• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Facebook
  • https://plus.google.com/Google+/posts
  • https://www.twitter.com/Twitter

YAKIN ROTA

 MARMARA, AVŞA,GÖKÇEADA, BOZCAADA

 İki Deniz Dört Ada

Kuytularında sakladığı son güzellikleri, dilini bilenlere açan Marmara Adası... Yaz aylarında nüfusu kırk katına çıkan, 'Küçük Bodrum' Avşa... Ağustosta Meryem Ana şenlikleriyle canlanan Gökçeada... Güzelliklerini bilinçle koruyan Bozcaada... Türkiye'nin gözbebeği bu dört ada, farklı tatil seçenekleri sunuyor. Marmara Adası'nı çevreleyen deniz bazen o kadar sakindir ki yöre halkı bunu "karınca üstünde su içer" ifadesiyle anlatıyor.Ada, 117 kilometrekarelik yüzölçümü ile Marmara'nın en büyük adası. Öte yandan Gökçeada'dan sonra Türkiye'nin ikinci büyük adası.





MARMARA ADASI

Adını asırlık çınarlarından alan Çınarlı köyünün Rumlar dönemindeki adı Kalemi idi. Günümüzde yazlıkların gözde beldesi.Adada mermercilik, binlerce yıllık geçmişe dayanıyor. Hala kullanılan eski tesis, 1912'de yapılmış. Marmara Adası'nda Kara Osman, "Bazen öyle bir liman yapar ki deniz, öyle kıpırtısız, sakin, sessiz olur ki, karınca üstünde su içer" diyor. Evinin balkonundan denizi göstererek. Denizden yükselen o kara parçasına bakınca, bir kavak yaprağı görür insan;117 kilometrekare boyutlarında. Denizden bakınca, ufkun ince buğusunda, güneşin bir yaprağın kenarlarında yaratabileceği bütün renkler vardır; sarı ve yeşil, pembe, kahve ve kızıl. İşte o, Marmara Takımadaları'nın en büyüğü, çevresine adını verendir.Marmara Adası'nın içine, derinliklerine girdiğinizde, 'tuhaf' dersiniz. Tuhaf doğrusu, İstanbul başta olmak üzere bunca büyük kentin dibinde, fakat böylesine temiz.Hırpalanmamış.Ada iskelesinin yanından kalkan minibüsle Çınarlı (Kalemi) köyüne giderken, ayrımına vardığım ilk şey, sahici bir köy havasıydı. Bunu toprak yolun kenarındaki otlaklar, alışveriş torbaları ve konuşmalar anlatıyordu. Köye vardığımda beni, tek katlı, eskimiş, tarih kokan köy evleri karşılamadı, ama araba bilmem kaç asırlık bir çınarın dibinde durdu.Çınarlı'nın bugünkü sakinleri Trabzon ve Rize'den gelme. Rumlar zamanındaki üzüm bağlarını, badem ve zerdali ağaçlarını bugün görmek pek olanaklı değil. Deniz öne çıkmış, bağlar kurumuş. Neredeyse bütün köy balıkçı.İstanbul'dan, denize girilemeyen bu deniz kentinden gidiyorsanız eğer Çınarlı'ya, ilk şaşacağınız suyun berraklığı ve kıyıların temizliği olacak.Marmara Denizi'ndeki genel kirlilik, henüz ada kıyılarına ulaşmamış. Eğer kumsalı seviyorsanız, her pansiyonun, her motelin önünde var. Ama eğer koyları seviyorsanız Kayaburnu'na doğru biraz yürümelisiniz;

Sessiz, güvenli.Muhittin Dalar'la konuşurken öğrendim. "Köy halkı, aslında diğer turizm merkezlerinden farklı olmak istiyor. Gelenler yalnızca tüketici olarak değil, üretimleriyle, zihinleriyle de gelsin istiyoruz."Öte yandan terk edilmiş meyveciliğe ve tarıma geri dönmek de istiyorlar

Bir zamanlar Palatia, şimdi Saraylar olan köye varınca insan, buraların tarihine daha bir şiddetle ilgi duyuyor. Çünkü bulgular, adanın Antikçağ'da mermeriyle ün
saldığına işaret ediyor ve adanın tek mermer bölgesi de burası.Saraylar'da 1912'de kurulmuş bir mermer işleme fabrikası var. Bakımsız, kendiliğinden yaşayan doğal bir müze. Sahi neden gerçek, bakımlı bir müze yapılmaz burası?


Ben oradayken Mutlu Kılıçlı, karakolun önüne demir parmaklıklarla ve sağdan soldan bulduğu mermerlerle bir müze yapmaya uğraşıyordu.Asmalı, eski Rum evlerinin en iyi korunduğu köy. Eskiden bağlarıyla ünlü Asmalı köyünde, günümüzde balıkçılık ve zeytincilik yaygın. Keşke dedim içimden, bizim mermerciliğimizin sanayileşme tarihini gösteren o muhteşem fabrikayla bir bütün düşünülse. Ama bunu seslendiremedim. Çünkü Astsubay Mutlu'nun ilk isteği sağda solda kırılanları, çalınma tehdidi altında olanları güvenliğe almak.Saraylar sakin, güzel kumsalının yanı sıra, başka güzelliklere de çok yakın. Denizle kızılçam ormanlarının sesinden başka ses olmayan Viranköy bunlardan biri. Saraylarsakin, güzel kumsalının yanı sıra, başka güzelliklere de çok yakın. Denizle kızılçam ormanlarının sesinden başka ses olmayan Viranköy bunlardan biri.


