafından ilk iki zeyli ile birlikte basılmış, farsça, arapça ve garp dillerine çevrilmiştir. Pek çok yazmaları vardır.

Fezleket-üt-Tevârîh: Fezleke ekvalü'l-ahyar fi ilmi't-tarih ve'1-ahbar adlı arapça fezlekesi bu esere Kâtip Çelebi «Tarih-i kebir» ve «Fezleketü't-tevarih» adını da ve Müellif hattıyla yegâne nüshası Beyazıt Kütüphanesi Nu. 10318 de bulunmaktadır. 1641 yılına kadar gelen genel bir tarih eserdir. Bir mukaddime, üç usûl ve bir son sözden ibâret olan bu eser, varlıkların başlangıcı, peygamberlerin ve hükümdârların târihi diye özetlenebilecek bir târih kitâbıdır.

Tek nüshası Beyazıd Devlet Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Tarih-i Frengi Tercümesi, Johann Carion'un 1548’de Paris’te yayımlanan Chronique de Jean Carrion adlı eserinin tercümesidir. Katip Çelebi bu tercümeyi Fransız mühtedisi Mehmed Ihlâsî ile birlikte çevirmiştir. Mütercimler bâzı ilâveler ve zeyiller de yapmışlardır. Şinâsi tarafından Tasvîr-i Efkâr’ın bazı sayılarında kısmen yayımlanmıştır. Kâtip Çelebi bu çeviriye yaptığı eklerde Kânunî Sultan Süleyman’dan ve Müslümanlar’ın İspanya’dan çıkarılışından da bahsetmiştir. Bu eserin nüshası Konya'da İzzet Koyunoğlu Kütüphanesindedir.

    Tarih-i Kostantaniyye ve Kayâsire (Revnaku's-saltana): Frankfurt’ta 1587’de yayımlanan Historia rerum in Oriente gestarum, adlı eserin İstanbul ile ilgili kısımlarının çevirisidir. Eserde İslamiyet’in yayılışından,Bulgar Devleti’nin çöküşünden, Bizanslılar’dan, Selçuklular’dan,Haçlı Seferleri’nden, İstanbul’un su yollarından,yangınlarından, zelzelelerinden vb. söz edilmektedir. Bu eserin de nüshası Konya'da İzzet Koyunoğlu Kütüphanesindedir. İrşad-ül Hayâfâ ilâ Tarihu’l Yunan ven-Nasârâ (Yunan ve Hıristiyan Târihi Hakkında Doğrulukları Gösterme): İslâm tarihlerinde Avrupa ülkeleri hakkındaki eksiklik ve yanlışlıkları telâfi için yazılmış küçük bir kitaptır. Kâtip Çelebi’nin Coğrafya Çalışmaları ve Cihannüma Osmanlı döneminde coğrafya ilmi ve bunun eğitim ve öğretimi ile ilgili gelişmeler, esas itibariyle, 17.yüzyıl başlarından itibaren başlamıştır. Özellikle bu gelişmelerin baş mimarı,Kâtip Çelebi’dir.1608-1658 yılları arasında yaşamış olan çağını aşan ilim adamlarımızdan Kâtip Çelebi, devrinin en büyük coğrafyacılarından biridir.Coğrafi yapıtların en önemlisi olan Cihannüma Osmanlı coğrafyacılığında yeni bir çığır açmıştır.

    Kâtip Çelebi’nin birçok batı coğrafya kitabından yararlanarak hazırladığı, İslam coğrafya geleneği üzerine kurulu Osmanlı klasik coğrafya ekolünü değiştiren, Cihannüma adlı eseri Osmanlıların dünyaya bakışlarını değiştirmiştir. Katip Çelebi, Keşf el-Zünûn’da, Cihânnümâ’nın iki bölümü bulunduğunu, birincisinin yalnız denizlerden, nehirlerden, adalardan ve ikinci bölümünde karalardan, alfabe sırasıyla, şehirlerden ve Hicret’in VII. (Miladî 15.) yüzyılından sonra keşfolunan ülkelerden bahsettiğini yazar.