Birzamanlar geniş üzüm bağları, elma bahçeleriyle bir meyve ihracat merkezi, şimdisusmuş bekliyor. Ayşen köyünde şimdilik birkaç ev var. Mutlu Kılıçlı'yla indik o köye. Başından sonuna dek muazzam bir vadinin kenarından geçerek. Birçok gizli koyak var bu adada. Yukarı çıkıp sağa dönünce Asmalı' tabelasını görürüsünüz. Tereddüt etmeyin. Sizi duvarları, tavanları eski süslemelerle dolu, birçoğu ayakta duran Rum evleri, deniz ve taze balık satan küçük lokantalarla, ev pansiyonları karşılar.Rumların Kalazaki'sine mübadeleyle gelenler neden Topağaç demişler bilmiyorum. Ama köyde, Aydın Usta'nın pişirdiği balıkların lezzetini artık tanıyorum.Gündoğdu'nun eski adı Prastos. Bugünkü sakinleri İnebolu ve Abana'dan gelmiş. Eskiden dört şaraphaneye, başka kentlere verecek kadar üzüm üretiliyormuş. Anadolu'da doğan her bebek için birağaç dikme alışkanlığı bu köyde de varmış. Şimde elbette yine ağaçlık, yineyeşil, hele büyük kentlerde bir ağaç tekine bile özlem çekenler için yemyeşil.Ada merkezinde tarihi kalıntı yok denecek kadar. Bir zamanlar diskotek yapılmış birkale, biri iki sahip çıkılmış ev dışında bir de Taksiarkhon Kilisesi var.






Kapısında 1889 tarihi okunuyor. Bir zamanlar yağhane olmuş. Şimdi virane.Ben yine Kara Osman'ın yanına çıkıyorum. 'Bu ada aslında bitki adası. Saptansaülkenin doğal sağaltıcı merkezi olur' diyor. Adanın bu en güzel, en ilginçgiyinen adamıyla konuşmak ayrı bir tat. Hayali hayli geniş bir adam. Bazenkonuşmuyor, sanki yazıyor. Hoşça kal Marmor, hoş kal Proikonnisos.

AVŞA ADASI

Avşa Adası, Marmara Denizi'nin en bildik tatil mekanlarından. Bu küçük adaya 1960'lı yıllarda başlayan turistik talep hızla arttı. Kışın tenha olan adanın yaz nüfusu 70 bini geçiyor. Uzun kumsallar, denizin keyfini çıkarmak isteyenlerle doluyor. Avşa'ya "Küçük Bodrum" diyenler var. Bu, biraz da Bodrum deyince aklınıza nelerin geldiğine bağlı ama kastettiğimiz sıcak gündüzler ve renkli akşamlarsa bu sözde doğruluk payı var.





Kıyılarında büyük bir nüfus ve yoğun bir ekonomik faaliyet barındıran Marmara
Denizi içinde bir cazibe merkezi, bir tatil odağı Avşa. Türkiye'nin en küçük ama adından en çok söz ettiren adalarından biri. Belediye Başkanı Cenap Yasakçı da "Küçük Bodrum" benzetmesine katılanlardan. Yasakçı, Türkiye'nin kıyı turizmini İzmir'in altı ve üstü olarak ikiye ayırıyor. Güney, uluslararası alanda tanınmış merkezleri kapsıyor ve fiyatlar genelde daha yüksek. Sınırın kuzey tarafı ise yerli turiste hitap ediyor ve ekonomik tatile daha uygun. İşte Avşa Adası "kuzey turizmi"nin en bildik köşelerinden biri. Buna kanıt yine belediye başkanının ağzından geliyor: "Adanın kış nüfusu 2 bin 499.Yaz aylarında ise 70-80 bine kadar çıkıyor."Avşa dört mevsim güzel olabilecek potansiyele sahip. Ama turizm sezonu okulların tatil olduğu dönemle sınırlı.



Özellikle temmuz ve ağustos aylarında canlılık tavana vuruyor, adaöyle bir doluyor ki bazısı yersizlikten, bazısı eğlence olsun diye kumsaldayatıyor. Adanın her yerinden, kumsalla paralel giden sahil yolunun dibinden bile denize girmek mümkün. Sakin köşeler bulmak da hiç zor değil. Sözkonusu sahil yolu bir yanına denizi bir yanına barları, restoranları, kafeleri,dükkânları almış, uzuyor da uzuyor. Burası adanın sosyal hayatının omurgası,canlılık kaynağı. Siz akşamları iyi zaman geçirmek, insan yüzü görmek, biraz yürüyüş yapmak üzere burada giderken güneş kızarıp kızıllaşıp evleri, yolları akşam renklerine boyayıp denizin çizdiği ufkun ardında kayboluyor.




Güneş
gidince de açıktaki bir kayalık üzerine dikili deniz fenerinin ışığı dönmeye, bir denize, bir adaya göz kırpmaya başlıyor.Avşa, küçük bir kıyı kasabası özelliğini hala koruyor. Özellikle yaz sezonunda sık sık yapılan deniz otobüsü ve gemi seferleri, Avşa'nın cazibesini arttırıyor. Avşa Adası'nın merkez yerleşimi 1992'de belediye olan Türkeli (kısaca ve kolaylık olsun diye Avşa olarak anılıyor)

Adanın batıya bakan kıyılarında bulunan Türkeli, küçük Paşalimanı Adası'nı da görüyor. Diğer tarafta, yani doğu kıyılarında ise Yiğitler köyü var ki buradan gündoğumunu izlemek mümkün. Köy, bir iki küçük tesisiyle sakinliği seven ya da Türkeli'den çıkıp biraz sakinleşmek isteyenlerin tercihi. Adanın yerleşim merkezi olarak topu topu bu ikisi var.



Avşa turizminin okul tatillerine bağımlı olması, burayı tercih edenlerin niteliği hakkında da bize fikir veriyor. Adada daha çok "aile turizmi" yapılıyor. Ama gençleri tatmin edecek özellikleri, canlı müziği, eğlenceli mekânları, romantik günbatımları da var. Bazısı, buranın komşu Marmara Adası'na göre gençlere daha çok hitap ettiğini çıtlatıyor. Son yıllarda Makedonya'dan ve Bulgaristan'dan gelen turist grupları ise adanın az sayıdaki yabancı ziyaretçilerinin başlıcaları.



Avşa nüfusunun önemli bir bölümünü mübadele yıllarında Girit, Rumeli ve diğer yerlerden gelen Türklerin torunları oluşturuyor. Daha öncesinde çoğunluk olan Rumlardan ise geriye neredeyse hiçbir şey kalmamış. Otuz, hatta yirmi yıl öncesine kadar sağ kalmayı başaran eski evlerden artık eser yok. Türkeli'nin biraz dışında yer alan Manastır mevkiine adını veren kalıntılar zamanın ufalamadığı son taşlar.

Ama daha uzun süredir Avşa'da yaşayan aileler var kuşkusuz. Eski balıkçı 63 yaşındaki Ahmet Özkaptan "Dedemiz Rumlarla birlikte yaşamış" diyor. Ama o dönemlerden kalan ve kendisinin de gördüğü devasa şarap fıçıları artık yok. Özkaptan'a göre zaten denizin de toprağın da eski bereketi kalmamış. "Biz balıkçıyken ağlar dolusu balık çıkarırdık" diyor. "Ama Marmara eski Marmara değil." Karısı Pembe de "Eskiden buralar hep bağlıktı, Avşa'dan Tekirdağ'a gemi gemi üzüm giderdi" diye onu tamamlıyor. Ama nüfusu ve ziyaretçisi giderek artan Avşa'nın bağları giderek küçülmüş, konutlara yer açmış. Adalılar şimdi turizm sezonunu uzatmak, buranın çekiciliğini çeşitlendirmek isteğinde. Aslında sezon dışı zamanlarda bile sevimli Avşa, hatta bu aylar ziyaretçinin yaratıcılığına daha çok yer bırakıyor. Çünkü bir ada özel bir mekandır. Her yere yakın olsa bile bir yandan da her yere uzaktır. Avşa da böyledir. Hem yakındır hem uzak. Kısa zamanda gidilir ama eve hiç benzemez.







GÖKÇEADA

Dereköy, Gökçeada'nın terk edilmiş en büyük köyü. Bir zamanlar 1500 hanesiyle ülkenin en büyük köylerinden biriydi Adanın güneybatısındaki Uğurlu köyü yakınındaki kumsallar kalabalık olmuyor. Adaların, insanlardaki alınganlığı doruğa çıkardığı günler bitti. Denizin ve insanın gelgiti birbirine karışıyor. Bu gelgit içinde Gökçeada'yı seçmek bir merak, hızla yaygınlaştırılan, çok ama çok sesli dinlence dışında, bir dinlenceyi, keşif duygusunu besleyen bir yeri seçmek demektir. Nereden gelirseniz gelin,önce Çanakkale'ye veya Eceabat yakınındaki Adatepe'ye uğramak zorunlu. Çünkü buralardan kalkan feribotlarla varılabiliyor adaya. İkinci Dünya Savaşı'na dek, Türk bürokratlarla Rumların yaşadığı bu ada, şimdi büyük ölçüde terk edilmiş.





Kültürel doku bakımından Rumların yaşamayı sürdürdükleri köyler, onların mimarisi ve bugüne çıkabilmiş üretimi dışında kalan hemen her şey, başka her yerde görülebilecek gibi. Aynı betonlaşma, aynı arazi ve orman yağması, aynıturist karşılama.Bu yüzden eski adı Panaia olan ada merkezi, yalnızca alışveriş çin kullanılan bir yer. İslam eserleri bakımından Fatih Camii ve Eski Cami dışında özgün yapı yok gibi.



Benim ilk işim, adanın ortasındaki Ağridya'ya (Tepeköy) gitmek oluyor. Birkaç hane Rum var bu köyde. Ama çoğunlukla yaşlılar. Genç kuşak çoğunlukla başka ülkelerde. Rumlarla sohbet etmek çok güzel ama eğer karşınızdakini düşünecek olursanız, onları ziyaret eden herkesin sorduğu birbirine benzeyen sorular bir sıkıcılık doğurma tehlikesi de taşıyor. Bu yüzden, başka bir âlemden gelen yaratıklarla konuşur gibi değil de, doğalkonuşmak daha güzel dostluklar sağlıyor. Buradan güneydoğuya doğru gidildiğinde bahçeleri ve kumullarıyla Kefalos (Aydıncık) karşılar sizi. Aşağısı Kastro'dur (Kaleköy). Yeni mimarinin baskın olduğu bu köy, daha özgün köylerde konaklama bakımından başı sıkışanlara çoğunlukla çare olabiliyor.Rumların yaklaşık bin beş yüz yıllık bir kültürü var adada ve aslında bugün buraya gelen herkes,onların yaşayışlarının izlerini görmeyi istiyor. Çünkü bir zamanlar birbirinden çok farklı tatlardaşarapların, kekik suyunun, zeytinin ve zeytinyağının
katışıksız üretildiği, gündelik yaşamın Ege'nin kendine özgü renkleriyle nefes alıp verdiği bu yer, şimdi bunların solmakta olan kalıntılarını sunabiliyor ancak Gökçeada'da kısmen ya da tamamen terk edilmiş köyler görülür.



Adanın en eski yerleşimi sayılan Eski Bademli, merkezden kuzeye çıkan dört kilometrelik dik tepenin yamacında. Başka yerlerde yaşayan veyaz aylarında buraya gelen yerliler bir yeni âdet geliştirmişler; kendi evlerinin bahçesini kapısını temizledikten sonra, gelmemiş olan komşusunun evini de temizleyip havalandırıyorlar. Tam bugünler köyün yüzü açılıyor.İşte yeşil dalların üstünde siyah kehribar danelerin rüzgârda salındığı eski görkemli bağlar. Eski Ayii Theodori bugünkü Zeytinli, adını bu bahçelerden alır. İskeleden yola çıkıp durmadan batıya gittiğinizde,küçük yokuşların girip çıktığı küçük koylardan geçerek vardığınız bu köy, tek küçük kahvesiyle sizi ağırlar. Buradan Shinudi'ye (Dereköy) geçebilirsiniz.Eskiden 1500 konutuyla, iki sineması, görkemli okulu, dışarıdan gelip gideniyle ülkenin en büyük köyü sayılırmış. Şimdi hayli boş. Ama ben Dereköy?den kuzeye doğru gitmesini seviyorum. Hangi zamanda gidersem gideyim Samothroki Adası?nabakan Marmaros (Alataş) sırtları beni alıkor. Zihnim temizlenir adeta.Bir yineleme gibi, ama eğer yalnızca bir köy sükûneti içinde dinlenmek değil de burada yaşamış ve yaşamakta olan insanları da tanımak istiyorsanız, ağustos en olanaklı ay. Çünkü bu ay, ada boydan boya şenlik.