Kâtib Çelebi Cihannüma'yı iki kez yazmıştır. 1648'de yazmaya başladığı ilki klasik İslam coğrafyası temelindeydi. Bu yapıtını henüz bitirmemişken eline geçen Gerardus Mercator'un Atlas'ını Mehmed İhlasî adlı bir Fransız mühtedisinin yardımıyla Latince'den Türkçe'ye çevirterek yeni bilgiler edindi ve 1654'te Cihannüma'yı ikinci kez yazmaya girişti. Yazılmasına 1648 yılında başlanılan Cihânnümâ’nın genel bir coğrafya kitabı olacağı mukaddimesinde belirtilmesine rağmen eserin, kısa bir girişle Asya kıtasında Türkiye’nin doğu sınırlarına (Kuzeyde Erzurum vilayeti, güneyde Irak-Mezopotamya) kadar olan bölgeler ile sınırlı kalmış olduğu görülmektedir.

Doğu ve Batı’yı her yönüyle içine alan bir coğrafya kitabı hazırlamayı hedefleyen Kâtip Çelebi, elindeki kaynakların yetersizliği karşısında önceleri ümidini kaybetmiştir. Dolayısıyla Cihannüma’nın bu ilk sürümü, sınırlı bir bölgeye ilişkin kalmıştır. Kâtip Çelebi Şeyh Mehmed Efendi İhlasî adlı Latince bilen Fransız asıllı coğrafyacı bir mühtediden yardım alarak 1654’te Levâmiü’n-nûr fi Zulmeti Atlas Minör adlı başka bir coğrafya kitabı daha hazırlamıştır. Levamiun-nur fi zulmeti Atlasi Minor, Mercator ve Hondios'un At minor'undan Mehmet Ihlâsî ile birlikte yapılmış, şerhli, açıklamalı bir çeviri eserdir. Nuruosmaniye Kütüphanesi Nu. 2998 deki yazma müellif nüshasıdır. Bu sırada, Batılı coğrafyacılardan Abraham Ortelius’un Theatrum orbis terrarum ve Mercator’un Atlas’ını inceleme fırsatını bulunca bu eserlerden ve haritalarından istifade ile Cihannüma’yı yeniden yazmaya başlar. Bu yeni Cihannüma’yı hazırlarken ayrıca Ph. Cluverius’un Introductio geographica vetera quam nova ve G. Lorenzo’nun L’univesale fabrica del mondo overo cosmografia (Venedik 1582) adlı eserlerinden de faydalanır.



Kâtip Çelebi Doğal olarak eski Arap, İran ve Osmanlı coğrafyacıların yapıtlarını da kullandı. İkinci Cihannüma, dünyanın yuvarlak olduğunu da kanıtlamaya çalışan fiziki coğrafya ağırlıklı bir giriş bölümünden sonra Kristof Kolomb ve Macellan'ın keşif gezilerinden söz eder. Ardından Japonya'dan başlayarak Asya ülkelerini tanıtır. Bunların tarihleri, yönetim biçemleri, ekonomileri, inançları konusunda bilgiler verir. Bu arada İslam coğrafyacılarının bilgi yanlışlarını gösterir, bunların harita kullanmamaktan ileri geldiğini açıklar. Bu ikinci Cihannüma'da anlatılan son yer Van'dır. Birinci Cihannüma'da ise Osmanlı Avrupa'sı ve Anadolu ile İspanya ve Kuzey Afrika'yı kapsamaktadır. Her iki biçimde de ek olarak birçok harita vardır. Cihannüma, özünde tüm İslam ve Hıristiyan coğrafyacılığının da temeli olan Batlamyus (Ptolemaios) kuramına dayanmakla birlikte, o güne dek hemen hemen hiç yararlanılmayan Batı kaynaklarını Osmanlı coğrafyacılığına tanıtması bakımından büyük önem taşır.Bugün dünyanın çeşitli kütüphanelerinde bulunan çok sayıdaki nüshaları, daha sonra coğrafya heveslisi müstensihlerin eklemeleriyle genişletilmiştir. Bazen eksik bırakılan nüshalar olduğu gibi aşırı derecede ilavelerin yapıldığı kopyalar da vardır.


Öyle ki artık bu eserler, Kâtip Çelebi’nin Cihannümasından çok, aynı üslupta hazırlanmış yeni birer “cihannüma” halini almıştır. 19. yüzyılda modern Batı coğrafyacılığının girdiği ve eğitim kurumlarında okutulmaya başlandığı dönemlere kadar bu gelenek devam etmiştir. Kâtip Çelebi’nin Kitab-ı Bahriye adlı eser ise Cihannüma'nın Rumeli kısmıdır. Cihannüma’dan Örnek Bazı Haritalar Zâtü’l-Kürsü (Halkalı alet olarak bilinen ufuksal koordinat sistemi): Kökeni Helenistik döneme kadar uzanan bu alet, Osmanlılarda “zat-ül halak” olarak adlandırılır. Halkalı alet anlamına gelen zat-ül-halak, Batı’da “meteoroskop”, “armilar sfer”(halkalı küre) ya da “astrolabium armilare” (halkalı usturlab) olarak adlandırılır.