Eorti Dispenagies Meryem Ana Günleri bu ay yapılıyor. O zaman adanın bütün gizli şarapları sokaklara çıkıyor. Yaşlılar gençleşiyor, gençler çocuklaşıyor sanki Dionysos adayı her gün boydan boya geçiyor.Adanın gerçekten olağanüstü manzarasında biraz hüzün yok değil. Ama hüzünlendiğim anlarda benim aklıma hep Yorgo Zarbozan'ın sözleri gelir. "İnsanoğlunun emeği, onun en güzel yanıdır. O zaman o güzel yanımızı sevinmeye verelim, gülmek değil sade, güldürmek, gülümsetmek olmalı yaşayış." Evet bir yere böyle gitmek ve böyle ayrılmak oradan. O zaman diyebilirizki gitmek güzel emektir, bir başka kalmak için.





BOZCAADA


Polente Feneri, adanın batı ucunda Yolumun oralara düştüğü eski bir vakitte, kısa bir moladaOdunluk İskelesi'nden Bozcaada'ya bakmıştım da ne kurak göründüğüne şaşırmıştım. İnsanı sonradan mahcup edecek bir yanılgı. Ama dışarıdan bakanbirinin bu şekilde aldanması çok da ender rastlanan bir durum olmasa gerek.Zira adaya adını bile onu uzaktan fazla "boz" bulan eski denizciler vermiş. Üzerine çıkıldığında kendini belli eden bir yer Bozcaada. Tarz sahibi, özgün, bereketli ve olgun. Türkiye'nin en iyi durumdaki tarihi kalelerinden birine sahip adaya kişilik veren en belirgin mimari varlık bu taş güzel.




Limanın yanı başında, denize sıfır Bozcaada Kalesi "hele hele akşam
ışıklandırması altındayken" ilçeyi herhangi bir kıyı yerleşiminden ayıran en belirgin özellik. Onu seyretmek de keyifli, onun burçlarından adayı seyretmek de. Siz kumdan süzülen bir damla gibi adanın ayrıntılarına daha çok indikçe, taş evlerin sıralandığı sokakları, tahta sandalyeli balık lokantalarını, limanın kedilerini, üzüm bağlarını, deniz fenerlerini gördükçe dışarıya arınmış ve rahatlamış olarak çıkıyorsunuz. Gerçekler taraflıdır, doğru andan yanadır. Biz de gerçekçi olalım ve söyleyelim. Bazı yerler, diğer bazı yerlerden daha iyidir. Bozcaada daha iyi bir yer. Yol üzerinde olmadığı, uzun yıllar çok da kolay ulaşılamadığı ama en çok da adalılar duyarlı davrandığı için Bozcaada yavanlaşmadan, çok kullanılan tabirle bozulmadan kalmayı başarmış. Fiziki ve psikolojik yapısı ile ziyaretçisine verdiği his bozulmamış ve buralı olmayı sürdürüyor. Bozcaada'nın merkezi ve tek yerleşimi, eski taş ve ahşap evlerle bezeli. Bu arada Bozcaada?nın, Türkiye'nin köyü olmayan tek ilçesi olduğunu hatırlatalım. Sokaklarda yapılacak gezintiler, kentlerde gözleri yorulmuşlara ilaç gibi gelecek görüntüler sunuyor. Nüfusu 2 bin dolayında olan ada, en canlı döneminde dört beş bin kişiye ev sahipliği yapmış.


Bu yüzden evlerin bir kısmı şimdi boş. Ama büyük kentlilerin ikinci konut ilgisi nedeniyle restorasyon ve yeniden inşa hareketi var. Nüfus kaybının önemli nedeni Rumların gitmiş olması. Ama ada, kökenlerini aramaya gelen ya da toplamı birkaç düzineyi ancak bulan akrabalarını ziyaret eden Rumları ağırlamaya devam ediyor. Bu ziyaret trafiği Ayazma Panayırı döneminde iyice artıyor. Ayazma Bozcaada'nın en ünlü koyu, Türkiye'nin de en ünlülerinden biri.




Adanın ilçeye göre ters tarafında kalan ve kısa bir minibüs yolculuğuyla
ulaşılan Ayazma Koyu sapsarı kumu ve neredeyse her derinlikte dibini gösteren suyuyla ününü hak ediyor. Biraz ötede daha küçük ve daha tenha Sulubahçe ve Habbeli koyları bulunuyor. Bozcaada'nın tertemiz, ince ve mavi bir ışık kıvamındaki sularının özellikle denizi serin sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacağını belirtelim. Adanın sokaklarının, mekânlarının, plajlarının hiçbir zaman fazla kalabalıktan şikâyet etmeye meydan vermeyecek durumda olduğunu belirtmekte de fayda var. Dimdik ayakta duran Bozcaada Kalesi şimdi sakin, yıllarınyorgunluğunu atıyor. Çanakkale Boğazı'nı kontrol etmeyi sağlayan Bozcaada, tarih boyunca çekişme konusu oldu. Bir köşesine güzel taş evlerin iliştirildiği geniş bağlarla kaplı ada tabii ki şaraplarıyla da ünlü. Sofralarımıza lezzet katan çavuşüzümünün yurdu da yine Bozcaada. Buranın önemli özelliklerinden biri de Türkiye'nin en temiz enerjisini üreten merkezlerden birine sahip olması.İstikrarlı ve kuvvetli bir rüzgâr rejimine sahip Bozcaada'nın batısında rüzgâr enerjisini elektriğe çeviren dev yel değirmenleri bulunuyor. Şimdiki ağırbaşlılığına pek aldanmamak gerek.


 Türkiye'nin üçüncü büyük adası Bozcaada,Çanakkale Boğazı'ndan yapılan gemi trafiğini kontrol etmeyi sağladığından tarih boyunca dikkatleri hep üstüne çekti. Bu yüzden hareketli bir geçmişi var. Bizim meşhur kalemiz de yüzyıllarca denizin nöbetini tuttu ve defalarca harap düştü.Son bir restorasyonla şimdiki sağlam ve tam görünümüne kavuştu. Ada görülebilecek diğer bir önemli tarihi yapı da Köprülü Mehmed Paşa Camii. Buralara gelmişken kalamar tatmadan dönmek olmaz elbet. Bozcaada'nın duru ve bereketli suları deniz mahsullerinin en lezizi ve doyurucusunu sunuyor. Lokantaların çevrelediği iskeleye girip çıkan teknelerin pat pat motor sesleri dalgalar arasında yankılanıyor. İçinde bir iş görmenin saadetini, ellerine pullar
bulaşmış balıkçılardan daha iyi kim duyabilir?


Peki ya sen Polente, beni özledin mi? Yalnız başına denizi seyretmekten sıkılmadın mı? Polente Feneri adanın batı köşesinde, ıssız bir burunda duruyor, geceleri çıkan sarı saçlarıyla Ege'yi aydınlatıyor. Biraz zor ulaşıldığından mı kıymetleniyordur nedir ona bakmak, onunla birlikte denize bakmak büyük haz veriyor insana, verdiği görkem hissi büyüyor da büyüyor.Adaya ilk gidişimde, daha vapurda, müdavimlerden biri "Yolun buraya bir kez düştü mü, mutlaka bir kez daha düşer" demişti. Bu söz birçok yer için söylenir ama ben Bozcaada'dan ilk ayrılışımdan birkaç gün sonra yine buraya dönmüştüm gerçekten de. İnsan Bozcaada'dan bir "gelecek sefer" olacağını bilerek ayrılıyor. Bakalım bir sonraki ne zaman olacak?

MARMARA VE AVŞA REHBERİ  


 
ULAŞIM

Marmara ve Avşa'ya İstanbul'dan doğrudan vapur veya deniz otobüsüyle gidilebiliyor. Özel araçla gidecekler Tekirdağ Barbaros, Silivri veya Erdek'ten feribotla ulaşabilir.Denizcilik İşletmeleri'ne ait vapur Haziran'ın 20'sinden sonra pazar günleri hariç her sabah 08:30'da İstanbul Sarayburnu İskelesi'nden kalkıyor. Vapur önce Marmara sonra Avşa Adası'na uğruyor.  Yolculuk yaklaşık 6 saat sürüyor. Tek yön tam 15 milyon, öğrenci ve indirimli bilet 12 milyon TL.

Denizcilik işletmeleri 212-251 50 00

İstanbul Deniz Otobüsü İşletmeleri'ne ait deniz otobüsleriher gün 19:00'da Bostancı'dan kalkıyor ve 19:30'da Yenikapı'ya uğrayarak Marmara ve Avşa'ya gidiyor. Dönüş ise her gün Marmara'dan 17:00, Avşa'dan 17:30'da. Tek yön bilet (kış tarifesi) tam 19 milyon TL., öğrenci 14 milyon TL. İnternet www.ido.com.tr

Yenikapı 212-516 12 12

Feribot: Tekirdağ Barbaros'tan Marmara Adası'nın Saraylar beldesine her gün saat 16.00'da arabalı vapur kalkıyor. İstanbul Seyahat, Esenler otoagarından feribotla karşılıklı sefer düzenliyor. İstanbul Tekirdağ'a otobüs tek yön 8 milyon TL. Feribot ise 5 milyon TL. Yolculuk 2 saat sürüyor. Erdek'ten de Marmara ve Avşa adalarına günde iki kez 11:00 ve 19:00'da feribot kalkıyor.

İstanbul Seyahat 212-658 26 26
Tekirdağ Feribot İskelesi 212-252 21 00
Erdek İskelesi 266-835 11 84

Özkaptan Gemileri Silivri ve Tekirdağ Kumbağ'dan Avşa'ya hergün 16:00'da hareket ediyor. Silivri'den araç (şoför dahil) 20 milyon TL.,
yolcu 7.5 milyon TL. Tekirdağ?dan araç 15, yolcu 5 milyon TL.
Avşa 266-896 38 87

Ömer Kaptan Motorları her gün 16:00'da Tekirdağ Kumbağ'dan
Avşa'ya gidiyor. Araç 15, yolcu 5 milyon TL.
Avşa 266-896 13 82

MARMARA ADASI

Marmara Denizi'ndeki adaların en büyüğü. Ada, özellikle yaz aylarında sahil kesimindeki çay bahçeleri ve lokantalarla hareketleniyor.

Marmara Adası'nın en yoğun turistik dönemi haziran ve ağustos ayları. Denizi, doğası, tarihi kalıntıları ve ada turlarıyla hoş bir tatil geçirebileceğiniz Marmara Adası balıkçılığa da elverişli. Adanın yüzölçümü 117 kilometrekare.Marmara merkezden adanın köylerine minibüs mevcut. Ancak adaruhunu tatmak isteyenler tekne turunu tercih etmeli. Marmara'dan, adanın karadan ulaşılamayan bakir koylarına, Avşa’ya ve köylere tekturları düzenleniyor.

KONAKLAMA

Çınarlı, Asmalı ve Topağaç adanın daha sakin bölgeleriMarmara merkez olduğundan özellikle yaz aylarında daha kalabalık oluyor.