Alet Yerin merkezde olduğu tasavvur edilerek çizilir. Ahmed el-Kırımî tarafından çizilmiş olan ve bir kulp vasıtasıyla sabitlenmiş olan alete Zatü’l-Kürsî (kürsülü alet) denilmiştir. Müteferrikanın Cihannümaya aldığı semayı tasvir eden bu çizim, Yeniçağ’da Doğu’da ve Batı’da çok bilinir. Bu genellikle 6 halkadan oluşan ekliptik dairesine (tutuluma) bağlı koordinat sistemidir, burçları ve dönenceleri göstermektedir.

Tam merkezde dünya yer almaktadır. Özerindeki yazı: Zatü’l-Kürsü el-sınâ’i el-mübeyyini’d-devâiri’l-i’zâm el-mefrûzati’s-sutuhi’l-eflâk (Felekler düzleminde var olduğu düşünülen büyük felek dairelerini anlatmak için yapılmış kürsülü alet) Gökküresi: Âlimlerin iç içe geçmiş “felekler” (halkalar) şeklinde tasavvur ettikleri evrenin, en dışında yer alan sabit yıldızlar düzlemini gösteren şekil: Çizimin sağ tarafında yer alan daire, güney yarım küredeki sabit yıldızlara, sol taraftaki ise kuzey yarım küredeki sabit yıldızlara ilişkindir. Her iki dairenin de çevresinde 12 burcun adları ve yerleri teker teker belirtilmiştir. Özerindeki yazı: Felek-i sevabit’in şeklidir ki, iki daire bir felekten ibaret olup, cânib-i yeminde vâki’ dairede feleğin nısf-ı cenûbîsinde hükemânın hayâl eylediği sûver-i kevâkib ve cânib-i yesârda vâk’i dairede nısf-ı şemâlde hayâl eyledikleri sûver-i kevâkib resm ve tasvîr esmâ’-i sûver dahi keteb olunmuştur. (Sabit yıldızlar feleğinin şeklidir. Bu felek iki daireden oluşur. Sağ taraftaki dairede feleğin güney yarıküresinde âlimlerin varsaydıkları takımyıldızların şekilleri ve sol tarafında bulunan dairede kuzey yarıkürede varsaydıkları takımyıldızlarının şekilleri çizilmiş ve tasvir edilmiştir.

Takımyıldızların isimleri de yazılmıştır. Yeni astronominin iki temsilcisi Nicolaus Copernicus (1473-1543) ile Tycho Brahe’nin (1546-1601) tasavvur ettikleri evren modelleri: Bunlardan Copernicus’un sistemi güneş merkezli olup yer güneş ve diğer gezegenler hareketlidir ve güneşin etrafında döner. Tycho Brahe’nin modelinde ise güneş ve ay, hareketsiz yerin etrafında dönerken, diğer gezegenler güneşin birer uydusudur. Resmin sağ üst tarafında Tycho Brahe’nin evren modelinin diyagramı; sağ altta ise ilk çizimde Copernicus modeline göre mevsimlerin oluşumu resmedilmiştir. buradaki ikinci çizim ise Tycho Brahe modelinde gezegenlerin episiklik hareketi resmedilmiştir. Resmin sol üst tarafında Copernicus evren modelinin bir çizimi bulunur.

Altta ise Utarit (Merkür) ve Zühre (Venüs) gezegenlerinin episiklik hareketleri modellenmiştir. Değişik dillerde yönler ve rüzgâr adlarını gösteren daireler: (Galatalı Mıgırdıç tarafından çizilmiştir).Beş farklı dairenin oluşan şekillerin 1. dairesinde Medar-ı cedi ve medar-ısertan (oğlak ve yengeç dönenceleri), hatt-ı üstiva (ekvator kuşağı) ve yerkürenin 4 ana, 4 ara yönleri gösterilmiştir. Bu yönler şunlardır: Şark (Doğu), maşrık-ı seyfî (kuzey doğu), maşrık-ı şitavî (güney doğu), garb, mağrib-i Seyfî (kuzey batı), mağrib-i şitavî (güney batı), cenub (güney) ve şemal (kuzey) dir . 2. dairesinde aynı yönlerin Rumca karşılıkları ile verilmiştir. Küre-i arz ve mâ’ (Yer küresi) iki küreden oluşmuştur. Bunlardan ilki Eski dünyayı oluşturan Asya, Avrupa ve Afrika ile civarlarını kapsar. İkinci yarı küre ise Hind-i Garbi Amerika yani yeni keşfedilen dünyayı kapsamaktadır. Ahmed el- Kırımî tarafından resmedilmiştir.