Şato Motel (Marmara) 266-885 50 03
Murat Otel (Marmara) 266-885 52 22
Ada Palas Otel (Marmara) 266-885 50 07
Aba Otel (Marmara) 266-885 52 71
Motel Mola (Marmara) 266-885 51 01
Boncuk Motel (Marmara) 266-885 50 5
En Ön Tatil Köyü (Marmara) 266-885 54 05
Pevhlivan Pans. (Marmara) 266-885 57 25
Beyaz Yunus Motel (Çınarlı) 266-895 80 65
Gondola Motel (Çınarlı) 266-885 50 45
Demos Turistik T. (Çınarlı) 266-895 81 10
Viking Motel (Çınarlı) 266-895 80 87
Kumsal Motel (Çınarlı) 266-895 82 31
Yaşar Okşar (Çınarlı) 266 895 80 33
Karakuş Pans. (Topağaçköyü) 266-882 10 85
Özdemir Otel (Saraylar) 266-887 70 06

YEMEK

Adanın hemen hemen her beldesinde balıkçı restoranları var. Fiyatlar verdikleri hizmete göre epeyce ucuz. Köylerden taze ve kurutulmuş adaçayı, zeytin ve saf zeytinyağı alabilirsiniz. Aba Restaurant Aba mevkii. Aydın Restaurant Topağaçköyü

GEZİLECEK YERLER

Yüzölçümünün yaklaşık yarısı orman alanı olan ada, Aba,Kole, Manastır ve Mestanağa koyları ile birbirinden güzel plajları barındırıyor. Asırlık çınarlarıyla ünlü, Rumlar zamanındaki adı "Kalemi" olan Çınarlı köyü, ince kumul sahil şeridine ve temiz bir denize sahip. Köye iskelenin hemen yanından kalkan minibüslerle ulaşabilirsiniz. Pansiyonculuk epeyce yaygın. Köyün biraz ilerisindeki Kayaburnu Koyu yüzmek için sessizlik arayanların gözde yerlerinden biri. Asmalı köyündeki balıkçı barınağı yat turizmine oldukça elverişli. Zeytincilik ve balıkçılık Asmalı köyünün başlıca geçim kaynakları. Kalazaki olarak da bilinen Topağaç köyü, geniş plajlara ve sebze meyve bahçelerine sahip. Saraylar (Palatia), doğal yapısının mermer oluşu nedeniyle nemsiz bir iklime sahip, hoş bir dinlenme beldesi. Aynı zamanda, bölgedeki mermer ocakları, Türkiye'nin mermer ihracatının yüzde ellisini karşılıyor. Antikçağdan beri burada üretilen mermerler dünyaca ünlü. Saraylar'da bir de açık hava arkeoloji müzesi bulunuyor. 1912'de buharla çalışan makinelerin kullanıldığı Türkiye'nin ilk mermer kesme fabrikası ve Yana Çiftliği mevkiinde adanın günümüze kadar iyi korunmuş tek kilisesi bulunuyor. Saraylar'ın sahil kesimi Abrüz'den ise yarımadanın her iki yanındaki kıyılar kuşbakışı görülebilir. Marmara ilçe merkezi ile kuzeyindeki Saraylar beldesini bağlayan eski Nato Yolu adanın en yüksek yeri olan Nato Tepesi'ne (709 metre) ulaşıyor ve ideal bir trekking parkuruna sahip.

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Marmara Belediyesi 266-885 50 50
Saraylar Belediyesi 266-887 73 34
Turizm Bürosu 266-885 50 53
Sağlık Ocağı 266-885 51 19

AVŞA

Avşa, Balıkesir'e bağlı Marmara Adaları'nı oluşturan adalardan biri. Kıyılarının toplam uzunluğu yaklaşık 28 kilometre olan ada geniş ve uzun kumsallara sahip. Avşalılar özellikle vücuttan hemen temizlenebilen iri taneli kuma dikkat çekiyor. Adada iki yerleşim var. Türkeli beldesi (bu merkez yerleşim "Avşa" olarak da biliniyor) ve Yiğitler köyü. Az sayıda restoran ve pansiyonu olan köy, gezilecek yerler arasında bulunuyor. Avşa Adası'nın yaz nüfusu 80 bine kadar çıkıyor. Daha çok yerli turistlere hizmet veren adada tatil sezonu okulların yaz tatilleriyle sınırlı. Doğal koşullar ve iklim el verse de turizm sezonu oldukça kısa. Adanın her yerinden denize girilebiliyor ve cazip kumsallar bulunuyor. Bunların en ünlüleri Mavi Koy, Manastır mevkiindeki Çınaraltı Koyu, Çiftlik Koyu, Beyazsaray mevkii. Yiğitler köyündeki Altınkum Plajı da çok ünlü. Bu koylara merkezden tekneyle ulaşım mevcut. Üzümleriyle ünlü Avşa'da kaliteli şaraplar üretiliyor. Yiğitler, Bortaçina ünlü şaraplar arasında. Avşa'da deniz ürünleri de bol ve iyi restoranlar var. Ada özellikle lezzetli istavritiyle ünlü.Barların, restoranların, otellerin dizildiği sahil caddesi akşamları çok canlı
ve eğlenceli.

KONAKLAMA

Avşa'da her bütçeye hitap eden seçenekler mevcut. Diğer
tatil beldelerine göre fiyatlar çok uygun. Avşa'da birçok pansiyon bulunuyor.
Bunlar çoğunlukla sabah kahvaltısı vermiyor. İsteyen sezonluk ev
kiralayabiliyor.

Ada Motel 266-896 12 69
Ayberk Otel 266-896 10 15
Beyaz Saray Oteli 266-896 12 81
Çınar Otel 266-896 13 60
Elif Motel 266-896 42 11
Fantasia Motel 266-896 26 32
Meltem Motel 266-896 10 03
Manyas Motel 266-896 40 41
Park Otel 266-896 42 75
Olca Motel 266-896 13 38
Yarar Otel 266-896 11 34
ÖNEMLİ TELEFONLAR
Belediye 266-896 33 00
Avşa Turizm Derneği 266-896 14 24
Sağlık Ocağı 266-896 12 62
Jandarma 266-896 12 70

GÖKÇEADA REHBER     
 
ULAŞIM

Ada Çanakkale'ye 32, Kabatepe Limanı'na 14 deniz miliuzaklıkta. Gökçeada'ya ulaşmak için Çanakkale ya da Eceabat Kabatepeİskelesi'nden feribotlara binmek gerekiyor. Feribotla yolculuk Çanakkale'denüç, Kabatepe'den birbuçuk saat sürüyor. Feribot için araç kuyruğu yaz aylarında çok uzun olabiliyor. Bu nedenle kalkış saatinden bir buçuk iki saat önce iskelede olmanız bu sorunu çözebilir.

Feribot saatleri:

Çanakkale-Gökçeada: Her gün 17:00
Gökçeada-Çanakkale: Her gün 08:00
Kabatepe-Gökçeada: Her gün 11:00/16:00
Gökçeada-Kabatepe: Her gün 14:00/18:00
Çanakkale Deniz Yolları 286-217 18 15
Kabatepe Deniz Yolları 286-814 12 63
Otobüs

KAMİL KOÇ

İstanbul 212-658 20 00
Ankara 312-224 17 00
İzmir 232-435 90 28
Eceabat 286-814 10 51

KONAKLAMA

OTELLER

Belediye Oteli 286-887 33 75
Gökçe Hotel 286-887 34 73
Gökçe Motel (Kaleköy) 286-887 27 26
Kale Motel (Kaleköy) 286-887 34 38
Kalimerhaba Motel Restoran
(Kaleköy) 286-887 36 48

PANSİYONLAR

Adem Baba Pansiyon
(Yeni Bademli) 286-887 27 23
Kale Pansiyon
(Yenibademli Mevkii) 286-887 34 11
Morgül Pansiyon
(Yeni Bademli Mevkii) 286-887 34 90
Barba Yorgo Pansiyon
(Tepeköy) 286-887 42 47
Palyaço Yakup'un Yeri
(Kuzu Limanı) 286-887 33 49
Şen Kamping (Aydıncık) 286-887 43 97

GEZİLECEK YERLER

Çanakkale iline bağlı Gökçeada Türkiye'nin en büyük adası. Yüzölçümü 289.5 kilometrekare, kıyılarının uzunluğu ise 95 kilometre. Zeytinli Barajı sayesinde adanın içme ve kullanma suyunun tamamı karşılanabiliyor.

Gökçeada'daki İnce Burun (Avlaka Burnu) Türkiye'nin en batı noktası. Ada, kumsalları, köyleri, otantik kahvehaneleri, dibek kahvesi ve tertemiz koylarıyla ziyaretçilerini hayal kırıklığına uğratmıyor. Gökçeada'nın köylerinin hepsinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir izi kalıyor belleklerde. Merkeze 4 kilometre uzaklıktaki Kaleköy çay bahçeleri, restoranları, balıkçı limanıyla eşsiz bir manzara sunuyor. Köyün kalesinden günümüze sadece duvar kalıntıları ulaşmış. Adanın eski köylerinden Bademli, daracık sokaklarında pembe zakkum çiçekleri ve eski Rum evleriyle ünlü. Merkeze 4 kilometre mesafede.

Pansiyonların yoğunlukta olduğu Yeni Bademli ise merkeze 3.5 kilometre mesafede. Adanın 3.5 kilometre batısında Zeytinliköy bulunuyor. Sokaklarında gezdikten sonra otantik kahvelerine gidin. Madamın Kahvesi'nde ya da hemen yanındaki kahveye oturup, adaya özgü taşın içinde dövülen dibek kahvesini yudumlayın. Adanın en yüksek konumunda kurulmuş Tepeköy'de Yorgo Barba'nın tavernasında balık yiyip ev şarabı da içebilirsiniz. Adanın en sakin yerlerinden Dereköy bir zamanların en kalabalık köylerindendi. Oysa şimdi bomboş sokaklarında sessizliğin sesini dinleyebileceğiniz yerlerden. Merkeze 14 kilometre uzaklıkta. Uğurlu'nun sahili ise deniz tutkunları için ideal bir yer. Merkeze 16 kilometre. Her gün Kefaloz'a 12:00, Uğurlu'ya 13:00'te minibüs bulunuyor. Uğurlu'dan dönüş 15:00'te, Kefaloz'dan dönüş saati için minibüslerle
anlaşmak gerekiyor. Kaleköy, Kuzu Limanı ve plajlara 20 dakikada bir minibüs bulunuyor.

Kaleköyden dönüş en son gece 24:00'te, Kuzu Limanı'ndan ise 20:00'te. Ayrıca
Kaleköy ve Kuzu Limanı'na belediye otobüsü de bulunuyor.

PLAJLAR

Ada'nın her tarafında pek çok plaj bulunuyor. Merkezden toplu taşıma araçlarıyla ulaşılabilen Kuzulimanı ve Aydıncık (Kefaloz) en kalabalık plajlar. Aydıncık özellikle rüzgâr sörfü için çok uygun.

 Yıldız Koyu: Yeni Bademli köyünün içinden geçip 1 kilometrelik stabilize yolu izleyerek Yıldız Koyu'na ulaşılıyor. Yıldız Koyu'ndan denize paralel uzanan patikayı izleyip 20 dakikalık muhteşem manzaralı bir trekkingden sonra ıssız Mavi Koy'a ulaşılıyor.
Yanınıza bir şişe içme suyu almayı unutmayın.

Marmaros (Alataş):

Dereköy'de göreceğiniz silik "Alataş" tabelasını izleyin. 6 kilometre sonra soldaki stabilize yola girin. 1 km. sonra yol Marmaros'a ulaşıyor. Plaj son derece temiz. Marmaros'ta denize doğru bakıldığında soldaki kayanın arkasında gizli bir plaj daha bulunuyor. Bu plaja karadan geçmek çok güç ancak yüzerek ulaşılabilir.