Onar derecelik enlem ve boylam çizgileri ile iklim kuşakları, kutuplar, ekvator, kıtaların isimleri ve bazı ülke ve bölgelerin isimleri yazılmıştır. Yenidünya olarak adlandırılan Amerika Kıtası kuzey bölgelerindeki henüz keşfedilmeyen yerler boş bırakılmıştır. Florida bir ada şeklinde gösterilmiştir. Eski dünya güney yarı küresindeki Avustralya kıtası Araz-i Flemenk-i Cedide (Yeni Hollanda Kıtası) olarak belirtilmiştir. İki büyük daire Kuzey ve Güney Kutup bölgelerinin sırasıyla 0-300 Kuzey ve Güney paralelleri arasında kalan yerlerini göstermektedir. Diğer döret küçük dairenin birincisi enlem boylam çizgilerini, ikincisi küre-i müstakime, düz dünya eksenini ve üçüncüsü küre-i mütevaziye, paralel dünya eksenini dördüncüsü eliptik eğimini göstermektedir.

Üstteki Kuzey kutup dairesi, Kuzey Buz Denizi ve İzlanda, Norveç, Grönland, Finlandiya, Baffin körfezi vs kuzey ülkeleri ve yerleşim yerlerini kapsamaktadır. Güney kutup dairesi ise, Macellan Boğazı, Nova İzlanda, Nova Gine ile keşfedilmeyen topraklar bulunmaktadır. Resm-i İklim-i Avrupa (Avrupa Kıtası):Haritada Avrupa ülkeleri ve başkentleri, önemli akarsuları belirtilmiş, ancak Gerardi Mercator’un Avrupa haritasında olduğu halde burada sıradağlar gösterilmemiştir. Asya, Afrika ve Kuzey Buz denizi sınırları farklı renkte çizilmiştir. Akdeniz, Karadeniz, adalar, Bahr-i Hazar (Hazar Denizi) ve kıyıları çizilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu Memalik-i Anadolu, Memalik-i Rumeli olarak iki bölgeye ayrılmıştır. Memalik-i Leh (Polonya), Memalik-i Alman, Memalik-i Françe, Memalik-i İspanya, Memalik-i İsveç vs. yanında Asya’da Memalik-i Tatar, Memalik-i Rusya ve Gürcistan gibi ülkeler işaretlenmiştir. Ölçek kullanılmayan haritayı kimin çizdiği de belli değildir. Haritada enlem ve boylam çizgileri yanında, Mercator’un Avrupa haritasında olmadığı halde klasik haritalarda kullanılan bir adet sekiz yönlü ‘projeksiyon merkezi’ kullanılmıştır. Resm-i Afrika: Afrika: Cihannümâ’da ikinci olarak Afrika Kıtası resmedilmiştir. Mercator tekniğinde yapılmış olan haritada enlem boylam çizgileri birbirini dik açıyla keseler. Resimde ekvator daha kalın çizgiyle belirtilmiş, Oğlak ve Yengeç dönenceleri daha ince çizgi ile gösterilmiştir. Haritada büyük dağ sıraları, nehirler ve göller resmedilmiştir. Akdeniz’in güneyinden başlayarak, Bahr-i Muhit-i Afrika ve Ümid Burnu’na kadar olan yerlerin isimleri ve önemli merkezleri belirtilmiştir. Madagaskar adası yanında Arap yarımadası da Afrika kıtası içinde resmedilmiştir. İklim-i Asya (Asya Kıtası): Eski dünya’nın en büyük kıtası olan Asya, Avrupa’dan başlayarak, kuzey Afrika ve Büyük Okyanus’taki adaları da içine alacak şekilde resmedilmiştir. Nehirler, büyük göller ve önemli sıra dağlar belirtilmiştir. Memalik, Acem, Memalik-i Hind, Memalik-i Çin, Deşt-i Kebir, Deşt-i Kıpçak, Türkistan, Çin denizi ve Japonya ile Kuzey batıda Memalik-i Moskof ve büyük şehirler yazılmıştır. Kuzey doğu köşesinde ise Amerika Kıtasının Kuzey batı kıyıları (Alaska) yer almaktadır. Kapsadığı coğrafya aynı olmakla beraber, Mercator’un Asya haritasına nazaran oldukça sade bir çizim ihtiva eder. Şekl-i Amerika (Amerika): Yenidünya da denilen Amerika kıtası haritası, kuzeyde ve güneyde 60 derece paraleller arasında kalan bölgeyi kapsamaktadır.