Gizli Liman:

Uğurlu köyü yakınındaki Gizli Liman'a yakın bir zamana kadar araçla ulaşılamıyordu. Yeni açılan toprak yol sayesinde artık ulaşılabiliyor. Gizli
Liman oldukça büyük ve güzel bir plaj.

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Turizm Danışma 286-887 28 00
Belediye 286-887 22 15
Hastane 286-887 30 03
Emniyet Müdürlüğü 286-887 30 12

BOZCAADA       

ULAŞIM

Bozcaada'ya feribotlar Ezine'deki Geyikli Odunluk İskelesi'nden kalkıyor. Yarım saat süren feribot yolculuğu sonunda Bozcaada'ya ulaşılıyor. İstanbul'dan Ezine'ye ulaşmak için öncelikle Çanakkale'ye gelmek gerekiyor. İstanbul'dan Tekirdağ-Malkara-Keşan güzergâhı takip edilerek,
Gelibolu'dan Lapseki'ye ya da Eceabat'an direkt Çanakkale'ye geçilebiliyor.
Ankara'dan Eskişehir-Bursa-Çanakkale yolu üzerinden 703 kilometrelik yolla
Geyikli'ye ulaşılıyor. İzmir'den Edremit-Ezine güzergâhı takip edilerek 310
kilometre sonra Geyikli'ye varılıyor.

KAMİL KOÇ

İstanbul 212-658 20 00
Ankara 312-224 17 00
İzmir 232-486 34 95
Çanakkale 286-217 11 32
Ezine 286-618 16 67
Feribot saatleri (yaz tarifesi)
Geyikli; her gün saat 10:00, 14:00, 19:00, 21:00. Cuma,
cumartesi ve pazar 24:00
Geyikli Odunluk İskelesi 286-632 03 83
Bozcaada; her gün 07:30, 12:00, 16:30, 20:00. Cuma,
cumartesi ve pazar 23:00.
Bozcaada İskelesi 286-697 81 85

KONAKLAMA

Rum evleri arasında kaybolacağınız Bozcaada'da otellerin yanı sıra pansiyonculuk da yaygın. Pansiyonlarda kişi başı oda kahvaltı fiyatları 15 ila 20 milyon TL. arasında değişiyor. İki yıl önce merkezden 2kilometre uzaklıktaki Âşıklar Çeşmesi karşısına Aral Tatil Çiftliği açıldı.

Dört bir yanı bağlarla çevrili, taş evlerden oluşan yapı 100 yıllık bir çiftlik evi. Atlara binme imkânının da olduğu çiftlikte kişi başı oda kahvaltı 40 milyon TL. Yaz aylarında gitmeden önce rezervasyon yaptırmakta fayda var.

Aksoy Pansiyon 286-697 85 87
Aral Tatil Çiftliği 286-697 03 25
Çapaz Tatil Köyü 286-697 80 37
Ege Otel 286-697 81 89
Ergin Pansiyon 286-697 84 29
Otel Fahri 286-697 80 96
Güler Ada Pansiyon 286-697 84 54
Gümüş Otel 286-697 82 52
Gürkol Pansiyon 286-697 80 11
Kiraz Motel ve Pansiyon 286-697 03 51
Tena Otel 286-697 88 80
Thenes Otel 286-697 88 88
Tuna Pansiyon 286-697 82 62

YEMEK
Adada deniz ürünleri özellikle kalamar çok iyi hazırlanıyor. Fiyatlar İstanbul'a yakın seviyede, fiyatı öğrenmeden özellikle balık ısmarlamamakta fayda var. Meydanda bulunan Ada Cafe'de kahvaltı yapmak mümkün.

Değişik ot çaylarından da tadabilirsiniz. Adanın en güzel barı sahilden kısa bir yürüyüşle ulaşılan Salhane. Güzel müzikler eşliğinde uygun fiyata içki içebileceğiniz bar, deniz kenarında.

GEZİLECEK YERLER

Adaya feribotla yaklaşırken farkettiğiniz ilk yapı Bozcaada
Kalesi'dir. Venedikliler zamanında yapılan ve sonraları birçok kez onarılan diğer adıyla "Eskikale", yeni düzenlemesiyle açık hava ve etnografya müzesi olarak ziyarete açık. Bozcaadalıların "Yenikale dedikleri diğer kale kalıntısı ise tepede yer alır. II. Mahmud zamanında Bozcaada Muhafızı Hafız Ali Paşa'nın yaptırdığı kale, 1827 tarihli bir kitabeye sahip. 17. yüzyıldan kalma Köprülü Mehmed Paşa Camii ve Alabey Camii başlıca tarihi eserlerden. Ayazma Plajı, Sulubahçe ve Habbeli koları yüzmek için ideal.

Tuzburnu Plajı ise yazın bile fazla kalabalık olmayan sakin bir plaj. Çamlık bölgesi yürüyüş için en uygun yer. Antik çağlardan kalma nekropol sahası gezilecek bir diğer yer. Venediklilerden kalan kilise ise adanın Hıristiyan cemaatine hâlâ hizmet veriyor. Adanın batı köşesinde yer alan Polente Deniz Feneri de görülmesi gereken zarif bir yapı. Tavşan, Piresa, Orak, Yılan, Fener, Taş, Kaşık, Gökçe ve Sıçancık Bozcaada çevresindeki irili ufaklı dokuz adacık.

Her yıl 26 Temmuz'da düzenlenen "Ayazma Panayırı" adada sayısı giderek azalan Rum ailelerin yaşattığı bir etkinlik. Panayır, uzak ülkelere yerleşmiş adalı Rumların katılımıyla renkleniyor.

ÖNEMLİ TELEFONLAR

Belediye 286-697 80 81

 
Emniyet Amirliği 286-697 80 10
 
Sağlık Ocağı 286-697 80 51

Yorumlar - Yorum Yaz