Enlem ve boylam çizgileri Merkator tekniğiyle çizilmiş olup birbirine diktir. Kuzey’de Kuzey kutbu ile birleşik duran kıta, güneyde Macellan Boğazı’yla Antarktika kıtasından ayrılmaktadır. Britanya-yı Cedide, Françe-yi Cedide, Terra Nova ve Memalik-i Kaliforniya Kuzey Amerika kıtasının başlıca bölgeleri iken, Orta ve Güney Amerika’da Meksika, Küba, İspanyola, Brezilya, Paraguay, Arazi-i Macellan başlıca bölgeler olarak yer almaktadır. Atlas Okyanusu ve Büyük Okyanus’taki adalar da haritaya dahil edilmiştir.

Nehirler ve Kaliforniya sıradağları belirtilmiştir. Kapsadığı coğrafya aynı olmakla beraber, Mercator’un bir daire içinde gösterilen Amerika haritasına nazaran oldukça sade bir çizim ihtiva eder. Akdeniz ve Karadeniz Haritası: Akdeniz ve Karadeniz yanında büyük çoğunluğu Osmanlı İmparatorlu topraklarında kalan Memalik-i Anadolu, Rumeli, Kuzey Afrika’da Mısır, Barka, Trablusgarp, Libya, Telemsar, Fas, Marakeş, Avrupa’da Endülüs, Valencia, Ceneviz, Venedik, Fransa, İspanya, İtalya ve Sicilya gibi Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler belirtilmiştir.

Enlem ve boylam çizgileri olmayan haritada yönler, Büyük Sahra bölgesine yerleştirilmiş bir projeksiyon merkezi ile sağlanmaktadır. Enlem ve boylam çizgileri olmasa da ölçeklendirilerek matematik tabanlı bir haritaya dönüştürülmüştür. Haritada sırasıyla ‘mil-i İslamîyan’, ‘mil-i Françe’ ve ‘mil-i İtalya’ olmak üzere üç tip ölçek kullanılmıştır. Her mil beşer derece olarak hesaplanmıştır. Eşkal-i Cezire-i Çin ve Hind (Çin ve Hind Adaları): Galatalı Mıgırdıç tarafından resmedilen, enlem ve boylam çizgileri olmayan haritada yönler, Çin Denizi’ne yerleştirilmiş bir projeksiyon merkezi ile sağlanmaktadır. Enlem ve boylam çizgileri olmasa da ölçeklendirilerek matematik tabanlı bir haritaya dönüştürülmüştür. Ölçekler, sırasıyla fersah, ‘mil’, merhale ve saat cinsinden belirtilmiştir. Harita ekvatorun kuzeyinde ve güneyinde yaklaşık 20 derece paraleller arsında kalan coğrafyada, Borneo, Siyam, Sumatra, Cava, Baltimore, Gine, Filipin adaları, Kamboçya, Endonezya, Çin Hindi ve Hind okyanusunun doğusunu kaplamaktadır.


Harita Hint Okyanusunda seyrü sefer yapan iki muhteşem Osmanlı kalyonu ile süslenmiştir. Cezire-i Yaponya (Japoya Adası): Cihannüma’da doğunun en uç noktasında Japonya yer almaktadır. Adada, nehirler ve sıra dağlar ile büyük göller belirtilmiştir. Enlem ve boylam çizgileri yoktur. Güney ve Kuzey paralelleri 30–35 derece arası ile 160–175 derece doğu meridyenleri arasındaki coğrafyayı kapsayan haritada ölçek cetveli de bulunmamaktadır. Yönler Kuzeyi işaret eden basit bir rüzgârgülüyle belirlenmeye çalışılmıştır. Japonya’nın bütün şehirleri gösterilmeye çalışılmıştır.